banner299
KIBRIS CEHENNEMİ VE RAUF DENKTAŞ…

Babacan bir ses:
- “Karnınız aç mı çocuklar?” diye sormuştu.
Nasıl aç olmayalım? Yemek yemeyeli neredeyse 24 saat olacaktı. Bırakın yemeği, İngiliz uçağında su bile vermemişlerdi. 
Kalktık, elini sıktık, selam verdik. 
Karşımızdaki genç adam Rauf Denktaş idi. Gülümseyen, babacan tavrı, ışıl-ışıl gözleri ile etrafında umut saçıyordu…  Ne bir korku, ne bir umutsuzluk vardı bakışlarında… Aksine, geleceğe dair umutları vardı. Hem de savaş bölgesinin yanı başında, tel örgülerin ve içi su toprak dolu varillerin başında…
Kıbrıs o günlerde tam bir Cehennemdi.  Hem sıcağı hem de yokluğu ile…
****
O günlerin üzerinden yıllar geçti. Sonraki günlerde onu Cumhurbaşkanlığı ikametgahında ziyaret ettik. Ve Mudanya mütarekesinin yıldönümünde gelişinde… Yaşlanmıştı ama karşılaştığı abuk-sabuk sorunlara rağmen ümidini yitirmemişti. Son nefesine kadar Kıbrıs’ın Türk Toprağı olduğunu savundu. Toprağı bol olsun, ışıklar içinde uyusun… 
Sevgili Hadi Türkmen’in ölümünden önce beşikçilerdeki evinde o zamanlar başbakan olan Eroğlu ile karşılaşmış, iki lafın belini kırmıştık.  O zamanlar Kıbrıs Türkünün Rumlarla iş birliği yapmadan yaşayamayacağına inananlar ile yaptığı kavgaları, Rumların özellikle genç neslinin uzlaşmaya asla yanaşmayan bir tutum içinde olduklarını, Rauf beyin ne kadar haklı olduğunu konuşmuştuk. 
Merhum Denktaş’ı ziyaret ettiğimizde bize ısrarla şu mesajı vermeye çalışmıştı;
-“Türklerin kan dökerek elde ettikleri toprakları Rumlar, aracılar ile para karşılığı satın almaya çalışıyorlar. Başarısız olur ve toprak kaybedersek bu savaşla değil, onların para babalarının sermayeleri ile olacak. Bu işe bir çözüm bulmak lazım. Bunu bir türlü anlatamıyorum. Kan dökülerek alınan toprak, para ile satılır mı?” diye sormuştu.  Kendisi Kıbrıs cehennemini hem büyük direniş esnasında hem de savaştan sonra yaşamaya devam etmiş ender insanlardan biriydi.
Ne garip bir benzerlik değil mi?
Bugün bizim en değerli yurt köşelerimizde yabancıların evleri, işletmeleri, tatil otelleri, hatta içine Türklerin alınmadığı koylar var. Bazı bölgelerdeki tabelalar bile Türkçe değil. Hatta vitrinlerde etiketler tatilci çoğunluğun para birimlerinden oluşuyor.  Euro’ya hoş görü ile baksak ta, İngiliz paunduna pek tahammül etmek mümkün değil. 
Bugün Rauf Denktaş yok.  Fikirleri ve kurduğu Cumhuriyet içine düştüğü tüm zorluklara rağmen yaşam mücadelesi veriyor.  
Kıbrıs’ta kuşak farkının getirdiği çatışma devam ediyor.
Henüz yaraların sarılamadığının, Rum kesiminin ve Yunanlıların büyük ideallerinden vaz geçmediğinin farkında olmayanlar (Bunu söyleyenlere hemen faşist damgası vuruyorlar) Akdeniz ikliminin rehaveti içinde -belki de daha yıllarca gerçekleşmeyecek bir tek devlet özlemi-  ni öne sürerek kendi kısır çekişmelerini sürdürüyorlar.  
Anlayacağınız savaş bitmiş olsa da Kıbrıs yine de sorunları bilenler için tam bir Cehennem…
Oysa Rum kesimi, kendi kurak alanlarını tatil cennetine çevirmeye, bütün dünyanın gözünü üstlerinde tutacak reklamasyonu yapmaya devam ediyorlar.  
Ne diyelim? Darısı bizimkilerin başına…

Taner Tümerdirim

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir