banner216
Öne Çıkanlar Berlin Alman Cumhuriyetçi Merkel Bayern Türk

Türkiye ve bölge ülkelerine yönelik Amerikancı darbe girişimi

15 Temmuz Darbe Girişimi üzerine Dr.Mehmet Perinçek ile konuştuk.

banner197
Türkiye ve bölge ülkelerine yönelik Amerikancı darbe girişimi
Türkiye ve bölge ülkelerine yönelik Amerikancı darbe girişimi

15 temmuz Darbe Girişimi üzerine Dr.Mehmet Perinçek ile konuştuk:


MOCCA: Türkiye’de 15 Temmuz gecesi bazılarına göre isyan yani kalkışma, bazılarına göre darbe, bazılarına göre işgal olarak adlandırılan bir hareket oldu. Bu sizce nedir? İsyan mıdır, darbe midir, işgal midir? 

Mehmet PERİNÇEK: Bu hareketi Amerikancı darbe girişimi olarak tanımlayabiliriz. Fetullahçıların eliyle Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’de bir darbe planlamıştır. Ordu içerisinde yuvalanmış bir takım Fetullahçı subaylar, askerleri harekete geçirerek Türkiye’ye ve hatta bütün bölge ülkelerine karşı bir girişim içerisinde bulunmuşlardır. Bu Fetullahçı-Amerikancı darbe girişiminin içerisinde ordunun tamamının bulunmadığının altını çizmek gerekir. Ordunun büyük çoğunluğu bu darbe girişimine karşı durmuştur, gerçek vatansever subaylarla milletin birlikteliği bu Amerikancı-Fetullahçı darbe girişiminin başarılı olmasını engellemiştir. 

MOCCA: Hem Türkiye hem bölge ülkelerine yönelik bir darbe girişimi olduğunu söylediniz. Bu darbe girişiminin asıl amacı neydi? 

Mehmet PERİNÇEK: Amerika Birleşik Devletleri bugün Türkiye’yi kendi tabirleyirle tekrardan dizayn etmek istiyor. Bir iktidar değişikliğiyle Türkiye’yi hem bölge ülkelerine (Suriye, Irak, İran, Filistin) karşı hem de Rusya’ya karşı kullanmak istiyor. Amerika’nın darbe planı sadece Türkiye’nin iç işleri ile ilgili bir durum değildir, tamamen bölge planlarıyla ilgili bir meseledir. Bunun içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyük Ortadoğu Projesi yer almaktadır. Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında sözde Kürdistan’ı yaşatmak için Akdeniz’e Suriye’nin kuzeyinden bir koridor açma planları vardır. Darbe girişiminin başarılı olması durumunda bölgemizde Amerika’nın kukla Kürdistan’ının yani ikinci İsrail’inin kurulması ön görülüyordu. Dolayısıyla bu girişimle, Amerika’nın operasyonel gücü olan Fetullahçıların Türkiye’de iktidara getirilmesi sadece Türkiye’ye zarar vermeyecek, bölge refahına, bölge istikrarına, bölgedeki siyasi gelişmelere de çok büyük bir zarar verecekti. 

MOCCA: Bölgenin yeniden dizaynı konusunda Amerika tek başına mıdır, Avrupa Birliği, İngiltere ve İsrail bu işin neresindedir? 

Mehmet PERİNÇEK: Hem bu darbe girişiminin hem de Büyük Ortadoğu Projesi’nin arkasındaki esas, ana kuvvet Amerika’dır. Tabi Amerika’nın yanında İsrail de yer almaktadır. Zaten bölgedeki varlığını tamamen Amerika’nın politikalarına ve silahlı kuvvetlerine borçlu olan İsrail’in Amerika’dan kopması mümkün değildir. Avrupa Birliği’ni ise tam olarak Amerika’nın yanında görmek doğru olmaz. Avrupa içerisinde Amerikancı politikalar güden iktidarlar olmakla birlikte bütün Avrupa ülkelerinin Amerika’nın güdümünde olduğunu söylemek doğru değildir. Çünkü son dönemde Amerika ile Avrupa’nın belirli ülkeleri arasında ciddi çelişkilerin ve çekişmelerin olduğunu görüyoruz. Almanya bunun örneklerinden bir tanesidir. Özellikle son birkaç senedir dinleme skandallarından tutun da NATO’nun genişlemesi, Ukrayna meselesi, Rusya ile ilişkiler gibi konularda Almanya’nın Amerika’yla sorunlar yaşadığını görebiliyoruz. Önümüzdeki süreçte Avrupa’nın Amerika ile arasındaki çelişkilerin daha da derinleşeceğini söyleyebiliriz.

MOCCA: Fetullah Gülen ve ona bağlı insanlar Müslüman bir profil çiziyorlar. Namaz kılıyorlar, bayanlar başlarını örtüyorlar vs. Amerika’nın istediği Müslüman görünümlü bir devletin kurulması ya da devletin o şekilde yönetilmesi midir, yoksa Türkiye’yi de Suriye ve Irak’ta olduğu gibi parçalara bölmek mi? 

Mehmet PERİNÇEK: Amerika’nın Türkiye ile ilgili esas planı Türkiye’yi bölmektir. Darbe girişimi burada önemli bir rol oynuyor. “Yurtta Sulh Komitesi”nin TRT ekranlarında açıkladıkları bildirgeye baktığımızda “Yurtta Sulh” denilirken Fetullahçılarla ve PKK’yla sulhun kastedildiği anlaşılıyor. Bu arada, “Yurtta Sulh” ifadesi kullanılarak Atatürk’e atıf yapılmıştır. Elbetteki Atatürk’ün amaç ve hedefleriyle hiçbir alakasının olmadığını, sempati yaratmak amacıyla bu ismin kullanıldığını söylemek lazım. Amerika Birleşik Devletleri, bu darbe girişimiyle Türkiye’nin PKK’ya yönelik son dönemdeki operasyonlarını durdurmak istemiştir. PKK Amerika’nın bir kara gücüdür. PYD ve PKK’nın Amerika’nın bölgedeki silahlı kara gücü olduğunu bizzat Amerikalı generaller ve yetkililer ifade etmektedirler. Burayla bir barış sağlayarak, sözde barış adı altında, yeni bir açılımla Türkiye’yi bölme planları vardır. Amerika, Kuzey Irak’ta kurulacak kukla devletini hem Suriye toprakları aleyhine, hem Türkiye ve hatta İran toprakları aleyhine genişletmek istemektedir. Dolayısıyla Amerika’nın darbe girişimi ile ilgili birinci planı bölünmüş bir Türkiye’dir, ikincisi de Türkiye’de 12 Eylül’de olduğu gibi ılımlı İslam adı altında kendisine bağlı bir iktidar yaratmaktır. Fetullah Gülen’in teşkilatı vasıtasıyla bu iktidar kontrol altında tutulacaktı. Ilımlı İslam da bunun bir ideolojisi olacaktı. Zaten Fetullah Gülen hareketi Müslümanlık ve İslam’la tamamen çelişen kavramlardır. Fetullah Gülen’in Müslüman coğrafyasına en çok zarar veren Amerika’nın merkezinde yaşaması, onlar tarafından kullanılması elbette ki İslam’la bağdaşmamaktır. Diğer taraftan dinler arası diyalog adı altında Batı’nın en kanlı merkezleriyle işbirliği içerisinde olmak, Papa’nın elini öpmek vs. gibi olayları da düşündüğünüzde cemaatin İslamiyetle ve Müslümanlıkla ilişkisinin olmadığı, tamamen İslamı planları çerçevesinde kullandıkları aşikardır. Fetullah örgütü Müslüman bir örgüt ya da cemaat değildir, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve CIA’nın bölgedeki operasyonel gücüdür. 

MOCCA: AK Parti de Müslüman kimlikli ve Müslümanların çoğunlukta olduğu bir parti. Amerika ile de 2009’daki “One Minute” olayına kadar ilişkilerinde sıkıntıların olmadığını biliyoruz. Amerika bu vesileyle AK Parti’yi gözden çıkarmış ve yeni bir ortak mı var etmiş oluyor?

Mehmet PERİNÇEK: Amerika Birleşik Devletleri ile AK Parti ve Erdoğan’ın arası Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk yıllarında ve hatta Irak’a saldırı dönemlerinde gayet iyiydi. Erdoğan kendisini Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olarak her tarafta açık bir şekilde ifade ediyordu. Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye’yi bölmeyi amaçlayan bir projedir. Erdoğan bu projenin ilerleyen zamanlarda farkına varmak zorunda kalmıştır. Türkiye’nin iç dinamikleriyle birlikte Amerika’ya tavır koymuştur. Böylece Erdoğan da Amerika açısından kullanışsız hale gelmiştir ve Amerika Türkiye’yi Erdoğan’la bölemeyeceğini görmüştür. 24 Temmuz 2015’te PKK’ya karşı başlatılan operasyonlarla da Amerika’yla Erdoğan iktidarının arası tamamen açılmış ve Erdoğan’ı ortadan kaldırma fikri Amerika’da kesin olarak kabul görmüştür. Bu darbe girişiminde Türkiye ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü hedeftir. Bununla birlikte Türkiye’nin toprak bütünlüğünün yanında kim duruyorsa onların hepsi de hedef haline gelmiştir.

MOCCA: NATO’da olmanın bir anlamı yok o zaman Türkiye için?

Mehmet PERİNÇEK: Aslında Türkiye’nin NATO’da olması Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından bir tehdittir. Öncelikle şunu söylemek lazım, 12 Eylül’ü ve 12 Eylül öncesindeki provakasyonları, daha sonraki süreçte Türkiye’de yapılan diğer provakasyonları, Ergenokon, Balyoz gibi operasyonları tertipleyen merkez Gladyo’dur. Gladyo kavramı ve yapısı Türkiye’ye Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle birlikte yerleştirilmiştir. İtalya da NATO’ya girdiğinde İtalya devletinin içerisinde bir gladyo kurulmuştur. Buna “Süper NATO” da denmektedir. Amerika, NATO’ya giren ülkeleri kontrol etmek için böyle bir yapı kurmaktadır. Türkiye’de buna “Derin Devlet“ ya da “Kontrgerilla“ da deniliyor. Bütün bu darbeleri ve Türkiye’deki bütün bu provokasyonları planlayanlar da bunlardır. Ve bu NATO’ya girmekle birlikte Türkiye devletinin içerisine yerleştirilmiş ve kökleştirilmiştir. Dolayısıyla Türkiye bir daha darbe görmek istemiyorsa ve toprak bütünlüğünü korumak istiyorsa NATO’dan çıkmak zorundadır. Amerika’nın İncirlik’teki üssü hem darbenin merkez üslerinden biri olmuştur hem de ABD’nin PKK ve PYD’ye verdiği desteğin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye kendi komşu ülkeleriyle ve Avrasya ülkeleriyle işbirliği içerisine gitmelidir ki Amerika’nın kendisine yönelttiği tehditi göğüsleyebilsin. Ve bunun da çok uygun bir zemini vardır. İran’la, Irak’la, Suriye’yle, tabi ki Azerbaycan ve Türki Cumhuriyetlerle ve en önemlisi Rusya ve Çin’le Türkiye’nin stratejik ilişkiler geliştirmesinin zemini bulunmaktadır. Bu, hem bölgeye refahın gelmesini hem de Türkiye’nin ulusal güvenliğini ve ekonomik kalkınmasını sağlayacaktır. 

MOCCA: 2015 Kasım ayında gerçekleşen uçak düşürme krizi sonrası Türkiye’nin Rusya’yla arası açılmıştı. Bu olayda NOTA’nun bir etkisi var mıdır?

Mehmet PERİNÇEK: Batı’nın geçmişten bu yana bütün planları Türkiye ile Rusya arasında bir çatışma yaratmak üzerinedir. Osmanlı döneminde de bu böyleydi. Eskiden bu planların merkezi İngiltere’ydi şimdi ise Amerika’dır. Türkiye ile Rusya’yı çatıştırılarak hem bu iki ülke arasında kurulabilecek potansiyel bir ittifakın önüne geçmek hem de bu şekilde her iki ülke de zayıflatılarak teslim alınmak istenmektedir. Son uçak krizine baktığımız zaman da bunu çok net olarak görebiliriz. Türkiye ile Rusya savaştırılacaktı, Türkiye yanlız kalacaktı, Amerika rahat bir şekilde Türkiye’yi kendi tarafına çekebilecekti. Bu birinci amaçtı. İkincisi, Türkiye ile Rusya arasında son dönemde gelişen ekonomik ve siyasi ilişkiler de önlenmiş olacaktı. Ve hepsinin ötesinde Amerika, kendi indirmek istediği Erdoğan’ı, yine kendisinin en büyük düşmanı olan Rusya eliyle yapacaktı. Uçak düşürme olayı da bu amaçla ordu içerisindeki Amerikancı-Fetullahçı örgütün elemanları tarafından planlanmıştır. Amerika’nın bizzat başında bulunduğu bir iştir. Bu plan ilk başlarda işler gibi olmuş fakat Türkiye’deki milli güçlerin uyarısıyla boşa çıkartılmıştır. Şimdi Türkiye ile Rusya önümüzdeki süreçte ilişkilerini çok hızlı bir şekilde stratejik düzeye taşıma aşamasındadır. 

MOCCA: Ordu içerisindeki Fetullahçı subayların gerçekleştirdiğini söylediğiniz bu uçak düşürme olayından hükümetin habersiz olduğunu söyleyebilir miyiz?

Mehmet PERİNÇEK: Bu Türkiye’ye ve haliyle hükümete karşı bir tertiptir. Fakat bu olayın içerisinde o dönemde hükümette bulunan kuvvetler de vardır. Ahmet Davutoğlu gibi. Bu kuvvetler Erdoğan’a karşı işin içerisindedirler. Zaten Davutoğlu’nun görevden alınmasının en önemli nedenlerinden biri de budur. Davutoğlu hükümette Amerikancı kuvvetleri temsil eder. 

MOCCA: O halde Ahmet Davutoğlu da FETÖ’cü mü?

Mehmet PERİNÇEK: Amerikancı olunca doğrudan FETÖ’yle yanyana gelirsiniz. Yani siz FETÖ’cüyüm demeseniz de, FETÖ’cü olmasanızda, Amerikancıysanız FETÖ’yle birleşiyorsunuz demektir. Türkiye’deki liberallere bakın, Amerikancılara bakın, belki FETÖ’yle hiçbir ilişkileri olmamıştır fakat en ufak bir durumda FETÖ’yle yanyana gelmektedirler. 

MOCCA: Fırat Kalkanı Operasyonu’nda Rusya sessiz kalıyor. Bu durum uçak krizinden sonra Erdoğan’la olan ilişkilerden dolayı bir paslaşma mıdır? Eğer böyleyse Amerika neden sizce bu duruma ses çıkarmıyor?

