banner269
Rahmetli annem, çocukluğumuzda pek çok doğruyu da, yanlışı da, minik öykülerle örnekleyip anlatırdı. Bıçağı bileyleyip de, salata yapmaya kalkışarak sebzelerden önce parmağımı doğrayınca aklıma geldi bu öykülerden biri...

 Yazarken de, şehitler, kumpaslar, maden işçileri, çocuk tacizleri, çocuk, kadın ölümleri, şeker fabrikalarından atılanlar, fındık, pancar, zeytin üreticileri ve diğer üreticiler, besiciler, patates, soğan konuları, EYT’liler, FETÖ mağdurları, asgari ücretliler, çalışan ve emekliler, işsizler, aşsızlar, öğrenciler, yeni yasalar, yasaklar, zamlar, enflasyon!..

Kasabanın birinde, yoksul, kimilerince meczup olduğundan, kimilerince aklından şüphe duyulan bir adam yaşarmış. Kendi halinde, kimseyle pek konuşmaz, ancak kendi kendine söylenerek dolaşırmış ortalıkta. Her gün de ayrı bir tekerleme ve vurguyla söyleyişi de merak uyandırırmış. Son zamanlarda ise, hep aynını söyler olmuş: Kim ne ederse kendine, yine kendi kendine…

Esnaftan birileri ikramda bulunursa, onu yer, yoksa aç gezermiş, nerede yatıp kalktığını da, kimse bilmezmiş.

Kadının biri her gün aynı söylemle evinin önünden geçen bu adama sinir olmuş. “Dur şuna bir oyun edeyim, bakalım insan kendine mi edermiş, etmek istediğine mi öğrensin” demiş.

Mutfağa geçip bir miktar tereyağına zehir karıştırıp dilimlediği ekmeklere sürmüş. Bunu yaparken de sokakta oynayan oğlu gelip acıktığını ve yağlı ekmek istediğini söylemiş. Kadın: Şimdi işim var, yağlı ekmek yapamam sana, git biraz daha oyna, sonra gel demiş. Çocuk tabakta gördüğü hazır yağlı ekmek dilimlerinden birini bari ver dediyse de, olmaz demiş kadın, bunlar başkası için…

Az sonra da adam yine evin önünden, “Kim ne ederse kendine, yine kendi kendine…” diye söylenerek geçerken, seslenmiş kadın: Gel, senin için yağlı ekmek hazırladım, acıkmışsındır gel al da ye” demiş. Adam teşekkür ve dualar ederek almış lakin oturup yiyecek bir yer arayıp da tam bulduğu anda, elindeki ekmeklere özençle bakan bir çocuk görmüş, “Evladım aç mısın” diye sormuş, aç olduğu yanıtını alınca da hepsini çocuğa vermiş ama o da ne, çocuk kısa bir süre sonra titreyerek yere düşüp, ağzından köpükler gelmeye başlamış ve çırpına çırpına ölmüş…

Çevreden görenler koşup gelmiş ve adama kızmışlar: Ne yaptın bu çocuğa, neden öldü diye sorgulamaya başlamışlar. Ekmek verdiğini gören bir iki kişi de, zehirli ekmek verdiği iddiasında bulunmuş. Adam: Neden zehirli ekmek vereyim, zehiri nereden bulayım, çocuğa ne düşmanlığım olabilir ki? Şu ilerideki evden bir kadın, bunları yemem için bana verdi, ben de çocuğun aç olduğunu görünce, o benden daha açtır diye kıyamayıp ona verdim yemesi için” demiş.

Onlar bu konuşmaları yaparken, sokaktaki çocuklardan durumu görenler, koşup çocuğun annesine haber vermiş, telaşla gelen anne, çocuğunu o durumda görünce, kendisini yerden yere atarak, feryat figan ağlamaya ve nedenini sormaya, neden olduğunu öğrenmeye çalışmış. Anlatmışlar olan biteni. 

Ekmekleri verdiği adam da gitmemiş, orada durmaktaymış. Onu görünce, adeta saldırmış ve vurmaya başlamış adama, bir yandan da, “Katil, oğlumu öldürdün” diye bağırıyormuş.  Adam, “Senin verdiğin ekmekleri verdim, başka da bir şey yapmadım” dediyse de dinlemiyormuş. Ancak öfkesi ve vurmaları yatışınca anlayabilmiş, olan biteni!..

Gerçeği çoktan anlamış olan adam ise, yine, “Kim ne ederse kendine, yine kendi kendine” diyerek ağır adımlarla oradan uzaklaşmış!..

Perihan Reyhan Alkan

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner274

banner275

banner302

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir