banner216
GÖKKUŞAĞI’NIN ALTINDA…

Selçuklu Devleti’nin kuruluşu Türkler için göçmen toplumundan yerleşik düzene geçiş yapmasında çok önemli bir aşamadır ve beraberinde İslam ile tanışıklığı devamında Müslümanlığın kurumsallaşmasını getirir. (Bu arada İslam toplumunda çoktan mezhep ve iktidar kavgaları başlamıştır.)

Devleti miras alan Osmanlı’ da Sünnilik mezhebi ağırlıklı olmaya başlar; Alevilik ya da Kızılbaşlık Osmanlı ve Sünni Türkler niçin Heteredoks (= Çoğunluklu olan mezhebin kendi inanç usullerini doğru sayarak, nerdeyse yok saydığı diğer mezhep tanımlamalarına verilen tanım.)

Osmanlı’nın 600 yıllık dönemi, göçmen toplumundan yerleşik düzene geçmeye çalışmış din ve tarım toplumu dönemidir. Türklerin İslamiyet’ten önceki yaşam alışkanlıkları, tanıştıkları İslam’ın toplum gelenekleriyle tezat oluşturur, kendi öz geleneklerini bırakmak istemez, süreç sancılı devam eder gider. Türkler’in daha açık ve laik gelişime yatkın idare ve toplumsal kuralları var. (Selçuklu döneminde din ve idari işlerin ayrı yürütüldüğünü görürüz.)

Osmanlı’nın büyük bir İmparatorluk kurması ve 600 yıl sürdürmesi olağanüstü bir başarı elbette. Neden yıkıldığının da anlaşılması gerekir; düşünceyi geliştirmemiş toplum, okur-yazarlık yok, halk inanç ağırlıklı yöntemle bastırılıyor, gelişen toplumlara kapanmış, 15.YY’dan sonra da halifeliği alarak idareyle birleştirmiş, üretemeyen ekonomideki borçlanma İmparatorluğu bitirmiş. 

Başka bir sonuç beklenemezdi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün doğuşu, Anadolu halkının hangi yönde gitmek istediğinin tezahürüdür.

Atatürk çağı yakalamanın çağdaş laik eğitimle olması gerektiği ve demokrasi ile yönetmekle olacağı için cumhuriyeti kurdu. Türkiye’ de cumhuriyet laiklik demek demokrasi demek.

Halk cumhuriyeti benimsemekle birlikte sahip çıkmanın kavgasına da başlamıştı; yoksa cumhuriyet korunup gelişemezdi.

Bir Atatürk doğdu, halk Atatürk olmalıydı. 

Olmaya da başladı, çok değerli aydınlarımız yetişmeye başladı, düşündüler, gericiliğe karşı uyardılar; katledildiler, katledildikçe çoğaldılar. Aydınlanma coşkun bir ırmak gibidir, önünde kimse duramaz.

Yüzyıllık aydınlanma tarihimizde çağdaşlık için verilen bu kavgada kaybeden kuşkusuz gericilik olacaktır. Normalleşme dediğimiz şey demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesidir.

Karşı devrim hareketi güçlenip ülkeyi çağdışı bir tercihle karşı karşıya getirdi: Demokrasi mi? Otokratik-Diktatoryal düzen mi?

Esasen buna tercihte denemez. Otokratik rejim bir tercih ya da yönetim alternatifi değil bir dayatmadır. 

Yüzyıl sonra halkın kendisi demokrasiye inanıp sahip çıkıyor, adına demokrasi diyeceğimiz GÖKKUŞAĞI’nın altında birleşiyor. İnanıyoruz ki 24 Haziran’da normalleşeceğiz.

Zekeriye Uçar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir