BİRİNCİ GÖREVİMİZ

CIA Eski Türkiye Şefi Paul Bernard Henze; 2006 yılında Beyaz Saray'a sunduğu raporda, Türkiye için şunu önerir:

Türkiye'de; ABD ve İsrail siyasetinin engel görmeden uygulanabilmesi için ivedilikle, Türkiye'ye özgü bir biçimde BAŞKANLIK SİSTEMİne geçilmelidir.

Bu önerisini de şu gereklilik ya da zorunlulukla açıklıyor:

“Türkiye'nin bu şekliyle Amerikan politikalarının yanında olduğundan emin olamayız. Ülkeyi kuranlar denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğinizde meclis, meclisi ikna ettiğinizde ordu, orduyu ikna ettiğinizde yargı karşımıza geçebiliyor. Eğer; Amerika’nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, meclis ve hükümeti tek elde toplayan BAŞKANLIK REJİMİne geçilmelidir.

Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer; o kişi, Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerinde kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için hiç sorun olmaz.”

Henze'nin bu önerisi; ABD'nin Ortadoğu'daki emperyalist sömürüsünün, İsrail'in BÜYÜK İSRAİL siyasetinin önündeki engelleri ortadan kaldırmak amacını taşıyan bir öneridir.

Bunun gerçekleşmesi için ilk yapılması gereken Türkiye'nin başına, gerçek anlamıyla, ucube bir başkanlık sistemi belasını sarmaktır.

Bu bela; Türkiye'nin, bütünüyle, ABD ve İsrail tarafından kontrol edilmesinin de yolunu açacaktır.

Bu projelerine, kısaltması BOP olan Büyük Ortadoğu Projesi adını verirler ve Türkiye'nin başına saracakları başkanı da bu projeye eşbaşkan yaparlar.

Unutulmasın. Not düşelim. Türkiye'nin başına sarılan bu başkan BOP'un eşbaşkanı olmakla övünmüştür de.

Bu yazdıklarımla doğrudan ilgili olduğu için, yurdun başına gelecekleri, gelebilecekleri 92 yıl öncesinden gören Kurtarıcı ve Kurucu ne diyordu Gençliğe Sesleniş ‘inde?

“Memleket dahilinde iktidara sahip olanlar kendi şahsî menfaatlerini müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhîd edebilirler.”

Ülkenin yönetimini ele geçirenler işbirlikçiler olabilirler. Görünen tam da budur bu ülkede. 2006’dan bu yana değil, 1950 den bu yana.

2002 den bu yana da tam bir aymazlıkla...

“Bu iktidar sahipleri gaflet, dalâlet ve hatta ihanet içinde bulunabilirler.” diyen Kurtarıcı ve Kurucu; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gafilleri, sapkınları ve hainleri taaa o günlerden işaret ediyordu. Onları hedef olarak gösererek.

Diyordu ki çok güvendiği gençliğe:

“İşte; bu ahvâl ve şerait içinde dahi vazifen Türk İstiklâli'ni ve Türk Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır.”

Ahvâl budur. Şerait budur.

Birinci vazifendir, vazifemizdir. Türk İstiklâli'ni, Türk Cumhuriyet'ni, ileleded muhafaza ve müdafaa etmek.

Kolay olamayacaktır. Güçtür bu işbirlikçilerden ve memleketin her köşesini bilfiil işgâl eden bu emperyalist sömürgecilerden kurtarmak bağımsızlık ve cumhuriyetimizi.

Ama; bağımsızlık ve cumhuriyetimizi korumak ve savunmak da birinci görevimizdir.,

Sonsuza değin!

Bunun için gereksinim duyacağımız gücün nerede olduğunu da söylemiştir taaa 92 yıl öncesinden20. Yüzyılın, tartışmasız, en büyük insanı...

SEN ÇOK YAŞA!

BİNLER YAŞA!

MUSTAFA KEMAL PAŞA...

YORUM EKLE

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321