banner269
KİM KAZANACAK?

Partilerin seçim bildirgeleri ve beyannameleri hayata geçirilir mi geçirilmez mi bilinmez.  Vaadler “evrenin boşluğunda uçuşuyor” 

İnsanlar bildirgeleri, beyannameleri okurken yıllardır oy verdiği partilerini hayretle izliyor, kendi partilerini tanıyamıyorlar.

Yıllardır faaliyet gösteren iktidar ve muhalefet partileri sanki Türkiye’de yeni kuruldular. Bugün düşünebildiklerini dün düşünemiyorlar mıydı? Geçen seçimlerdeki vaadlerini ne kadar yerine getirdiler? 

Bütün bunlar seçmen tabanında sorgulanıyor, tartışılıyor mu? Parti liderleri çiçeği burnunda yeni genel başkan seçilmişler gibi konuşuyorlar.

Bu bilgiler daha önce yok muydu? Türkiye’nin temel sorunlarını daha önce bilmiyorlar mıydı?  Biliyordunuz önemsemediniz mi?

Önemsediniz neden hayata geçirmediniz?

MEYDANLARA NE DEMELİ

Partiler, bildirgeler, beyannameler, ajitasyon, propagandalar...  Mitingler, kapalı salon toplantıları, TV ekranları, ev- iş yeri ziyaretleri ile seçmenleri etkilemeye çalışıyorlar. 

 Ya kullanılan dil?

Liderlerin birinin diğeri için sarf ettikleri siyaset ahlakı dışındaki sözlerini ekranlarda, meydanlarda ebeveynleri çocukları, gençler ile birlikte izliyorlar. Çocuklar “hakaret, küfür, iftira öğrenirken” gençler idolleri olan parti liderlerinin söylemlerine özenti içinde yetişiyorlar.

Gelecek nesiller aynı üslup ve tutumu sürdürerek siyaset yapacaklar.

SEÇMEN EVİNE EN YAKIN YERDEN EN UZAK ADAYA OY VERECEK

Bu nasıl mı oluyor. Seçmen TBMM’de kendisini temsil edecek milletvekillerini kendileri belirleyemiyor. Genel merkezlerden genel başkanların belirlediği millet vekilleri “atamaları yapılmış memurlar gibi tayinlerinin çıktığı seçim bölgelerine geliyorlar. Seçmen vekilini vekil seçmenini tanımıyor. Bölge sorunlarını İl yöneticilerinin anlattığı kadarı ile biliyor. Bu vekiller seçmeninin mi yoksa kendisini aday gösteren genel başkanlarının mı vekilleri olurlar? Kimin yanında olup kimi temsil ederek hakkını koruyacaklar?

-İşçiler kendi temsilcisini seçemiyor.

-Köylüler kendi temsilcilerini seçemiyorlar.

-Memurlar kendi temsilcilerini seçemiyorlar.

- Sanatçılar kendi temsilcilerini seçemiyorlar.

-Kadınlar kendi temsilcilerini seçemiyorlar.

-Gençler kendi temsilcilerini seçemiyorlar.

-Çevreciler kendi temsilcilerini seçemiyorlar...

Bütün bu çevreleri kim temsil edecek. Yasal olarak bu çevrelerin kendi temsilcilerini seçme hakları var. Neden bu hakları ellerinden alınır? Neden genel merkezin belirlediği aday diyerek dayatılır? 

Neden parti liderleri tarafından “atanan” milletvekili adaylarına oy vermek zorundalar? İşçilerin, emekçilerin, memurların, köylülerin, kadınların, gençlerin, çevrecilerin, sanatçıların... temsilcileri TBMM’de olmayacak mı? Sivil Toplum Kuruluşları kendilerini kimler ile nasıl temsil edecekler.

PARTİLERDE DEĞİŞİM ŞART!

Partiler yasası değişmeli.

Parti üyeliği, delege ve millet vekili aday adayı, genel başkan belirleme değişmeli.

Milletin önüne konulan baraj kaldırılmalı.

Din, mezhep, ulus, etnik kimlik üzerinden siyaset yapılmamalı. Tüm seçmenler, partiler diğer partiler ve seçmenlerinin farklılıklarına hoşgörü ile yaklaşmalı. Kutuplaşma, hakaret, küfür, nefret... söylemleri çirkinliğinden vaz geçilerek seçmene “utanç” yaşatılmamalı.

Sosyal, siyasal, ekonomik eşitlik temelinde hak-hukuk içinde seçmenler ve partiler arasında demokrasi yarışı sürdürülmeli. 

Kim mi kazanacak?

Aday belirleyen irade kazanır. 

Hadi hayırlısı...

Ali Gültekin

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir