KANSERİ BİLİYOR MUYUZ? SORULARLA KANSER

Bilindiği gibi son günlerde meme kanseri ve erken teşhis konusunda sosyal medyada birtakım kampanyalar yürütmektedirler. Maksat her yıl milyonlarca ölüme neden olan ve pek çoğu önlenebilir olan bir hastalığa karşı toplumsal bilinci artırmaktır.
 
"4 Şubat Uluslararası Kanser Günü"nde olayın populist tarafını bir kenara bırakıp biraz olsun bilimsel veriler vererek konuyla ilgilenleri bilgilendirmek isterim.
Konu kanser olunca toplumda maalesef birtakım efsaneler oluşmuştur ve bu efsaneleri belleklerden yıkmak oldukça güçtür ve ancak genel ve süreklilik arz eden aydınlatma kampanyalarıyla mümkündür.
 
Efsane 1: Kanser bir sağlık sorunudur. Hayır, kanser sadece bir sağlık sorunu değildir. Sosyal ve ekonomik yönleri de olan insan haklarını etkileyebilen bir sorundur.
 
Efsane 2: Kanser gelişmiş ülkelerde, yaşlı ve refah düzeyi yüksek insanlarda görülen bir hastalıktır. Hayır, kanser küresel bir sorundur, her yaşta görülebilir. Özellikle de gelişmekte olan ülkeleri etkilemektedir.
 
Efsane 3: Kanser ölüm demektir. Hayır, kanser ölüm demek değildir. Günümüzde yeni tedavi yöntemleri ile pek çok kanser türünde uzun yaşam sürelerine ulaşılmıştır. Özellikle de erken teşhis metodlarının geliştiği ve bu imkanlardan yararlanıldığı sürece kanser genelde yenilebilir bir hastalıkdır.
 
Efsane 4: Kanser benim kaderim, ondan kaçamam. Hayır, kanser önlenebilir bir hastalıktır. Günümüz şartlarında ve doğru stratejiler ile her üç kanserden birisi önlenebilmektedir.
 
Peki kanser nedir?
 
Benzer özellikler gösterdiği için aynı genel ad altında toplanan pek çok hastalığa verilen genel bir tanımlamadır. Kanser yaşamın ve bedenin temel birimi olan hücrede başlar. Normalde hücrelerin büyümesi ve çoğalması bedenin ihtiyaçları doğrultusunda genlerin kontrolü altındadır. Bu süreç yaşamımızın sağlıklı bir biçimde sürmesini sağlar.  Ancak bazen hücreler genlerin değişimi sonucu kontrol dışı biçimde büyümeye ve çoğalmaya başlar. Bu durumda bu hücrelerin bulunduğu bölgelerde normalde olmayan bir büyüme oluşmaya başlar, buna kitle ya da tümör denir. Tümörler iki gruba ayrılır: selim ve habis tümörler.
 
Selim tümörler kanser değildir. Genellikle tıbbi yöntemlerle oluştukları yerden çıkarılabilirler. Çoğunlukla da yeniden oluşmazlar ve vücudun diğer bölgelerine yayılmazlar. En önemlisi de selim tümörler, nadir durumlar dışında, yaşam için tehdit oluşturmazlar.
 
Habis tümörler kanserli dokulardır. Buradaki hücreler anormal biçimde ve kontrolsüz olarak bölünür ve çoğalır. Yalnızca bulundukları doku ve organa zarar vermekle kalmazlar, tedavi edilmedikleri takdirde çoğunlukla bedenin başka bölgelerindeki doku ve organlara da sıçrayabilir (metastaz), o bölgelere yerleşebilir ve kanserin yayılmasına yol açabilirler.
 
 Meme Kanseri:

Memme kanseri kadınlar arasında en sık karşılaşılan kanser türüdür. Tüm dünyada her yıl meme kanserinden ölenlerin yaklaşık 700 000 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Her 8-10 kadından birinin yaşamı süresince kansere yakalandığı bildirilmektedir.
Yayılım göstermeden, erken dönemde tanı konması durumunda, hastaların yalnızca %5-10'u ilk 5 yıl içinde yaşamını yitirmekte.
 
Meme kanseri risk faktörleri:
 
Aile geçmişi: Anne, kız, ya da kız kardeşte özellikle de genç yaşta meme kanseri öyküsü olan kişilerde meme kanserine yakalanma riski artmaktadır.
 
