banner216
BOĞAZIM DÜĞÜMLENDİ

İşte öyle, hava buz gibi. Sibirya soğuğu diyorlar. Demek ki Sibirya'ya gitmeden havasını soluyoruz. 

Hayat hiç bişeye aldırış etmiyor, tam hızıyla devam ediyor. Mevsimler değişse de yağmurun yağışı, rüzgarın esmesi, güneşin doğuşu değişmiyor. 

Eh günler de uzamaya başladı. Önümüz bahar..
Umut var yani. Papatyalar tomurcuklanacak, ağaçlar çicek açacak, toprak ısınacak elbette. 

Biz de ısınacağız haliyle. "Şu bahar gelse de" diye içimden mırıldanırken çayı demledim. 

Kesilmiş dilimleri tost makinesinin içinde ısıttım. Kaynamış yumartayı soğuk suyun altında bekletirken, saate bakmadan tam ayarında pişirdiğimi fark ettim. 

Kaymağı kızarmış ekmek diliminin üstüne sürdüm, üzerine de bal. Çayla yudumlarken yumurtayı diğer dilimin üstünde ikiye böldüm. Arasına hafif tuz serptim. İkinci çayı doldurdum. Bu kez peynire yöneldim. 

O esnada tele mesaj geldi. Şarzdaki tele uzanırken mutfağın soğuk olduğunu hissettim. Gözüm kaloriferin ayarına ilişti ve ayarını 3'ten 4'e çıkardım. 

Sonra aklım eskilere gitti. Daldım adeta çayı yudumlarken. Erzincan'ın karlı, buzlu, kurşun gibi soğugu aklıma geldi. Hayatın o koşullardaki zorluğu belleğimde film şeridi gibi geçti. 

Whatsap'tan ikinci mesaj gelince kendime geldim. Bu halimize bile isyan eder olmamızın ne kadar saçma olduğunu anlayınca evsiz insanlar aklıma geldi. 

Bu soğukta evsiz barksız insanların halini düşündüm. Sokak hayvanlarının bu soğuktaki halini hissettim bir an.  O an kaloriferin ayarını 4'ten 2'ye geri aldım. 

Halime şükredeceğime  "çok soğuk" diye isyanımın ne kadar yersiz olduğunu fark ettim. Tuhaflaştım, boğazım düğümlendi..

Metin Es

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Ali Rıza Taşmış 8 ay önce

Selam Metin arkadaş.Sıfıraltı soğukları Düsseldorf şehrinde de idrak ettik. Taksiciyim ve bu işimi takip eden kaçınılmaz görüntülerden biri de başı üstünde çatısı olmayan insanlardı. Ellerini sıcak alkol kokulu nefesleriyle ısıtarak çöp kutularının derinlerinde boş şişe arayanlardı... kapıları tüketicilere açılmamış Kaufhof mağazalarının üstü kapalı U-Girişlerinde beton üstüne attıkları kartonların üstünde kıskıvrak uyku tulumunda yatanlardı... sırt kaşıntısını gidermek amacıyla müze duvarına yaslanıp sürtünenlerdi... sökük parkelerini omuzuna atıp yerde oturarak donuk gözbebekleri bir boşluğu hedef alanlardı... arabamın yan koltuğunda oturan on yaşındaki oğlumun dikkate aldığı bu kareleri izleyişini seyretmemdi... ne düşündüğünü sorduğumda, kafasını yol istikametine çevirip sükunetti cevabı...
sıhhatli kal Metin arkadaş.

banner291

banner301

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir