banner216
Ehl-i Kitap, kendisine kitap gönderilen toplum demektir. Yahudi ve Hristiyan gibi vahyin muhatabı olan din mensuplarına "Ehl-i Kitap" denir. Kur'an-ı Kerim, Ehl-i Kitaba bazı konularda, ayrıcalıklar tanır. Mesela, onlardan kız almak ve onlara kız vermek caizdir ve kestiklerini yemek helaldir. (Maide, 5/5)
 
Kur'an, onlara şöyle seslenir: "Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızdaki müşterek bir kelimeye gelin!...” (Âl-i İmran, 3/64)
 
Başka bir ayette ise şöyle dedenir: "Onlardan zalim olanlar dışında, Ehl-i Kitapla en güzel bir şekilde mücadele edin. Ve şöyle deyin: Biz, hem bize indirilene hem de size indirilene iman ettik. Bizim de sizin de İlahımız birdir. Ve biz, yalnız O'na teslim olmuş kimseleriz." (Ankebut, 29/46)
 
Bu ayette, Ehl-i kitap, iki kısımda mütaala edilmektedir:
1. Zalim olanlar.
2. İnsaflı olanlar.
 
Bu ayırıma Müslümanlar da dahildir. Onlar da Ehl-i Kitaptır ve onların da zalimi ve insaflı olanı vardır. Allah, insaflı olan Ehl-i Kitapla en güzel bir şekilde ilişki içine girilmesini istiyor. Kur'an bir tespit daha yaparak, Hristiyanların Yahudilere nispetle İslam'a daha yakın olduğunu bildiriyor: "Yahudi ve müşrikleri mü'minlere en çok düşmanlık yapan kimseler olarak bulacaksın. ‘Biz Hristiyanız.’ diyenleri de, mü'minlere sevgide en yakın kişiler olarak bulacaksın. Çünkü, onların içinde bilgin keşişler ve ruhbanlar var ve bir de onlar büyüklenmezler." (Maide, 5/82)
 
Günümüzde, Hristiyan ülkelerde Müslümanların daha rahat bir şekilde yaşadığı bir gerçektir. Müslümanlar bu ülkelerde dinlerini yaşayabiliyorlar, İslamî faaliyetlerini sürdürebiliyorlar. İnsaflı olan Ehl-i Kitapla en güzel mücadeleyi emreden Cenab-ı Hak, şu ayetle de onların zalim kısmıyla ilgili hükmünü bildiriyor: "Ehl-i Kitabın hepsi bir değildir." (Âl-i İmran, 3/113) der.
 
Bu açıdan bakılınca Onların hepsini aynı kategoriye koymak yanlış olur. Böyle bir anlayış Kur'an’a ve tarihi realiteye de uygun düşmez. Nitekim, Ehl-i Kitaptan kız almak ve Ehl-i Kitaba kız vermek, onlarla insani ilişkilerde, sosyal faaliyetlerde bulunmak, birlikte yemek-içmek, Kur'an'ın buyruğudur.
 
Hz. Peygamber (s), İslam'ın Mekke döneminde bazı Müslümanları Hristiyan bir ülke olan Habeşistan'a göndermiş ve orada rahat edeceklerini söylemiştir. Medine döneminde ise, hem Yahudi hem de Hristiyanlarla diyaloğa girmiştir.
 
1961 yılında Avrupa’ya işçi olarak ayak bastık. Aradan 57 yıl geçti. Çocuklarımız büyüdü, meslek sahibi oldular. Onlar artık Avrupalıdır. Alman arkadaşları var, birbirlerine aşık da oluyorlar. Müslüman bir erkek Hristiyan bir kıza aşık olabildiği gibi, Hristiyan bir erkek de Müslüman bir kıza aşık olabiliyor. Evleniyorlar.
 
Kız, nikahının Papaz tarafından kıyılmasını isterken, erkek de nikahının İmam tarafından kıyılmasını isteyebiliyor. Tarafların istekleri insan hakkı açısından değerlendirildiğinde gayet normaldir. Aksi düşünülemez. Ehl-i Kitapla evliliklerde din değiştirme şartı yoktur. Kur’an böyle bir şart bildirmemiştir. Böyle bir şart yoksa nikahı da taraflar kime kıydırmak istiyorsa ona kıydırabilirler.
 
Buraya kadar tamam. Ancak bu evlilikten doğacak çocuk kimin dinine göre yetiştirilecek denilirse cevabım şöyle olur: Hristiyan olan Hristiyan kültürüne göre Müslüman olan da Müslüman kültürüne göre çocuklarını yetiştirmelidirler. Çocuk 18 yaşına gelince de kendisi seçimini yapmalıdır.
 
Avrupa’da yaşayan Müslümanlar için, bundan sonrasında bu türden istekler çok olacaktır. Almanya’daki dini cemaatler gelecekte sıkıntı doğuracak olan bu sorunları masaya yatırıp şimdiden çözüm üretmelidirler.
 
Rüştü Kam

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner274

banner275

banner302

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir