banner216
KILAVUZU KARGA OLANIN

Cavit Çağları tanırsınız. Hani şu devrin başbakanı Mesut Yılmaz’ı yavşaklıkla suçlayan ünlü iş adamı Cavit Çağlar'dan söz ediyorum.

Salt ünlü bir iş adamı değildir kendileri. Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük oportünist siyasetçilerden de biridir.

Çıkarını nerede olduğunu bir batında anlayacak değin keskin bir koku alma duyusu vardır kendilerinin.

Bir zamanlar çıkarının siyaset yasaklı Demirel'e arka çıkmak olduğunu alan burnu onu bakanlığa kadar da taşımıştı.

Ecevit'in başbakanlığı döneminde de çıkarının Kenya’da yakalanan Abdullah Öcalan, nam-ı diğer Apo'nun Türkiye'ye getirilmesi için özel jetini hükümetin emrine tahsiste bulan iş adamımızdan söz ediyorum.

Şimdilerde çıkarının Asrın Liderimiz'e hizmette olduğunu fark ederek hizmette kusur etmeyen iş adamı Cavit Çağlar'dır söz konusu.

Sormuş kendisine Cumhur Başkanın uçağının vazgeçilmez gazetecilerinden, CNN Türk çalışanı Hakan Çelik Reza Zarrafla ilgili olarak; o da yanıtlamış:

“Türkiye ne yaptı ki?”
Dikkat ediniz! Soru Reza Zarrafla ilgili olarak sorulmuş.
Yanıt Türkiye!
Neden? Reza Zarraf Türkiye mi?
Reza Zarraf'ın ne yaptığı soruluyor.
Vatandaş yanıtını Türkiye diye başlayarak ve soruya soru olarak veriyor.
Gel de “Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz!” deme!
Kılavuz burada ünlü iş adamı ve siyaset erbabı Cavit Çağlar da karga kim oluyor bu durumda? Türkiye mi, Asrın Liderimiz mi?
Hani şu; sesinin tüyleri kadar güzel olduğunu göstermek için gagasını açınca ağzındaki peyniri düşüren karga var ya!
O karga. Kim bu karga allasen?

Bu Cavit; bir zamanlar işlediği suçlar nedeniyle kaçtığı ABD de yakalanmış ve istek üzerine de Türkiye'ye iade edilmişti.
Burada da kefeni yırtmıştı.
Şimdilerde onun diyetini ödemekle meşgul olan kılavuz kargamızdır kendileri. Takdim ederim.

“Amerika'ya hep kuşkuyla bakarım.” demiş hazret.
Tel dolapta yalancı dolma var. Yersen!
Şu sıralar iş adamlığını Rusya’da sürdüren bu kılavuzu Badem'in Türkiye – Rusya ilişkilerinde arabuluculuğa soyundu.
Onu bir taraf koyalım.
Hakan Çelik sormuş: “Bu iş nasıl gider? Türkiye'yi sıkıntıya sokacak bir davaya dönüşebilir mi Zarraf davası?” diye.
“Ben; bu konuda akl-ı selîmin galip geleceğine inanıyorum.” diye yanıtlamış soruyu Çağlar.

Nedir ve neye, kime hizmet eder bu akl-ı selîm? Onu da bilemem.
Bilirim de bilemem.

„Ne yapmış Türkiye? Bir şey yapmamış ki Türkiye. Sen gel Türkiye'de NATO'daki iş birliğini konuş. Ekonomik işlerini konuş. Burada esas yapılması gereken, Amerika Türkiye'yi müttefik olarak görüyorsa 'Al kardeşim Feto'yu verdim' de. Görelim bakalım, yap bir şey." demiş.

Di mi amma? “İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara.” demişler atalarımız.
Eklemiş; „Ama Türkiye her zaman Amerika'nın müttefikidir. Şahıslarla uğraşmayı bırakacaklar. Türkiye’mizle yine eskisi gibi diyalog kurarlarsa çok güzel olur."
“Oltadaki balık olduğumuzu unutma!” demiş, anlaşılacağı gibi.

"Şu anda dünyada iki büyük lider var biri Putin, diğeri Erdoğan” diyerek de ne usta bir oportünist olduğunu bir kez daha kanıtlamış hem Putin hem de Asrın Liderimiz nezdinde.
“Bütün bu işleri nasıl başarıyorsunuz?” diye soran yandaşa verdiği yanıt “ayinesi iştir kişinin” özdeyişinin tam karşılığıdır.

"O da benim maharetim."

"Ben Rusya ile dostluğun çok daha ilerleyeceği kanaatindeyim. Rusya'ya eskisinden daha çok güvenmek zorundayız. Çünkü onlar bize çok güveniyor."  Diyen bu kılavuz kargaya ne denli güvenilir acaba?

Ülkeler arasındaki ilişkiler çıkar ilişkileridir.

Can alıcı soru şu bence:

Bu ilişkiden çıkar sağlayacak olan ülke hangisidir?

Kılavuzu karga olan Türkiye mi?

Kılavuz kargayı kullanan Rusya mı?

Hasan Arslan

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir