DOMATES -SOĞAN-PATLICAN

AKP, Cumhurbaşkanı seçimi ve Genel Seçimleri, ekonomik krizle çakışmaması, Bahçeli'de koltuğunu muhaliflere kaptırmaması için bir yıl öne çektiler.

Seçimleri atlatırsak yırtarız hesabına yatarak gazın, benzinin, elektriğin zam farkını devletin boş kasasından ödediler.
 
On altı milyon sadakaya muhtaç yoksulların, daha önemlisi iktidarın can simidi YSK sayesinde şaibeli bir seçimle Cumhur ittifakı kazanmış sayıldı.

Seçimlerden sonra ne hükümet kaldı ne parlamento.
 
Zaten 15 Temmuz Kontrolü Darbe tiyatrosundan beri; OHAL ile, Kanun Hükmünde Kararname ile dünya da eşi benzeri olmayan bir yönetimle tanıştı Türkiye.
 
Atatürk’ten sonra gelenler onun emanetine koltuk tutkusuyla koruyamadılar.

Kimi bilmeyerek, kimi kuyruk acısından; hırsızla, uğursuzla, Osmanlı'nın yıkımını hızlandırmış din tüccarlarıyla işbirliği yapıp ülkeyi bu duruma getirdiler.
 
Yedi düvele meydan okumuş, ülkesini işgalden yüzbinlerce şehidin kanlarıyla kurtaran Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimine, diplomasını bile gösteremeyen, İstanbul’a İmam olmanın yollarını arayan biri, kurtuluş savaşının ve Lozan'ın mağlüplerince başımıza getirilince olanlar oldu.
 
Onlar, mirasyedi hesabı; Cumhuriyetin hangi değeri varsa, babalar gibi sattılar, çaldılar çırptılar, dünyanın en saygın ülkelerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, çöl bedevilerine muhtaç duruma düşmüş bir Garip Ademin ülkesi konumuna getirdiler.
 
İnsanın hamı, ummadığı yükseğe hasbelkader erişince gözü bir türlü doymazmış.
Villayı beğenmedi, Çankaya'yı beğenmedi, saray yaptırdı.
Yasal olarak oraya çivi bile çakamazken, yasaları hiçe saydı kaçak Saray yaptırdı.
 
Mehmetçiğe pijama, tiyatrolardan getirdikleri yeniçeri kostümlerini giydirerek Osmanlı Padişahlarının Cuma Selamlığı gösterisi yaptılar.
İsmail Dümbüllü bile onlardan daha ciddiydi. En azından o, orta oyunu oynuyordu
Osmanlı sultanlarının delisi bile en az üç dil, matematik, adap -erkan bilirlerdi.
 
Saraya karşı nutuklar atan Baykal'ı, Kılıçdaroğlu'su, Muharrem İnce'si birer bahane uydurarak tıpış tıpış Saraya gittiler.
 
Erdoğan-Bahçeli karşılıklı tartışmalarından, birbirlerine ettikleri hakaretlerden yetişkinlerin bile utanıp yüzleri kızarırken, onlar hiçbir şey olmamış gibi canciğer kuzu sarması oldular.
 
AKP’nin, bir ABD projesi olduğunu herkes biliyordu.

Ama milliyetçilik üzerine burnundan kıl aldırmayan MHP'liler ve onun Genel Başkanı Bahçeli'nin Atatürk ve İsmet İnönü'ye ''iki ayyaş''denmesine, hatta Rize'de utanmadan Atatürk’ü ‘'ölmüş inek'' benzetmesiyle aşağılamaya çalışan birine biat etmesine herkesi, hele MHP'ye gönül verenleri sukutu hayale uğrattı.
 
Kimi, Bahçeli'nin özel durumuyla, gizli kasetlere yordu.
Kimi, koltuk sevdasından Bahçeli'nin koltuğunu BEKA bahanesiyle korumaya çalıştığını öne sürdü.
 
Ama Bahçeli'nin geçmişindeki karartılmış olaylar, bir bir ortaya çıktıkça onun gerçek kimliği de ortaya çıkıyordu.
 
23 Şubat 1978 tarihinde 01 FE 994 Plakalı, dört gencin kullandığı beyaz Reno markalı araba Ankara yolunda polis kontrolünde durduruluyor. Yapılan aramada o arabadan portakal sandıklarının altına gizlenmiş 2 adet Kalankişof ve 700 mermi yakalanıyor...
Arabanın sahibi Devlet Bahçeli olarak görünüyordu. Yani silah ve mermi yakalanan araba Bahçeli'nin arabasıydı.
Bahçeli bu olaydan sonra değil sanık, tanık olarak bile dinlenmiyor.
 
Silahla yakalanan öğrencilerden Recai Yıldırım ve Ali Hanımal, Bahçeli tarafından milletvekili yapıldı.
12 Eylül döneminde bütün MHP ve ülkücü yöneticiler idamla yargılanırken Ülkücü Akademisyenler Derneği Başkanı Devlet Bahçeli, değil sanık, tanık olarak bile sorgulanmadı.
 
Alparslan Türkeş'in bazı MHP'lile kendi el yazısı ile gönderdiği mektupta Devlet Bahçeli’nin MİT AJANI olduğunu yazıyordu. (Mektubun aslını Yaşar Okuyan kamuoyuna göstererek duyurdu)
Daha sonraları, Türkeş tarafından, Bahçeli'yi MHP'ye genel sekreter olmasına izin veren Türkeş; ‘MİT her yere girer. Gözümüzün önünde olsun diye izin verdim.'' Yanıtını veriyor.
 
12 Eylül Döneminde Ülkücülerin idamlarını onaylayan Askeri Yargıtay yargıcı Nursafa Pandar, Bahçeli döneminde MHP Genel Sekreteri olmuştu.
 
Abdullah Öcalan’ın da MİT Ajanı olduğunu araştıran uğur Mumcu, bazı delilleri bulduğu için öldürüldüğü söylenmişti.
Biri terör örgütünü kurarak Türkiye'yi bölmek istiyordu.
Bahçeli ve Türkeş'i çok iyi tanıyan Yaşar Okuyan'ın anlattıkları, kanıtları bazı kuşkuları haklı çıkarıyor
Bahçeli, şimdi AKP ile Laik Cumhuriyeti ortadan kaldırma hareketinin en ateşli taraftarı olması ajanlık görevi ile ilgili olabilir mi?
 
Mumcu yaşasaydı bu düğümü mutlaka çözerdi.
Türkiye uygarlıktan, laiklikten, saygın bir devlet olmaktan hızla uzaklaşırken;
Erdoğan ve Bahçeli Domates-Soğan ve Patlıcan'a savaş açarak BEKA savaşı veriyorlar…
 
Patates ise şimdilik pusuda!
 
Yıldız AKALIN

 
YORUM EKLE

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321