banner269
NAZIM HİKMET`İN DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI VE BİTMEYEN SÜRGÜNLER 

İki hafta önce Almanya`nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti`ndeki Wuppertal şehri büyük bir kültürel etkinliğe ev sahipliği yaptı.

Wuppertal Üniversite binasının kapalı salonunda Nebil Özgentürk`ün göç belgeselinin galası ve büyük vatan şairi, Moskova`da sürgünde vefat eden Nazım Hikmet`in 116. doğum günü kutlandı. Ayrıca bu etkinlikte davet edilen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bir konuşma yapmıştı.

CHP Köln Başkanı iş adamı Günay Çapan`ın organizesiyle gerçekleştirilen kültür akşamına Türkiye`den Nazım Hikmet Vakfı`nın başkanı usta sanatçı Rutkay Aziz, yöneticileri Zülfü Livaneli, Leman Sam, Melike Demirağ ile birlikte Tilbe Saran gibi sanatçıların yanı sıra buradan ve Türkiye`den Türk -Alman parlamenterler katıldı.

O gün salon hınca hınç doluydu. Park yeri sorunu ve yemek stantlarındaki sıkışıklığın dışında tarihe geçecek güzel bir etkinlik oldu. Bu nedenle CHP Köln Derneğini Başkanı Günay Çapan`ı, ekibini, CHP Köln derneği üyelerini, Köln Nazım Hikmet Kültür Sanat ve Yardımlaşma Vakfını yürekten kutluyorum. Böylesi dev etkinlikleri inanın burada birçok yerel idare, daire, siyasi parti ya da bir sosyal kurum bile hayata geçiremez.

Moderatörlüğünü sinema ve tiyatro sanatçısı Selçuk Yöntem`in ustalıkla yaptığı bu zengin programlı etkinliğin hoş geldin konuşmasını Günay Çapan yaptı. Daha sonra yedi parçalık göç belgeselini çeken gazeteci-yazar Nebil Özgentürk hem salondaki izleyiciye hem de Almanya’ya gelen ilk kuşaklara teşekkür etti. Gecede '' Almanya’ya Göçün Hatıra Defteri' belgeselinde ve Nazım Hikmet filminin de gördüğümüz üzere konu göçtü ama sanki sürgün olgusu ön plana çıktı.

Bu nedenle şimdi bu konuda bir şeyler yazmak istiyorum yine.

İşgücü anlaşmasıyla toplu biçimde ilk Türkler Anadolu’dan altmışlı yılların başında gelmişler.

Ama daha sonraki yıllarda özelliklede Türkiye’deki 1980 faşist askeri darbeden dolayı buraya yani Almanya’ya, Fransa’ya, Hollanda’ya, İsveç’e, Danimarka’ya hatta İsviçre’ye bile on binlerce politik sığınmacı insanın geldiğine şahittim.

Çünkü ben de 1980’nin yazında bir haziran ayında birazda mecburiyetten yüksek okul okumak için Berlin’e gelmiştim.

Türkiye’den yani buralara, Avrupa’nın farklı ülkelerine sadece resmi işgücü gelmedi. Muhalif duruşu nedeniyle sürgüne çıkmış Nazım Hikmet, Yılmaz Güney, Namık Kemal, Server Tanilli`nin, Ahmet Kaya`nın yanı sıra birçok başka sanatçı, yazar, çizer geldi.
Hem de arkalarında gözleri yaşlı insanları annelerini, babalarını, kardeşlerini, eşlerini, dostlarını geride bırakarak.

Sürgün berbat bir şey olsa gerek.

Özlem, isyan ve öfke var sürgünde. Gerçi şu an bu duyguları Türkiye`de sistem yanlısı olmayan siyasetle uğraşan, toplumsal çalışma yapan, demokrasi mücadelesi veren birçok insanın hissettiğini tahmin ediyorum.

Türkler, Kürtler, Çerkezler, Rumlar, Ermeniler, Museviler, Araplar diğer halklar kadar sürgün politikalarına maruz kalmış halklardır.

Örneğin1817-1864 yılları arasında süren Kafkasya savaşları ve daha sonrasında Rusların yürüttüğü ağır kolonyalist politikalar sonucunda Abhaz halkı ağır yara almıştır. Özgürlük ve bağımsızlık için savaşan halkın çoğunun öldürüldüğünü yüzde sekseninin ise Osmanlı İmparatorluğu`na sürüldüğünü tarih kitaplarından biliyoruz.