Östrojen hormonu: Bir kadının östrojene maruz kalma süresi uzadıkça meme kanserine yakalanma olasılığının da artığını göstermektedir. Erken dönemde adet görmeye başlayan (12 yaşından önce), ya da 55 yaşından daha sonra adetten kesilen kadınlarda, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlarda, uzun süreli "hormon tedavisi" alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı bilinmektedir.
 
Geç çocuk sahibi olma: İlk doğumunu 30 yaşının üzerinde yapan kadınlarda meme kanserine yakalanma riski yükselmektedir. Emziren annelerde kanser riski düşük oldu tespit edilmiştir.
 
Radyasyon tedavisi: Meme dokusu radyasyona maruz kalan kadınlarda, meme kanseri riskinin arttığı saptanmıştır. Bu maruziyet ne kadar erken gerçekleşirse, yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski o kadar yükselmektedir.
 
 
Kanserde erken teşhis muayeneleri ve önemi:
 
Erken teşhis muayeneleri kanseri önleyici tedbirler değildirler, yani kanserden koruyucu bir etkileri yoktur, bu muayenelerin işlevi kanserin erkenden meydana çıkarılmasıdır. Erken teşhis ise tedavinin olumlu olması bakımından en önemli unsurdur. Eğer kanser yayılmış ise, yani geç teşhis edilmiş ise iyileşme şansı önemli ölçüde düşmektedir. Ayda bir defa kendi kendini muayane etmek (Meme dokusunda, yapısında ve özelliklerinde değişikliklere dikkat!). 30 yaşınndan itibaren her yıl düzenli bir şekilde doktora muayane olmak (kanser muayanesi).
 
Ne zaman ve hangi sıklıkla yapılır?
 
Normal koşullarda bu tür muayeneler her ay yapılmalıdır. Muayeneyi herhangi bir günde değil, göğüslerin en az hassas olduğu adet sonu dönemlerde yapmakta yarar vardır. Menapozdaki kadınların, akılda kolay kalacak bir günü seçmeleri, (örneğin her ayın ilk pazar günü gibi) büyük kolaylık sağlayacaktır. Hamilelikte de muayenelere devam edilebilir. Memedeki sütün tamamen boşaldığı anlarda yapılması uygun olur. Bu tip muayeneleri yapacağınız zaman son derece rahat olmalı ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda bulunmalısınız.
 
Kendi kendime yaptığım muayene meme kanseri olmamı nasıl önleyebilir?  
 
Kendi kendinize yapacağınız meme muayenesi kanser olmanızı önlemez, ancak çok erken dönemde tanı konmasını sağlayacağınız için fazla zarar görmeden bu hastalığı atlatma şansını yakalarsınız.
 
Kendi kendime meme muayenesi yaparsam doktora gitmeme gerek kalmayabilir mi?  
 
Her kadın 35 yaşından itibaren yılda bir olmak üzere doktor tarafından meme muayenesinden geçmelidir. 45 yaşından sonra meme kontrolleri altı ayda bir yapılmalıdır.
 
Bulunan bir kitle mutlaka meme kanseri midir? 
 
Hayır, kesinlikle paniğe kapılmayacaksınız, çünkü memede bulunan kitlelelerin çoğu kanser degildir, ancak böyle bir kitle hemen doktorunuza başvurmanız için iyi bir sebeptir.
 
Mammografi ve Meme Ultrasonografisi nedir? Kaç yaşında yaptırılmalıdır?
Hangi sıklıkla yapılmalıdır? 

 
  • Mammografi, meme röntgenidir. Dijital teknikle de yapılabilir.    
  • Meme ultrasonografisi ise, sadece ses dalgası içeren ultrasonografi cihazı ile inceleme yapılmasıdır.  
  • Her kadın meme sağlığından şüphe etmese dahi, 35 yaşında ilerideki değişikliklerle kıyaslanmak üzere temel teşkil edecek bir mammografi (meme röntgeni) çektirmelidir.  
  • Daha sonra, 40 yaşından itibaren her sene mammografi çektirmeli
  • Doktorun gerekli göreceği durumlarda ilave olarak meme ultrasonografisi de yaptırmalıdır. 
 
Hepinize, sevdiklerinizle geçireceğiniz sağlıklı, özellikle de kansersiz bir ömür diliyorum.
 

 
 
YORUM EKLE

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321