METADON: YENİ BİR ANTİTÜMÖR İLACI MI?

Metadon: Yeni bir antitümör ilacı mı?

Kesinlikle hayır!

Öncelikle metadon nedir onu tanımlayalım. Metadon morfine benzeyen sentetik opioid grubuna ait analjezik (ağrı kesici) bir ilaçtır. Son yıllarda, Alman basınında çıkan haberlerde metadonun kanser hastalarında kullanılan kemoterapinin etkisini arttırdığı veya yerine geçebileceği vurgulanmaktadır. Yani, ağrı kesici olarak kullanılan metadon ilacının tümör hastalarında da tedaviye olumlu bir katkısı olduğu söylenmiştir [1]. Haberler metadonun glioma (beyin kanseri) ve lösemi hastalarında sağkalım oranını artırdığına yönelik yanlış bir izlenim bırakıyor. Bu tek taraflı haberler nedeniyle gittikçe artan sayıda hasta metadonu ağrı tedavisi için değil de, onkolojik tedavide de istemektedir.

Peki bu haberlerin arka planı veya dayandığı bilgiler nedir?

Haberlerin kaynağı Ulm Üniversite Hastanesi Hukuk Hekimliği Enstitüsü'nden Dr. Friesen ve ekibinin çalışmalarına dayanmaktadır [2, 3]. Friesen ve ekibi metadon deneylerini tümör hücrelerinde ve fareler üzerinde yapmış ve hücrelerin ölümü saptanmıştır. Fakat bu veriler sadece deneysel tedavi yaklaşımlarıydı. Görülen bu etkilerin hastaların tedavisinde önemli olup olmadığı ve varsa bunların hangileri ile ilgili olduğu henüz belli değildir. Geçmişte diğer opioidlerle ilgili olarak da tümör hücresi bölünmesinin durdulurması görülmüştür; ancak elde edilen laboratuvar sonuçları klinik aşamasında başarısız olmuştur. Zira elde edilen deneysel başarılar her zaman klinik aşamasında da başarılı olmayabiliyor.

Friesen ve arkadaşlarının klinik çalışması retrospektif (geriye dönük) olarak gliom (beyin kanseri) hastalığının çeşitli evrelerinde olan ve 27 hastadan oluşan heterojen bir gruba verilen metadonun tolere edilebilirliği ve toksisitesini tanımlamakla sınırlıdır [2]. Maalesef bu çalışmada kontrol grubundan hiç bahsedilmiyor. Ne yazıktır ki nöro-onkoloji veya onkoloji bilgisi olmayan okuyucular ve hastalar da böyle “sözde bir çalışma” tarafından sunulan verilere inanabiliyorlar!

Friesen ve arkadaşlarının çalışması tamamen bir tolere edilebilirlik analizi olmasına rağmen, bu çalışmaya dayanılarak metadon tedavisisinin beyin tümörü hastaları için daha uygun bir terapi opsiyonun olduğu değişik haber portallarında vurgulanmaktadır. Ancak, bu iddialar bilimsel açıdan bir kaç sebepden dolayı doğru değildir. İlk olarak, bu çalışma tedavi sonrası hayatta kalma riskini ölçebilecek prospektif (ileriye dönük) bir çalışma değildir. İkincisi, çalışmayı yapan ekibin bile bu çalışmada hasta sayısının düşük olmasından dolayı, metadon tarafından sağkalım riski ölçülemiyeceğini ve böyle bir sonucun çıkarılamıyacağından bahseder. Bu nedenle, hala daha metadon tedavisinin hayatta kalma olasılığını artırdığından söz edilmesi anlaşılması mümkün değildir.

Günümüzde kanser tedavisinde metadon kullanımını araştırmış olan veya araştıran hiçbir bilimsel klinik çalışma yoktur. Bununla birlikte, medyanın popülist yaklaşımı neticesinde metanonun „başarılı“ bir onkolojik tedavi olarak lanse edilmesi ve bu yönde kullanılması teşvik edilmekte. Bu nedenle de doğal olarak ilacı talep eden hasta sayısının da artmasına yol açmaktadır.

