‘Demokrasi Siyasal Hesaplara Kurban Edilemez’

1971 yılında kurulan Türkiye’nin “patronlar kulübü” TÜSİAD’ın 49. Genel Kurulu’nda bayrak değişimi vardı.

‘Demokrasi Siyasal Hesaplara Kurban Edilemez’

2017 yılının Ocak ayında TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olan Erol Bilecik’in görev süresinin sona ermesi nedeniyle yapılan seçimde iki yıldır başkan yardımcısı olan Simone Kaslowski yeni başkan seçildi.

Bilecik yönetimindeki en kıdemli başkan yardımcısı olan Koç Holding Başkan Yardımcısı Ali Koç ise TÜSİAD yönetim kurulunda geçirdiği dört yılın ardından bu dönem yönetim kurulunda yer almadı.

2013 yılından bu yana yönetim kurullarında görev alan Simone Kaslowski’nin yönetim kurulu başkan yardımcılıklarını ise Murat Özyeğin, Mehmet Tara ve Bahadır Balkır üstlenecek.

Başkan seçimi sonrası kısa bir konuşma yapan Kaslowski, “Ülkemiz ekonomik ve toplumsal olarak zor bir dönemden geçiyor. Ekonomik göstergelerin bize söylediği gibi ülkemiz, hedeflerine koşmak için sahip olduğu büyüme modelini güçlendirmek zorunda. Ülkemiz ne mutlu ki bu çağın esas sürükleyicileri olan insan ve yenilikçi fikir kaynakları açısından çok büyük olanaklara sahip. Yeter ki bu fikirleri üretmek ve işlemek için gereken hukuksal, toplumsal ve ekonomik reformlar hayata geçirelim” dedi.

Bilecik’ten hükümete ‘Ortadoğulaşma’ uyarısı
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olarak son kez genel kurula hitap eden Erol Bilecik, hükümetin hem dış politikasına hem de ekonomik politikalarına eleştiriler getirdi.
Erol Bilecik, “Devletlerin siyasetinde ancak menfaatler vardır. Çünkü dış politikada duygular değil, gerçekler ağır basar. Ülkemizin menfaatlerini korumada iletişim dilimizin ve üslubumuzun çok önemli bir yeri var. Şurası kesin! Temeli yüzyıllara dayalı tarihsel ve stratejik yönelimimizin doğal sonucu olarak, Türkiye Batılıdır, Avrupalıdır. Fakat aynı zamanda da Doğuludur, Asyalıdır. Dış politikadaki kördüğümü çözmek için bu, bizim en büyük gücümüzdür. “Ortadoğululaşan” bir Türkiye’nin Batı’da hiçbir ağırlığı olamaz. Oysa batıda ağırlığı artan bir Türkiye’nin, doğuda da ağırlığı artar. Bugünkü muhasebemiz şunu gösteriyor: Türkiye’ye dünyadaki konumunu ve saygınlığını geliştirme borcumuz var” dedi.

Bilecik: “Demokrasi ithal edilemez inşa edilir”
Siyasetin demokratikleşmesini talep eden Erol Bilecik, Türkiye’yi sarsıntısı dinmeyen bir coğrafyada istikrarın simgesi haline getiren, insan hak ve özgürlüklerine dayalı, laik, sosyal, hukuk devleti anlayışı olduğunun hatırlattı:
“Türkiye’yi aydınlık bir geleceğe taşıyacak olan da yine bu anlayıştır.
Bu nedenle demokrasi kısa vadeli siyasal hesaplara kurban edilemez, edilmemelidir. Güçlü bir gelecek için önce siyaseti demokratikleştirmek gerekir.
Demokrasi ve özgürlükler başta olmak üzere tüm Cumhuriyet değerleri bize emanettir. Bu emanete sahip çıkmak, hepimizin borcudur. Çünkü unutmayalım ki demokrasi ithal edilmez, inşa edilir. Çağımızın en başarılı özgürlük, barış, kalkınma ve refah projesi olan AB kırılmalar yaşasa da küresel düzeyde en önemli denge merkezi olmaya devam ediyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği her iki tarafın da etki alanının genişlemesi anlamına gelen kazan-kazan formülüdür.”

Özilhan: “Dünyada otoriterleşme rüzgarı esiyor ama kalıcı olamaz”
Yalnız görevden ayrılan TÜSİAD Başkanı değil TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’dan da Türkiye’nin istikrarının AB için, AB’nin desteğinin de Türkiye için önemli olduğunu işaret etti.
Özilhan, “Ekonomik olarak zor duruma düştüğümüzde Avrupa Birliğinden aldığımız destek mesajları, ilişkilerin karşılıklı doğasının bir göstergesi.
Demokratikleşme dalgaları da, ters yönde gelişmeler de, ülkeler arasında bulaşıcı oluyor. 2008 krizinden bu yana, dünyada bir içine kapanma ve otoriterleşme rüzgârının estiği açık. Ancak bu rüzgârın kalıcı olması söz konusu olamaz.
Dünya tarihi, insanların ve milletlerin kaderlerine sahip çıktığını, toplumların demokratikleşme eğiliminde olduğunu söyler. Bu eğilimler hesaba katılırsa, bugünkü korumacı ve popülist dalganın önümüzdeki yıllarda yerini yeni bir demokratikleşme dalgasına bırakacağını söyleyebiliriz” derken Çin’in her alandaki hızlı yükselişinin ABD’nin dünya liderliğini sarstığını da belirtti.

Özilhan: “Tarımı ihmal eden ülkeler geleceklerini tehlikeye atar”
Fiyat kontrolleri ile gıda enflasyonun kontrolünün mümkün olmadığını vurgulayan Özilhan’a göre, ne hal yasası çıkartmak ne de tanzim satış mağazaları kurmak çözüm sağlayabilir.
“2007’den 2018’e dünyada gıda fiyatlarındaki artış %10 olmuş, ülkemizde ise %200. Hal yasası, tanzim satış mağazaları, operasyonlar, denetimler gibi gıda fiyatlarına dönük önlemler, fiyatları belli bir süre için aşağı çekmeye muvaffak olacaktır. Ancak, tarım üretimindeki sorunlar devam ettiği sürece, fiyatlar yeniden artış eğilimine girecektir. Kırlarda yaşayanların oranı son 10 yılda %34’ten %16’ya düşerken, kentlerde ve metropollerde yaşayanların oranı %66’dan %84’e yükselmiştir. Çiftçilerin oranı ise %10’dan eriyip %3’e düşmüştür. Üretimin azaldığı, çiftçiliğin yok olduğu, buna karşılık tüketimin hızla arttığı bir durumda, fiyat kontrollarıyla bir yere varılamaz. 80 milyonluk bir ülke olarak, Türkiye’nin gıda güvenliği ve güvenilirliğinden taviz vermesini kabul edemeyiz. Tarımı ihmal eden ülkeler geleceklerini tehlikeye atar. Biz ihmal etmeyelim.”
TÜSİAD’ın 2019 yılı büyüme tahmini %1
TÜSİAD’ın bugün yayınladığı “2019 Yılına Girerken Türkiye ve Dünya Ekonomisi” isimli raporda, dünyadaki yatırımların ise artan finansman maliyetleri, jeopolitik riskler ve küresel yavaşlama nedeniyle azalmaya devam etmesi beklendiği belirtildi.
Raporda, 2019 yılı için Türkiye´de büyümenin yüzde 1, işsizliğin yüzde 12,5 ve enflasyonun yüzde 16,2 düzeyinde olacağı tahminine yer verildi.(Kaynak:VOA)


ha-ber.com

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2019, 11:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner323

banner320

banner321