banner216
Öne Çıkanlar ABD TBMM Berlin PYD Almanya Suriye

Görmez, din temsilcileri ile bir araya geldi

Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ziyaretinin bir barış dilinin arayışı olarak değerlendirilmesini istediğini söyledi

banner197
Görmez, din temsilcileri ile bir araya geldi

 

 

Görmez, din temsilcileri ile bir araya geldi

Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ziyaretinin bir barış dilinin arayışı olarak değerlendirilmesini istediğini söyledi

Görmez, bu akşam Büyükelçilik Rezidansında Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi tarafından onuruna verilen ve diğer dinlerin temsilcilerini de biraraya getiren bir akşam yemeğine katıldı.

Görmez, yemekten önce Türk basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Gerçekten tüm dünya yeni bir olguyla karşı karşıya. Özellikle küreselleşmeyle birlikte herkes yerinden, yurdundan oldu. Ve uzaklar yakın oldu. Bütün dinler komşu oldu. Tüm dinler birlikte yaşamaya başladı. Ancak bu durum insanlık için yeni bir durumdu. İnsanlar bu duruma uygun yeni bir dil bulamadılar ya da bulmakta zorluk çektiler. Yeni bir kültür, yeni bir düşünce oluşturamadılar. Eş zamanlı evrensel semai dinler de, eş zamanlı olarak katkıda bulunarak bu sorunun üstesinden gelemediler. Bir barış dili, gönül dili geliştirmede insanlık yetersiz kaldı. Felsefelerimiz, düşüncelerimiz, siyasetlerimiz, hukuk sistemlerimiz hala bunu sağlamak için uğraşıyor" diye konuştu.

gormez-din-adam-b.jpg

Bu konuda din adamlarına ve ilahiyatçılara önemli görevler düştüğünü ifade eden Görmez, "Doğrusu bu ziyaretimin de bu barış dilinin bir arayışı olarak değerlendirilmesini isterim" dedi. Ziyareti öncesinde Almanya'da önemli gelişmeler olduğuna işaret eden Görmez, "Sadece bir mahkemenin verdiği sünnet yasağı bize şunu gösteriyor: Toplumların kaderini yönetmek için talip olan siyasetçilerin, hukukçuların daha fazla dinler tarihini okumasını zorunlu kılıyor. Hukuki bir karar vermenin sadece bir kanunu şeklen yorumlamaktan ibaret olmadığını, binlerce yıldan beri gelen bir takım uygulamaların, kültürlerin, inançların bilinmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Halbuki sünnetin de binlerce yıldan beri, bizim kaynaklarımız da bunu Hz. İbrahim ile başlatır, ilahi dinlerin sembol ve simgelerle birleştirerek bir kimlik oluşturan unsur olarak değerlendirildiğini biliyoruz. Tabii bunu bilmeyen bir hakim, bunu insan yaralayan bir suç olduğunu söyleyebiliyor. Bu yeni bir durum. Dolayısıyla bunun izah edilmesi gerekiyor. Belki makul izahı yapıldığında herkes farklı düşünecektir. Belki hayra vesile olacaktır. Belki başka yerlerde de buna bir teşebbüs olmayacaktır" şeklinde konuştu.

Yahudi ve Müslümanlarla, Hristiyanların bir bölümünün de sünnet yaptırdığına dikkat çeken Görmez, "Ayrıca sıradan bir uygulama olarak da kabul görmemiştir. Bunun makul çerçevede izah edilmesi lazımdır" dedi.

Berlin'de bugün Yeşiller Partisi'nin Eşbaşkanı Cem Özdemir ile Protestan ve Katolik kiliselerin yetkilileriyle görüşmeler yaptığını anlatan Görmez, kilise yetkililerinin de, sünnet kararının yanlış bir karar olduğunu, bunun toplumda ayrıştırıcı olmaması için çaba harcayacaklarını söylemelerinin de kendisini sevindirdiğini ifade etti.

Almanya İçişleri Bakanlığı'nın aşırıcılığa karşı hazırladığı, ancak Müslümanları aşağılayan afiş kampanyasının da bu şekilde düşünülmüş olması üzücü olduğunu kaydeden Görmez, kampanyanın henüz başlatılmadığını, başlatılacağına da ihtimal vermediğini kaydetti.

gormez-din-adam-c.jpg

Görmez, "Afiş kampanyası, özellikle her türlü aşırıcılıkla mücadele adı altında herkesin aynı kefeye konulmaması, özellikle bir ülkede İslam'ın ve Müslümanların varlığının asla bir güvenlik meselesi olarak görülmemesi gerektiğini, sadece güvenlik ve entegrasyon politikalarıyla değil, çok daha farklı politikalarla, uygulamalarla, özellikle hukuk, adalet ve özgürlükler çerçevesinde bakılması gerektiğini ortaya koyuyor" dedi.

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, İslam'ın Almanya'ya ait olduğu şeklindeki sözlerinin de çok önemli olduğunu belirten Görmez, kendisinin de daha sonra sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle yapacağı görüşmelerde, vatandaşlardan Alman toplumunun bir parçası olmak için çaba harcamalarını ve bu ortak yaşama destek vermelerini isteyeceğini söyledi.

Görmez, "Ama tabii ki onlar da şunu talep edecektir. Bu ülkenin bir parçası olduğumu hissedebilmem için bu ülkede yaşayan diğer herhangi bir vatandaşla kendimi eşit hissetmeliyim. Her türlü ayrımcılık, her türlü ırkçılık yok olmalı, her İslamofobik söyleşi yok olmalı ki, ben de kendimi bu ülkenin bir parçası olarak kabul edebileyim. Herhalde her Müslüman da böyle diyecektir" şeklinde konuştu.  

gormez-din-adam-d.jpg

"Çok kültürlülüğü yönetmede siyaset yetersiz kalabiliyor"

  Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Görmez, daha çok dini yetkililerle görüşmesinin Alman politikacılara yönelik bir sinyal mi olduğunun sorulmasına karşılık da, "Çok kültürlülüğü yönetmede siyaset yetersiz kalabiliyor. Bu sebeple dini kurumlara, din adamlarına büyük görevler düşüyor. Dolayısıyla tabii benim muadillerim, benim muhataplarım da buradaki siyasi kurumlardan çok dini kurumlardır. Doğrusu her iki kurumdan da bu noktalarda çok önemli destekler aldığımı, onların da hem bu durumdan rahatsız olduklarını, hem de bunu değiştirmek için bir çaba içerisinde olacaklarını duymaktan mutlu oldum" diye yanıt verdi.

Görüşme muhataplarının, Türkiye'deki dini azınlıkların bir takım sorunları olduğunu ifade ettiğini belirten Görmez, kendilerinin de onlara Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Türkiye'deki dini azınlıkları 5 asırlık, 6 asırlık bir beraberlik olarak gördüklerini ve eksik olan şeyleri düzeltmek için çaba harcadığını söylediğini, muhataplarının da bunu bildiğini kaydetti.

Hz. Muhammed'e hakaret eden filmin gösterimi konusundaki düşüncelerinin sorulması üzerine de Görmez, "Bu da aynı şekilde yeni bir süreci gösteriyor. Aslında eleştiriyle ifade hürriyetini ve mukaddes değerlere hakaret ederek toplumları aşağılamayı artık birbirinden ayırma zamanı geldiğini gösteren önemli bir süreçle karşı karşıyayız. Aslında İslam'ı eleştiren binlerce İngilizce, Almanca, Fransızca kitap var piyasada. Ve bu kitapları biraraya getirdiğinizde dünyanın en büyük kütüphanelerinden birini oluşturur. Dolayısıyla eleştiri yapmak başka bir şeydir, ancak toplumların mukaddes değerlerini aşağılamak, hakaret etmek, hakaret ederek o toplumlara bir baskı uygulamak başka bir şeydir" dedi. 

Bu tür filmlerin İslam dünyasında da yanlış tepkilerin doğmasına yol açtığını ifade eden Görmez, "İslam dünyasındaki yanlış tepkiler de dönüp İslamofobi'yi besliyor. Bu çok kötü bir sarmaldır. Bu sarmaldan Müslümanların kurtulması lazım, çağdaş dünyanın kurtulması lazım. Kurtulabilmek için de ifade hürriyeti, düşünce hürriyetiyle toplumları ve kültürleri aşağılayan mukaddes değerlere hakareti birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yakın gelecekte de zannediyorum, bütün dünya bunu konuşacaktır ve inşallah en kısa zamanda bunu düzeltecektir" şeklinde konuştu. 

Görmez, görüşme muhataplarının Türkiye'deki tepkilerin neden diğer Müslüman ülkelerdeki gibi fazla olmadığını da kendisine sorduğunu kaydederek, "Bu tepkiler ortak yüksek bir bilinç gerektiriyor. Cehalet ortamlarında bu yanlış tepkiler ortaya çıkıyor. Dolayısıyla İslam dünyasının, bu konulara nasıl tepki verileceğine dair daha yüksek ortak bir bilinç geliştirmeye ihtiyacı var" dedi. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, yarın da Düsseldorf kentine geçerek temasları çerçevesinde Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakan Vekili ve Uyum Bakanı Guntram Schneider ile de biraraya gelecek. 

gormez-din-adam-e.jpg

ha-ber.com / Orhan ÖNALDI / Berlin

banner201

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir