MESKENE YASAL TECAVÜZ BÖYLE OLUR…

Piyasa perişan. Tezgâhını kapatan kapatana… İcra daireleri dosya dolu. Takibi bile mümkün değil. Şimdi yasal veya yasal olmayan bir şekilde mafya devrede. Borca göre iş yeri anahtarını bırakıp gidenler bile var. Ticaret erbabı bu tür şeylere alışık değil. Tabanca göstermek bile yetiyor. 

Ticaretle uğraşıyorsanız yandınız demek…

Bir sürü yer ile al gülüm ver gülüm alışverişiniz mi var.

Düzenli giden açık hesap ödemelerinizi Kriz nedeni ile aksattınız mı?

Aman dikkat. Eş, dost arkadaş olmak veya uzun süredir çalışma, vefa falan hikâye…
Hemen alacak miktarı işleme konuyor. Özellikle tahsilâtı iş edinmiş avukat büroları var. İşleri hukuku tahakkuk ettirmek elbette… Önemli bir amaçları da mağdurlardan para kazanmak.

Yazımıza konu olan müşterinin Aylardır kapalı duran deposun haciz için gidiliyor. Bir ön uyarı falan yok. 

Kapıda telefonlarının yazılı olması da önemli değil. 

Adreste kimse bulunmadığı gerekçesi ile tutanak muhtara bırakılıyor. Muhtar kapı, kapı dolaşıp sizi bulacak değil ya! 

Aradan geçen makul süreçte hemen icra işlemi başlatılıyor. 

Buraya kadar her şey normal. 

Dükkân, atölye, araba, banka hesapları gibi detaylar araştırılmaksızın, hatta Google hazretlerinden sorsalar kişinin iş yerini ve telefonunu bulmak mümkün. 
Sadece ev adresi tespitine gidiliyor.

Sonrası malum. Hastanede olan iş yeri sahibinin evine giriliyor, kapı açılıyor, içeri girilip yükte hafif, pahada ağır ne varsa alınıyor. Bu alımlar son derece yasal kurallar içinde gerçekleşiyor. 

Ancak film burada kopuyor. Masanın üzerindeki adres kartını görüp lütfen telefonla bilgi veriyorlar.  2500 liralık borç ödenmediği gerekçesi ile eve girildiğini, bilgisayar ve televizyonlara el konulduğunu bildiriyorlar.  

“Kardeşim ne yapıyorsunuz? İnsan bir haber verir il dışındayım” deniyor, nafile… “Yarına kadar müsaade edin hepsini ödeyelim. Bugün banka müsait değil” diyorlar ona da izin yok. Çünkü işlem gerçekleşmiş, mallar depoyu boylamış bile…  Oysa haciz esnasında herkesin ödeme garantisi verme ve taahhütte bulunma, dosyaya bir miktar para yatırıp ertelemek gibi yasal bir hakkı var. 

Burada ilginç nokta şu. Daha öncede belirttiğim gibi bu kişinin trafiğe kayıtlı arabaları var, bankalarda hesapları var, en önemlisi imalathanesi var.  İcra uygulayan firma ile 3-4 senedir devam eden bir alış verişi var.  İş adresin bilinmemesi mümkün değil. 
Alacaklı firmanın kamyonetleri borçlu firmaya malzeme getiriyor.  Zaten 2 liralık malzeme olmuş 22 lira…

Amaç; Avukatlık bürosunun mafyavari tahsilât becerisi. “Vay, sen ödemeni aksatır mısın? Bak ben seni mahalleye nasıl rezil ediyorum…”  gibi ortaya çıkan ilginç bir sonuç…
Yetki; İcra dairesinin… Mahkemelerin bile üstünde. İcra müdürlüğüne öyle bir yetki verilmiş ki, bul adamını, Savcı veya mahkeme iznine gerek yok. Eve dal... 
Burada araç olarak kullanılan; devletin polisi… Hırsız, arsız, uğursuz, katil, devlet düşmanını kovalamak dururken ekonomik krizde ödemeleri aksamış işverenin peşine düşüyor. Onun nezaretinde eve giriliyor. (Ki, birkaç gün öncesine kadar evde yaşlı ve hasta bir kadın olduğunu, tesadüfen o gün evde olmadığını da eklersek, durumun vahameti ortada…)