Mehmet PERİNÇEK: Fırat Kalkanı Operasyonu Amerika‘nın Suriye’deki hakimiyet bölgesine, hem Amerika’nın kara güca olan PYD güçlerine hem de Amerika’nın kurdurduğu IŞİD ve DAEŞ’e karşı bir operasyondur. Operasyon Rusya ile yapılan karşılıklı görüşmelerle ve hatta eşgüdüm içerisinde yürütülmektedir. Amerika zaten bu operasyonun ilerlemesinden çok rahatsızdır. Bu operasyonu ya durdurmak istemektedir ya da kendi planları çerçevesinde bir noktaya çekmek istemektedir. Şimdi bir Musul havucu göstererek Türkiye’yi farklı bir yere yönlendirmek istiyor. Türkiye’nin dikkatini başka yerlere çekip Türkiye ile Suriye’yi karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Fakat bunlarda da başarısız olacaktır, oluyor da. Fırat Kalkanı Operasyonu hem Türkiye’nin hem Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak amacıyla yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken operasyonun azami başarı sağlaması için mutlaka Rusya ve Şam hükümetiyle işbirliği içerisinde yürütülmesinin gerekliliğidir. 

MOCCA: Peki önümüzdeki günlerde Türkiye ile Suriye bir masaya oturup meselelerin bitmesine vesile olacak bir çalışma yapacaklar mı? 
Mehmet PERİNÇEK: Bununla ilgili belirtiler vardır. Hatta bazı görüşmelerin yapıldığı ile ilgili de haberler medyada yer almaktadır. Suriye’de Türkiye için en ideal hükümet Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayabilecek bir hükümettir. Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür. Bunu ne IŞİD sağlayabilir, ne de başka örgütler, gruplar sağlayabilir. Suriye’de toprak bütünlüğünü sağlayabilecek tek kuvvet Şam’dır, Esad’dır. 

MOCCA: Tekrar darbe konusuna geri dönmek istiyorum. Medyada darbe girişimi değerlendirilirken yapılış şekli ve saatinden yola çıkılarak darbe planının önceden deşifre olduğu, devletin de darbe girişimcilerini topyekün derdest edebilmek için darbe yapılmasına müsade ettiği, yorumları yapılmıştır. Siz böyle bir yoruma katılır mısınız?

Mehmet PERİNÇEK: Darbenin esas olarak Eylül ayında yapılması planlanıyordu. Ekonomik krizle birlikte sokağa küresel merkezler tarafından yönlendirilen turuncu kuvvetlerin dökülmesi planlanıyordu. Arkasından da bol terör eylemlerinin yaşanması ve halk teslim alınarak bir darbe yapılması planlanıyordu. Fakat Yüksek Askeri Şura’da Fetullahçı subayların temizleneceğinin ortaya çıkmasıyla bunun öne alındığı görülüyor. Gece yarısı yapmak varken daha erken saatte harekete geçilmesi bazı bilgilerin sızmasından kaynaklı olabilir ama bilerek darbeye izin verilmiş olması mümkün görülmüyor. Çünkü Türkiye direkten dönmüştür, çok ciddi tehlikeler, badireler atlatmıştır, buna kasıtlı olarak izin verilmiş olduğuna ihtimal vermiyorum. Çünkü neredeyse Türkiye’nin cumhurbaşkanından genel kurmayına kadar birçok kişinin biraz daha işler ileri gitmesi durumunda hayatlarını kaybetmesi de mümkün olabilecekti.

MOCCA: Devrim kanunlarıyla yasaklanmış olmalarına rağmen tarikatları Türkiye‘de yaygın olarak görüyoruz. Her tarafta tekkeleri ve faaliyet alanları bulunmaktadır. Birincisi yasaklanmış olmalarına rağmen neden bunları hala Türkiye’de görüyoruz, ikincisi bu tarikatlar da FETÖ örneğinde olduğu gibi tekrar bir tehlike konumuna gelebilirler mi? 

Mehmet PERİNÇEK: Türkiye’nin ulusal güvenliğini, iç huzurunu, milletin birlik ve beraberliğini sağlamak amacıyla bu kanunların konmuş olduğunu bizler belki en iyi 15 Temmuz’da anladık. Bundan 15-20 yıl önce devrim kanunları çerçevesinde Fetullah Gülen’e ait okullar yasaklansın, tarikat okulları kapatılsın, bunların etkinliklerine hem mali, hem siyasal olarak son verilsin diye söylendiğinde en büyük tepkiyi bugün AK Parti’de olan kişiler gösteriyorlardı. Şimdi bu tür tarikatların faaliyet yürütmesinin Türkiye’ye ne kadar büyük bir zarar getirdiğini hepimiz gördük. Bu tarikatların etkinlikleri milleti bölmektedir. Almanya’da aynı cadde üzerinde karşılıklı iki camiye gitmeyen, biri diğerinin cemaatine selam dahi vermeyen insanlar var. Bırakın Sünni-Alevi bölünmesini Türk halkını şu cemaatten bu cemaatten diye bölüyorlar. Böyle bir durumda Türkiye’de milli birlik ve beraberlikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bizim dışarıdan gelen tehdite karşı bir olmamız için bu tarikatların ekonomik ve siyasal anlamdaki faaliyetleri tamamen durdurulmalıdır. Herkes kendi inancını yaşayabilir fakat bunların siyasal bir kuvvet olması, belirli devlet kademeleri içerisinde örgütlenmesi mutlaka engellenmelidir. 

MOCCA: PKK ile FETÖ arasında Amerika güdümünde bir dirsek teması olduğundan bahsettiniz. Şimdi Fetullahçılara böyle bir ders verilince önümüzdeki günlerde PKK’nın da ortadan kalkacağını söylemek mümkün müdür? 

Mehmet PERİNÇEK: Fetullahçılara ders verilmesinden önce Türk ordusu son dönemde yaptığı operasyonlarla zaten PKK’ya en büyük dersi vermişti. PKK kendi açtığı hendeklere gömülmüş ve çok büyük kuvvet kaybetmiştir. Türkiye’yi bölme planlarının ciddi bir şekilde suya düştüğünü görebiliyoruz. Zaten Fetullahçıların hareketi PKK’yı kurtarmak içindi. Şimdi onlar da büyük bir darbe almışlardır. Fakat bu mücadele daha bitmiş değildir. Türkiye bölge ülkeleriyle işbirliği içerisinde hem FETÖ hem PKK terörünü ortadan kaldıracak bir imkana sahiptir. Burada altının çizilmesi gereken bir nokta Türkiye’nin güçlü ve istikrarlı bir orduya ihtiyacı olduğudur. Ordu içerisindeki bir takım kişilerin Fetullahçı bir darbeye kalkmış olmasından dolayı orduyu hedef seçmek, ordunun bir gelenek olmuş harp okullarını, hastanelerini kapatmak, emir komuta zincirini bozmak çok büyük yanlışlardır. Bunlar da en fazla FETÖ’cülerin ve PKK’nın işine yarayacaktır. Burada Türk hükümetini de uyarmak gerekir. FETÖ’cüler ordu içerisinden esas olarak temizlenmişlerdir, devlet içerisinden de temizlenmelidirler. 

MOCCA: İlave edeceğiniz ya da bilhassa Almanya’daki halkımıza söylemek istediğiniz bir mesajınız var mıdır?

Mehmet PERİNÇEK: Almanya’daki vatandaşlarımız birlik ve beraberlik içerisinde olmalıdırlar. İnsanlar farklı siyasi kültürlerde olabilirler ancak Türkiye’nin ulusal güvenliği söz konusu olduğunda tüm yurttaşlarımız bir araya gelebilmelidir. İnsanlarımızı sağ-sol ayrımı yapmadan, gerek FETÖ gibi örgütlerin hain planlarına gerek Amerika’nın Türkiye’yi bölme planlarına karşı asgari müşterekte yanyana gelmeye davet ediyoruz.

Röportaj: Rüştü KAM
MOCCA SAYI: 26
Deşifre: Niğmet Balcı
Tashih: Niğmet Balcı, Rüştü KAM
Son Kontrol: Zülfikar Kam
Tercüme: Gülseren Şentürk

banner201

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir