MANOLİ’NİN GÖZYAŞLARI (Şirince ve Mübadele)



Manoli Aksiyotis’i tanır mısınız?
Hani Dido Sotiriyu’nun ünlü romanının kahramanını.
Ya da soruyu şöyle soralım:
“Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı romanı kimler okudu?
Belli bir kuşağın üzerinde derin etkiler bırakmış bu roman, 1970’te sanırım, Yunanistan’da ilk kez basıldığında bütün dünyada yoğun bir ilgi gördü. Sonra Atilla Özkırımlı tarafından Türkçeye de çevrildi ve “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adıyla yayımlandı. Sonra da Abdi İpekçi Barış Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de binlerce kişi tarafından okundu.
Bu roman gerçekte, 1919-1922 yılları arasında süren Türk-Yunan Savaşını belki de en tarafsız gözle anlatan romanlardan birisiydi. Romanın kahramanı, Şirinceli bir genç olan Aksiyotis Manoli’ydi. Romanı okuyanlar anımsarlar, Şirince’nin savaş öncesi döneminden başlayarak, savaşın başladığı günlere kadar süren sakin yaşamının, bir anda savaşla birlikte nasıl büyük kabarışa dönüştüğünü, insanların şaşkınlığını, bölgedeki Türk ve Rum köyleri arasında kışkırtıcıların marifetleri sonunda ortaya çıkan etnik kabarışı öylesine güzel anlatır ki?
Bu romanı okuyanlar, romanın kahramanı Manoli Aksiyotis’in yaratılmış bir roman figürü olduğunu düşünmüşlerdir hep. Ancak bu düşünce doğru değildi. Belki bu gizem, romana farklı bir hava veriyordu; ancak Manoli Aksiyotis gerçek bir kişilikti ve üstelik de yıllar yıllar sonra, yaşı neredeyse 70’i çoktan geçmişken, büyük bir özleme kapılarak, doğup büyüdüğü Şirince’yi görmek isteği içinde kabardı.
İşte tarafımdan yazılmış “Manoli’nin Gözyaşları” adlı roman da bundan sonrasını kaleme alan bir çalışmadır. Yapıt tür olarak bir roman; ancak o yalnız bir roman olarak da görülemez. Çünkü romanda anlatılan her şey gerçektir ve Manoli’nin hüzünlü öyküsünü anlatmakla yetinmez; onu ele alırken, Şirince’yi, onun tarihini, efsanelerini, sonra da yaşanmış büyük Mübadele’de karşılaştıklarını anlatır.
Bu nasıl ortaya çıktı?
Kuşkusuz bunun yanıtı romanın kendisinde ayrıntılı olarak anlatılıyor. Ancak şu kadarını söyleyelim: İnsanın yurt ve doğup büyüdüğü topraklara duyduğu özlem, ondan ayrı kalınca hiç ama hiç sönmüyor, azalmıyor. Tam tersine daha da kabarıyor ve o toprakları tekrar görmek arzusu, büyük bir tutkuya dönüşüyor.
İşte Manoli Aksiyotis de bu tutkunun tutsağı olmuştur. Tıpkı romanın diğer kahramanları Dıramalı Hasan Aga, Koca Nine gibi kişiliklerde olduğu gibi. Ve mübadeleyi yaşayan insanlar, kendilerinin istemi dışında birer toz bulutu gibi suyun bir yanından öteki yanına savrulurlarken, her insanın dünyasında mübadele de binlerce kez yaşanmıştır.
Manoli’nin Gözyaşları adlı romanım; Dido Sotiriyu tarafından alınan Benden Selam Söyle Anadoluya adlı romanın devamı niteliğindedir. O Manoli’nin yirmi üç, yirmi dörtlü yaşlara kadar olan yaşam kesitini sunmuştur okuyucuya, ben de aynı kişinin yaşamının son perdesini sunmaya çalıştım. Bunu yaparken, Manoli ve ailesinin topraklarına ve evlerine yerleştirilen aileyle 1970’li yıllarda mektuplaştıklarını öğrendim önce. Sonra o mektuplara ulaştım aileden. Araştırmalarım sürdükçe, 1972 yılında Manoli’nin kendi öz yurdunu görmek için aniden Şirince’ye gelip, aileye konuk olduğunu öğrendim. Ardından söyleşiler yaptım, çok kişiyle. Onun gelişine tanıklık edenler, onunla oturup kalkanlar vardı, onlara ulaştım. Her bir ayrıntıyı sorgulayarak kayıtlar aldım. Sonra anlatılanlardan hareketle, bir kurgu gerçekleştirdim. Ardından coğrafya analizi yaptım. Şirince’nin yakın tarihinde görülmüş olan kişilerin kimler olduğunu saptadım. Bunları kendi özellikleri, becerileri ve kişilikleriyle romanımın içine yerleştirdim. Dramalı Hasan Aga, mübadeleyi Türk tarafından yaşamış bir bilge kişilikti; onu oturttum Manoli’nin karşısına, karşılıklı mübadeleyi tartıştırdım. Ama hiçbir şeyde abartıya kaçmadan, gerçek neyse onun üzerinde ilerleyerek.
Bu romanı okuyanlar eminim ki Şirince’yi yeniden tanıyacaklardır, eğer daha önce gelmiş ve bu şirin beldeyi gezmişlerse. Tanımayanlar, Şirince’yi görüp tanıma arzusunu duyacaklardır. Şirince’yi tanırken, roman tadında mübadelenin ne olduğunu da öğrenecekler, değişik yönlerini keşfedeceklerdir.



Roman 367 sayfadan oluşuyor. Yaygın bir dağıtım ağına parasal zorluklar yüzünden girilemediğinden, ancak birkaç noktada saışa sunulabiliyor ve internet üzerinden sipariş verme olanağı var. İstiyinlere imzalı olarak da göndermek mümkün olabilir.
tek bir isteğimiz var; eksik kalan Manoli’nin öyküsünü tamamlamak ve tarihin bu ilginç dönemine olabildiğince ışık tutmak.
Işık aydınlatır.
Biz de aydınlatmaya çalışıyoruz.
Umarım başarmışımdır.
İyi okumalar:
Kemal Arı

 
YORUM EKLE

banner324

banner323

banner320

banner321