Dünya tarihi göçler, sürgünler ve onun birlikte getirdiği acılarla dolu.

Hepimiz biliyoruz ki toplu göçlerde yurtlarından sürülen yüzbinlerce insanın on binlercesi sürgün yollarında açlık, hastalık ve kötü yaşam koşulları nedeniyle can veriyor.

Yakın zamanda da Akdeniz üzerinden Yunanistan’a, İtalya’ya ulaşmak için tekneleri batıp boğulan, suya düşüp denizlerde kaybolan Arap ve Afrikalı mültecilerin göç, kaçış serüveni yüreklerimizi yakıyor.

Bu Sürgüne maruz bırakılan insanlara birde “hain” suçlaması yapmak büyük bir haksızlıktır.

Tarihte ve hala farklı coğrafyalarda göçe zorlanan halkların en masum toplumsal istekleri isyan olarak kabul edilip toplu sürgünler yapılmıştır.

Aynı Iraktaki Ezidiler gibi, İşid bu halkı mahvetmiş, toplu katletmiş, karılarını, kızlarını köle pazarlarında satmıştır.

Şu anda ise göç tersine dönmüştür. 1938lerde Almanya’daki Hitler rejiminin zulmünden kaçan Alman. Musevi akademisyenlere, sanatçılara, aydınlara kucak açan Türkiye’den artık insanlar kaçmaktadırlar.

Türkiye’den darbe teşebbüsü sonrası kaçanlar sadece AKP’nin eski Ortağı onların diliyle, tabiriyle Fetöcüler, Gülenciler değil. Gelenlerin arasında solcu, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, akademisyen, gazeteci, askeri personel iş insanı, hekim, öğretmen yani her sosyal sınıftan insan, herkes var.

Bu son kaçışlar, terk edişler, sürgüne çıkmalar çok acı bir tablo oluşturuyor.
Türkiye’de muhalifler, demokratlar, ilerici insanlar için şu an oldukça zor bir dönem yaşanıyor.

Keşke hiç kimse herhangi bir nedenle ama özelliklede şiddet içermeyen fikirlerinden dolayı toprağını yurdunu terk etmese.

Çünkü gurbet acı bir vatan. Her şeye rağmen, çiçek dalında güzel, insan kendi topraklarında, coğrafyasında mutludur.

Sürgün, kendisi gibi düşünmeyen, yaşamayan insanları sürgüne zorlama aynı zamanda ağır bir insan hakları ihlalidir.

Umarız bu süreç uzun sürmez ve herkes bir gün ülkesine, toprağına geri döner, orda yaşar.

Dilini, dişini, kültürünü bilmediğin bambaşka coğrafyalara göç – sürgün zulümdür, zahmettir, yeni ve çok zorlu bir yeni başlangıçtır, yeni hayatın zahmetlerle dolu inşasıdır.
Göç dramdır, özlemdir, hasrettir.

Vatan ise ortak coğrafyadır, ortaklıktır, kader birliğidir. Ciğerlerine ilk çektiğin nefes, kendini en iyi ifade edebildiğin yerdir.

Vatan asla terk ederken geride bıraktığın bir toprak, kara parçası değildir. O her zaman seninle gelen, seninle yaşayan bir olgu, kültür, gelenek anadil ve bazen de yaşam iksirindir.

Sol görüşlü yurtsever birisi olarak iddia ediyorum Vatan sevgisi sevgilerin en temizi, berrakı karşılıksız olanıdır.

Sağcı iktidarların iddia ettiği gibi solcular asla vatan haini değiller ve olamazlarda. O koca bir yalan, kara propagandadır.

Bu nedenle kimsenin başkalarını dışlama, aşağılama, ayrıma tabii tutmaya hakkı yoktur. İnsanları koparmayın vatanlarından yazıktır, günahtır.

O ortak vatanda herkesin hakkı var. Gidin bunu Çanakkale’deki şehitliklerde mezar taşlarındaki isimlere bakınca göreceksiniz.

Göçsüz, sürgünsüz, barış, demokrasi ve kardeşlik dolu günlere olan özlemle...

Aşk ile ... 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner274

banner275

banner302

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir