Mustafa Fehmi Kubilay Berlin'de anıldı

Berlin Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ile ortaklaşa Kubilay’ın katledilişinin 84. yılında “Gericiliğe Karşı Mücadelemiz” adını taşıyan bir anma gerçekleştirdi.

Mustafa Fehmi Kubilay Berlin'de anıldı

Mustafa Fehmi Kubilay Berlin'de anıldı

Berlin Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ile ortaklaşa Kubilay’ın katledilişinin 84. yılında “Gericiliğe Karşı Mücadelemiz” adını taşıyan bir anma gerçekleştirdi.

ADD Berlin’in Tempelhofer Ufer’deki binasında yapılan anma programına ADD’li ve TGB’lilerin yanı sıra pek çok davetli katıldı.

Aydınlanma ve Devrim Şehitleri anısına Saygı Duruşu’nun ardından İstiklâl Marşı ile başlayan programda, ADD Berlin Başkanı Olcay Başeğmez ve TGB Berlin Başkanı Barış Göktepe birer açılış konuşması yaptı. Daha sonra, TGB Berlin Yöneticisi Şıvan Kayaş, Kubilay’ın katledildiği tarihsel sürece ilişkin ayrıntılı bir sunum gerçekleştirdi.

Anma programında ilk sözü alan TGB Berlin Başkanı Barış Göktepe, öncelikle, Menemen Olayını ve 23 Aralık 1930 tarihinde öldürülen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı anmak üzere toplandıklarının altını çizdikten sonra Kubilay’ın Menemen’de gerici odaklar tarafından şehit edildiğini vurguladı.



Başkan Barış Göktepe, bu olayı sadece Menemen’le sınırlandırmamak gerektiğini, aynı anda yurdun çeşitli bölgelerinde farklı gerici odaklar ve emperyalist güçler tarafından desteklenen ayaklanmaların gerçekleştiğini ve sonuç olarak pek çok aydınlanmacı yurttaşın öldürüldüğünü kaydetti. Göktepe, “bu ayaklanmaların tek bir amacı var: Cumhuriyeti yıkmak, laik Cumhuriyet’i yok etmek” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “bugün de aynı şeylerle karşı karşıyayız, çünkü görüyoruz ki o zaman Nakşibendilik kılıfında ortaya çıkan siyasal İslam, bugün ılımlı İslam ve Vahabilik kılıfında hem ülkemizde hem Orta Doğu’da tekrar karşımıza çıkmaktadır. Bu akımların tek bir özelliği var: Din ve devlet işlerinin birleştirilmesi ve dinci bir devlet kurulmak istenmesi. Asıl tehlike budur”.

Barış Göktepe, Orta Doğu’da İslamcı ve işbirlikçi iktidarlar kurulmak istendiğini, Türkiye’de de BOP eş başkanlığı görevini üstlenen bir iktidarın var olduğunu, Suriye’de ise demokratik muhalefet kisvesi altında Esad’a karşı çeşitli cihatçı terör örgütlerin desteklendiğini ve sonuç olarak IŞID gibi bir örgütün ortaya çıktığını belirtti. Başkan Göktepe, “öte yandan ‘Kobane’ bahanesiyle PKK’nın sicili temizlenmektedir, adeta bir terör örgütü vatan savunması yapıyor gibi gösterilmektedir” şeklinde konuştu.

Ancak gençlik olarak bütün bunların farkında olduklarını ve oynanan oyunlara karşı duracaklarını ifade eden Barış Göktepe, Atatürk’ün şu sözüne göndermede bulundu: “Fakat size şunu bildireyim ki, şu Menemen irticai hadisesi inkılaplarımıza karşı yöneltilen bir hareketi önleyici bir Türk gençliğinin mevcut olduğunu göstermiştir. Kubilay gibi genç ve idealist bir yedek subay kendisini bu uğurda feda etmiştir. Onu örnek alın. Herhangi bir irticai hareket olursa onun karşısında daima siz bulunacaksınız”.

Göktepe, her türlü gericiliğin karşısında Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak adına Kubilay gibi kalkan olacaklarını söyleyerek sözlerine son verdi.

İkinci olarak söz alan ADD Berlin Başkanı Olcay Başeğmez; Aralık ayının son haftasının Cumhuriyet tarihi açısından önemli olayları barındırdığını vurguladı ve 23 Aralık 1876’nın ilk anayasa Kanun-i Esasi’nin kabulü, 27 Aralık 1919’un Mustafa Kemal’in Dikmen sırtlarından ilk kez Ankara’ya gelişi, 23 Aralık 1930’un Kubilay’ın katledilişi, 25 Aralık 1973’ün ise İsmet İnönü’nün ölümü olduğunu hatırlattı.



Cumhuriyet’e karşı Şeyh Sait İsyanı’nın ve Atatürk’e yönelik 5 suikast girişiminin bulunduğunu vurgulayan Başkan Başeğmez, sonuç olarak 1930 Menemen’de bir kalkışmanın ortaya çıktığını, ancak Cumhuriyet’in bunları önlediğini dile getirdi ve “ne yazık ki 80 yıl sonra şu anda biz irticanın devleti ele geçirdiği bir dönemi yaşıyoruz” dedi. Başeğmez, hiç unutulmamasını istediği İsmet İnönü’nün bir özdeyişini andı: “Bir ülkede namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur değilse, o ülke için kurtuluş yoktur”.

ADD’li şehitleri hiç unutmadıklarını dile getiren Başkan Başeğmez, sözlerine şöyle son verdi: “Kubilay’ı katleden zihniyet Muammer Aksoy’u, Bahriye Üçok’u, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Turan Dursun’u, Çetin Emeç’i, Uğur Mumcu’yu, Abdi İpekçi’yi ve Bedrettin Cömert’i de katletti. O bakımdan toplumsal muhalefeti birlikte güçlendirmek zorundayız. Aksi takdirde Cumhuriyetimiz zaten gidiyor. Hep beraber meclisteki muhalefet partilerini bu konuda yönlendirmek zorundayız ve yeni oluşumları da uyarmak zorundayız. Hepimizin ortak paydası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleridir”.

Kubilay’ı anma programında son olarak söz alan Şıvan Kayaş, bir gün süren Menemen Olayı’nın aslında bir günlük bir olay olmadığını, sadece birkaç esrarkeşin neden olduğu bir olay olmadığını, aksine önemli bir arka planının olduğunu ve tarihi dersler içerdiğini vurguladı.

Kayaş, Menemen Olayı’nın ortaya çıktığı tarihsel sürece işaret ederek “Cumhuriyet kurulalı 7-8 sene olmuş, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra tam anlamıyla iktidar kurulamamış, yeraltında bir iktidar var. Şeyh Sait isyanı var. Farklı bölgelerde Cumhuriyet’e karşı farklı isyanlar var. Mustafa Kemal ve arkadaşları mümkün olduğunca bunları bastırmışlar. O dönem yeraltında gerici bir muhalefet var. Aynı zamanda tetikte bekliyorlar ve örgütlenmelerine devam ediyorlar. Genç Cumhuriyet saltanatı ve halifeliği kaldırıyor, harf devrimi yapıyor, tekke ve zaviyeler kapatıyor, laik eğitimin temel taşlarını döşemeye başlıyor” ifadelerini kullandı.

1929 yılında bütün dünyada etkilerini gösteren ekonomik buhrandan söz eden Şıvan Kayaş, genç Cumhuriyetin bu ekonomik buhrandan önemli ölçüde etkilendiğini, bu yüzden halk arasında ciddi şikâyetlerin baş gösterdiğini kaydetti. Kayaş, başını Nakşibendilerin çektiği yeraltında örgütlenen gerici tarikatların, halk arasındaki memnuniyetsizliği ve zafiyeti bir fırsat olarak değerlendirip taraftar kazanmaya çalıştığını belirtti.



12 Ağustos 1930 yılında, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın Fethi Okyar önderliğinde kurulmasının önemine değinen Kayaş, Mustafa Kemal’in laik Cumhuriyet adına bütün uyarılarına rağmen bu partinin gerici bir odak haline geldiğini ve özellikle İzmir’deki etkinliğinin Kubilay Olayı’nı hazırladığını söyledi.

Şıvan Kayaş, Menemen olaylarında Nakşibendi parmağı olduğunun sonradan ortaya çıktığını, ayrıca İngiliz ve Yunan etkilerinin olduğunu, olayların bir ay önceden propaganda yapılarak planlandığını ve sonuç olarak halkın laik Cumhuriyete karşı örgütlendiğini vurguladı.

Mustafa Kemal’in bu olaya büyük tepki gösterdiğini belirten Kayaş, kurulan mahkemeler aracılığıyla kırk günlük ayrıntılı yargılamaların sonucunda berat edenlerin dışında kalanların idam cezasına çarptırıldığını bildirdi ve Atatürk’ün amacının gericiliğe karşı bir korku vermek olduğunu sözlerine ekledi. Ayrıca Kayaş, bu olaydan sonra Mustafa Kemal’in “Medeni Bilgiler” kitabını yazmayı daha erken bir tarihe çektiğini ve böylece halka demokrasiyi anlatma ihtiyacı güttüğünü vurguladı.

Kubilay’ı anma toplantısında, konuşmaların ardından TGB’nin çalışmalarına katkı olması amacıyla Övgü Hanım’ın yaptığı bir Kubilay portresi açık artırma ile satıldı.

ha-ber.com/Onur Doğanay/Berlin



Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2015, 16:33
YORUM EKLE
YORUMLAR
no capulcu
no capulcu - 5 yıl Önce

alman okullarinda türkce ana dil derslerine 'kubilay' olayi anlatilmiyorki. türk kökenli gencler atatürk ne neyin nesi oldugunu bile bilmiyorlar.

SIRADAKİ HABER

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321