Klinik çalışmalarla metadonu antikanser ilacı olarak propagandasını yapan çeşitli internet forumlarda metadonun ciddi yan etkilerinin gizlenmesi de özellikle düşündürücüdür. Metadon kabızlık, bulantı, kusma, kalp aritmişi veya sınır merkezinde yan etkileri olan çok güçlü bir opioiddir; aynı zamanda bir uyuşturucudur. Diğer opioidlere benzer şekilde, özellikle uyku apnesi sendromlu hastalarda, ağrı tedavisi için kullanılmadığında metadonun solunumsal depresif potansiyeli çok daha yüksektir. Ayrıca, her uyuturucu maddesinde olduğu gibi yersiz kullanma durumunda ciddi şekilde bir alışkanlık potansiyeli de vardır ve hastalarda “bırakma sendromu“ yaşanması sözkonusu olabilir. Tümör kontrolü sebebiyle metadon ile tedavi edilen ve internet ortamında tanıtılan hastalar bu tedaviyi klinik çalışmaların dışında almış bulunuyorlar. Açıklanan terapi sonuçlarının ne kadarının eşlik eden kemoterapiye veya başka nedenlere atfedilebileceği açıklığa kavuşturulmamıştır. Üstelik, şimdiye kadar da bilimsel açıdan belgelenmiş herhangi bir rapor da yayınlanmamıştır. Bunun disinda zaten metadon kendi basina bir kanser tedavi ilaci olarak kullanilmasi hic kimse tarafindan lanse edilmiyor, olsa olsa normal kemoterapiye ek olarak kullanılması öngörülüyor. Bu da hastanın daha çok yan etkilere maruz kalacağı anlamına geliyor.

Mart 2015'te Alman Kanser Topluluğu içindeki Neuroonkologlar çalışma grubunun (Neuroonkologische Arbeitsgemeinschaft in der Deutschen Krebsgesellschaft) ve Alman Neurologlar Topluluğu (Deutsche Gesellschaft für Neurologie) beyin kanseri hastalarında metanonun kuratif tedavide kullanılmasını kabul etmemişlerdir [4]. Yine 2017 yılının Haziran ayında, Avusturya ve Alman Hematoloji ve Tıbbi Onkoloji Topluluğu da kanser hastalarında metadon kullanılmasına karşı uyardılar. Sonuç olarak, mevcut veriler gözden geçirildiğinde, metadon ilacının ağrı tedavisi dışında tümör tedavisi için kullanımını bilimsel açıdan önerilmemektedir.

Yapılan tüm bilimsel açıklamalara rağmen medyanın da etkisiyle toplanan 50 binin üzerindeki imza sebebiyle Alman Federal Parlamentosu Temmuz 2019 da metadon ilacının kanser hastalarında denenmesinin önünü açmıştır. Bu bence tamamen siyasi bir yaklaşımdır ve bilimsel temeli yoktur. Buna rağmen bilimsel olarak araştırlımasının bu aşamada artık geri dönüşü de yoktur ve yapılması gerekir ki iddialar bilimsel olarak da çürütülsün.

Kaynaklar:

  1. Methadon als Krebsmittel, http://www.ardmediathek.de/tv/Plusminus/Methadon-als-Krebsmittel/Das-Erste/Video?bcastId=432744&documentId=42130112
  2. Onken J, Friesen C, Vajkoczy P, Misch M: Safety and Tolerance of D,L-Methadone in Combination with Chemotherapy in Patients with Glioma. Anticancer Res. 37:1227-1235, 2017.
  3. Friesen C et al. Opioid receptor activation triggering downregulation of cAMP improves effectiveness of anti-cancer drugs in treatment of glioblastoma.

Cell Cycle. 2014;13(10):1560-70

  1. Gemeinsame Stellungnahme der Neuroonkologischen Arbeitsgemeinschaft in der Deutschen Krebsgesellschaft (NOA) und der Deutschen Gesellschaft für Neurologie (DGN) vom 26. März 2015.
YORUM EKLE

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321