MEHMEDİN GÜN DOĞUMU…

Biz garip bir ülke olduk…

Yas tutacağımız günlerde eğlenmeye, eğlenip mutlu olacağımız günlerde ise yas tutmaya çalışıyoruz.

Çanakkale şehitliklerine yaptığımız pek çok ziyarette guruplara müdahale etmek zorunda kalmışızdır.

Şehitliklere gidişte, ziyaret edilecek alanın bir ören yeri olmadığını, mezarlıktan öte bir saygı makamı olduğunu hatırlatmışızdır.

Şarkı söylemek, türkü çığırmak yerine dua etmek, o günleri hayal etmek, çekilen zorlukları ve nedenlerini, sonuçlarının ülkenin kurtuluşunu nasıl etkilediğini düşünmek gerekir.

Japonlar için Hiroşima ve Nagazaki ne ise, bizim için de Çanakkale şehitlikleri bir “Milli Bilinç” kazanma merkezidir.

Yürüdüğünüz her köşede, o günlerde yaşanan cehennemin izlerini görebilir, aradan geçen zamanın Mehmedin gün doğumundaki hislerini değiştirmediğini fark edebilirsiniz.

O gün ülke topraklarında gözü olanların, ayni ihtiraslarının devam ettiğini; sadece caydırıcı gücümüzden çekinmeleri nedeni ile sinsi planlar peşinde olduklarını unutmamalıyız.

Eğer herkesin bir arada dostça ve hakça bir dünyada yaşaması mümkün olsaydı, bugün ulaşılan medeniyet seviyesi savaşların bitmesine, sınırların kalkmasına, insanlar arasındaki eşit sizliklerin ve adaletsizliklerin sona ermesine olanak sağlardı.

Maalesef buluşlar ve bilimsel gelişmeler ekonomik gücü olanlar için sağlık ve lüks yaşam vesilesi olurken; çaresiz halk kitlelerinin kederi, kader olarak kabullenmesi mutsuz yüzlerin artmasına neden oluyor.

Her şeyin maddi olarak görüldüğü, fedakarlıkların enayilik olarak kabul edildiği, sevginin çıkar ilişkileri ile şekillendiği bir gelecek dünyayı daha çok tatsızlaştırıyor. Doğal olarak mutluluk arayan genç kuşakların kendilerini mutlu edeceğine inandıkları içki ve uyuşturucu tuzağına düşmeleri toplumsal kaosun tetiklenmesine neden olmaktadır.

Bu 18 Mart hiç te Mehmedin gün doğumuna benzememektedir.

Uçurumun kenarındaki bu ülkeye kurtarıcı olarak gönderilen Atatürk gibi bir deha sayesinde kazanılan savaşları; yapılan hizmetleri anlayamamak, bütün dünyanın imrendiği insani gelişmeyi Anadolu yarımadasında tesis etmeye çalışmak çok iddialı bir girişim olarak ve üstelik yabancı güçler için tehlikeli girişimler olarak kabul edilmiştir.

Çoğunluğu yurt dışına çıkmamış, medeniyetin ne anlama geldiğini kavrayamamış Anadolu insanı feodal bir kavim olarak görülmüş, Arap hayranlığı körüklenerek yapay bir toplum yaratılmaya çalışılmıştır.

Kısmen başarılı olan bu proje ülkemiz insanına BOP olarak pompalanmış, Avrupa’ya hükümran olmuş bir ülkenin çocukları Avrupa birliğinden bile uzak tutularak güzel İslam ahlakı yerine tutucu radikal İslam’ın tohumları atılmıştır.

Kimsenin kimseyi suçlamadan, Çanakkale ruhunu yeniden yakalamak ve doğu hayranlığından vazgeçerek medeniyetin kapılarını zorlamalıyız.

Dolayısı ile Çanakkale’de Mehmedin gün doğumunda hissettiği özgürlük hissini, her şeyi özellikle insan olduğumuzu, birbirimize destek olmamız gerektiğini hatırlaması, birbirine güvenmeyen, her fırsatta aldatılacağını düşünen bir birey olmaktan kurtulması gerekmektedir.

Olay, yeni bir başlangıç yapılmasına duyulan Milli Bilinçlenme zorunluluğudur…

Yoksa Çanakkale’de toprağın altında yatanların kemiği sızlar, ruhları hepimizi boğmaya yeter…

Taner TÜMERDİRİM

tanertumerdirim@gmail.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Cengiz
Mehmet Cengiz - 1 ay Önce

Kaleminiz dert görmesin.

banner324

banner323

banner320

banner321