Tüm bunlara sebep; muhasebelerin ödeme ve bildirim konusundaki beceriksizliği.  Avukatın tahsilâtta ki aceleciliğimi? Tabii, bu olayı yaşayan kişi muhasebe görevlisini azlediyor. Bir kişi daha işsiz kalıyor. Fazla insani davranmak bu şartlarda mümkün değil.
İnsanı düşündüren şey ise farklı… 

Bence bu durum hepsinden dikkatli davranmayı gerektiriyor.
Büyük firmaların bile alacak tahsili için ne hale düştüğü ortada… Hani Türkiye’de ekonomik kriz yok ya.  Açık hesap çalışmak falan hikâye… Malı satana kadar kınalı, kınalı kuşlar tut, sonra icra uygula… Malının iadesi mümkün iken geri alma… İadeyi kabul ettiğin zamanda yarı fiyat uygula…

Mesken mahremiyetinin ihlali ise ayrı bir konu.  El konulan bilgisayarlardaki bilgilerin korunmasından endişe duymamak mümkün değil. Ticari bilgilerini eski usul deftere yazarak yanında taşımak daha güvenli…

Düzene aykırı bir adam olduğun için “Acaba eve bir şey bıraktılar mı? Evde başka bir eksik var mı?” endişesi ise ayrı bir sıkıntı. Kimseye güven olmuyor. Neden eve girdikleri sorusuna çeşitli cevaplar geliştirebilirsiniz. Bu da zamanla anlaşılacak.

Savcı veya Mahkeme kararı olsa denecek bir şey yok.  Ev sahibi yokken kapı açıp içeri girmek ne demek? Ne kadar etik? Ne kadar ticari bir meziyet? 

En utanç verici durum ise, hadi eve mecburen çamurlu ayaklarınızla girdiniz, tuvalete sıçıp sifonu çekmemek, klozetin kapağını ve tuvaletin kapısını açık bırakmak ne demek oluyor? “Ben bu evin içine ederim” anlamına gelmiyor mu?

İcra daireleri bu kadar mı yetkili? Terörle mücadele birimine bile bu yetkiyi vermeyenler, icra dairelerine niye veriyor? Kimi kime şikâyet etmek gerekiyor? 

Başvurulan makamlardan alınan cevap hep ayni. “Borcunuzu ödeyin. İcralık olmayın.” Yahu, mesele 2500 liralık borç değil, yapılan iş etik değil.  Kaldı ki miktar on binler değil? Bu kadar telaşa ne gerek var? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz? 
Evet, mal kaçırıyorlar… Alacaklarını tahsil edemeyenler kara krediler ile iyice zora düştüler. Onlarda ödeyemiyorlar.

Devlet sözde “Nefes Kredisi” veriyor. Zorda olan esnaf rahatlasın diye… Ancak rahata erdirilecek esnaf kitlesi çok farklı. Devlet bankalarından kredi alabilmesi için ne sigorta ne de vergi borcu olmaması gerekiyor. Takibe düşmüş banka borcu da olmayacak. Esnafın ticari malını veya makinesini ipotek olarak kabul etmiyor.
Nefes kredisine başvuranlar beş ay geri ödemesiz 50-100 bin lira alabiliyorlar. Böylece arabalarının modelini değiştirebilirler. Veya dolara, altına yatırım yapabilirler. Ödeme zamanı geldiğinde nasıl olsa borçları pula dönecek. Aldıkları dolar ve altın zamlanacak. Bu da ayrı bir konu. 

Ne oldu hanenin dokunulmazlığı? Hani kişisel hak ve özgürlükler? hani nefes kredisi? Hani ekonomik şahlanış?

PÖH… 
Bütün bunları görüp duyduktan sonra Adalet bile Mülkün temeli değil.
Savunmanızı “Külahıma” anlatın…
Siz, siz olun… 
Dikkatli olun…
Türkiye’de icralık olmayın…

Taner Tümerdirim
tanertumerdirim@gmail.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
ALİ ERTAN BUKMEN
ALİ ERTAN BUKMEN - 6 ay Önce

bilinmesinde yarar olan yasal uygulama açık seçik ve anlaşılır biçimde kaleme alınmış.
Ben bu konuda bilgi edinmiş oldum.
Yazar ve Ha-ber.com a teşekkürlerimi sunuyorum.

banner324

banner323

banner320

banner321