GÖÇ ANILARI

Bir yılı daha geride bırakırken göç anıları güncelliğini koruyor. İkinci nesil film, resim kitap yazarak kendi çocukluk ve ana baba anılarını Almanca yazarak Alman toplumuna ulaşmaya çalışıyor. Başarılı da oluyorlar, Türkçe de yazılırsa Türkiye’de önyargılar değiştirilebilir.

İlk nesilden Türkçe yazanların sayısı ise oldukça az. Unutulmasın, unutturulmasın diyerek ben de köşemde konuk olarak ağırlıyorum.

Ayhan Öney’in Gurbetçiler ve Avrupalı Türkler, adlı kitabı uzun zamandır okunacak kitaplar listemde bekliyordu. Kendisini Berlin ADD etkinliklerinde görüyordum. Kitabını okuyunca sözde değil gerçekten yurtsever, Atatürk ilkelerine saygılı bir aydın olduğu kanım sabitleşti. 

Kitabın adını bu makalenin başlığı gibi koyardım. Gurbetçi, Almancı kelimeleri içimde bir itme, isyan duygusu yaratıyor. Bu duygu ve düşünceye yazan, çizen tüm kanaat öncüsü aydınların, basın ve medya temsilcilerin neden sahip çıkmadıklarını anlamaktan çok ama çok zorlanıyorum.
Artık ilk neslin dahi mezarları Almanya’da kalıcı, öyle ya buralıyız. Buralı olmak Türkiye’yi sevmemize engel değildir. Almanya Göç ülkesi olduğu halde Hıristiyan Demokrat Partisinin (CDU) kabul etmesi yıllar sürdü. Türkiye’de gelmiş geçmiş birçok siyasiler de bir türlü Türklerin Almanya’yı vatan etmelerini istemedi. Hep burada geçici kalma durumunda yaşamalarını teşvik ettiler.

Benim gibi Türk işçilerinin çocuklarını okutanlar, kendimizi onlardan ayrı görmeden, onlarla içiçe yaşadık ve bilgimiz okul sorunları veya beklentileriyle sınırlıydı.

Bu nedenle yukarda bahsettiğim kitap bana tanımadığım, yaşamadığım anıları okumamı sağladı. Bilmediğim bir Dünya’ya kapı açtı.

Konuk işçilerin işini kaybetme korkusu, ev bulma zorluğu, vatan özlemini anlatan hikâyeleri Yurtdışı Türklerin tarih arşivine girme niteliğinde. Bu konuda kurulan müzelerde bir de böyle kitapların bulunduğu bir kitap ve okuma köşesi tavsiye ediyorum.

İlk nesil işçiler bu kitapta kendi hikâyelerine benzerlerini bulacak, Türkiye’de okuyanlar ezbere konuşmayacak, ilk elden tarihi bilgileri alacaklar. Öykülerde sosyal, siyasi olaylar ve iki ülke arasındaki ilişkiler, karşılaştırma ve yorumlarla sıralanıyor.

Didim’de bazı sohbetlerde hayret ediyorum, Avrupa’da yaşayan tanıdık ve akrabalarından duyduklarını genelleyerek Almanya’da yaşayanlardan daha iyi bildiklerini sanıyorlar.                           

Ayhan Öney 1941 yılında doğdu. Ankara Halk Kütüphanesi’nde memur olarak çalışırken üniversite öğrenimini tamamlıyor. Banka Teftiş Kurulu’nda bulunuyor. Müfettiş olarak görev yapıyor. Yurtdışında çeşitli kentlerde Halk ve Pamukbank yöneticiliğini yapıyor. 

Biyografisine bağlı olarak göç anılarını onlardan biri gibi değil, dışardan iyi gözleyerek, dikkatle dinleyerek yazmış. Bu niteliği kitabı bir tarihi başucu anı kitabı haline getirmiş.

İlk gelen işçilerin ilkokul mezunu olduğu konusu araştırılmalı. İki ülkenin anlaşmalarına göre ilk gelenler kız ve erkek sanat okulu mezunlarıydı. Sonradan yetmiş yıllarında işçi getirme durdurulmuştu, fakat aile birleşmesi kanunuyla ilkokul mezunu, hatta hiç okuma yazma bilmeyenler geldi.

Ayhan Bey çevresinde tanıdığı ilk nesil Türk işçilerine yardım eden aydınlardan da bahsetmeyi ihmal etmemiş. Yanız Berlin’de 300 öğretmen vardı. Kökeni Köy Enstitülerin devamı olan öğretmen okullarından mezun olanlar arı gibi çalıştılar. Bir maaşla üç meslek yürüttüler, öğretmen, tercüman, sosyal danışman olarak, bu konuya kitapta az değinilmiş. Müzik öğretmeni Kâfiye Kaya’yı örnek vermiş. Ahmet ve merhum Kâfiye Kaya Batı’ya verdiği Batı müzik örnekleriyle, emekleri takdir edilecek şekilde tarihe geçmeyi hak etmişlerdir. Adı duyulmayan emektarların sayısı da azımsanmayacak kadar fazladır. Gelecek kitabında bu öykülere yer verebilir, bu dördüncü kitabı, ama devam edeceğe benziyor.

Kitabı geç okudum, okurken çok zorlandım, zira bir sayfada gurbetçi kelimesi üç dört defa geçiyor. Gurbet yabancı şehir, ülke mekân anlamında. Cı, çı ekleri meslek adı üretmek için kullanılır. Simitçi, camcı gibi.

Gurbetçi kelimesinin içinde acıma, hatta küçük ve hor görme var. Bir insan nasıl Almancı olur, anlamakta zorlanıyorum. Önümdeki önsözü 1980 yılında yazılmış Türkçe sözlüğe bile bu kelimeler girmiş.

Didim’de bir etkinlikte benimle konuştuktan sonra Dil Derneği Başkanı, haklısınız, aslında sözlükten uygunsuz kelimeler olarak çıkarılmalı, demişti. 

Neyse fazla uzatmayayım, köşedaşım Türkçe öğretmeni Hasan Arslan bu konuda daha etraflı yazar sanıyorum.

Gurbet dilini kaybettiği anda başlar Türkçemize önem veren, ADD gibi derneklerde bu kitap okunmalı, okutmalı ve tanıtımına dayanışma göstermeli. Kitap yazmak çok zor bir iş, yazmadan önce çok okumak, insan yaşam hayatlarını dinleme, sabır ve becerisi gerektiriyor. Aramızda çok az kalan ilk neslin hikâyelerini anlatma imkânı verecek çay kültürü eşliğinde sohbet etkinlikleri yapılmalı. 

Ailede veya yakınlarında ilk nesilden hâlâ hayatta olan varsa, Yılbaşı tatilinde çocuk ve torunlarına mutlaka hayat öykülerini anlatmalarını, eli kalem tutanların yazmalarını diliyorum. 

Okuyarak, anlatarak ve yazarak kalın!  

İlter Gözkaya-Holzhey            

Kaynak ve tavsiye kitap:
Gurbetçiler ve Avrupalı Türkler, Gastarbeiter und European Türken, Concept Medienhaus GmbH, Berlin 2017
ISBN: 978-3-945956-49-6

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet
Ahmet - 6 ay Önce

Yaşanmış olaylardan yola cıkarak o günlere işık tutan kitabı okudum.Bu gün bile isimler değişik olsa bile tekrar yaşandığına inanıyorum.Belgesel cekilecek kadar güzel hikayeler derlenmiş.Yüreğine sağlık

Ali Ertan Bükmen.
Ali Ertan Bükmen. - 4 ay Önce

İyi ki bu günkü yazınızi okudum. Eski dost Ayhan beyin son yazdigi kitabından haberim oldu. ilk yazdıgı kıtabı kütüphanemdeki yetinde. Hemen girişimde bulunarak, edinicem. Bilvesile size şükranlarımi sunuyorum.
Ha-ber-com , u da beğendigimi bir kez daha ifade ediyorum.
SEFA beye de özlemli selamlar

banner324

banner323

banner320

banner321