banner269
Öne Çıkanlar Berlin Merkel Türk Cumhuriyetçi Alman Magdeburg Eyalet Mahkemesi

CHP Berlin Birliği gençlere Cumhuriyet Kültür Ödülleri verdi

CHP Berlin Birliği, Cumhuriyet Bayramı kutlaması çerçevesinde, 12 -18 yaş grubu arası çocuklar ve genç müzisyenlere Cumhuriyet Kültür Ödülleri verdi. 

banner197
CHP Berlin Birliği gençlere Cumhuriyet Kültür Ödülleri verdi
CHP Berlin Birliği gençlere Cumhuriyet Kültür Ödülleri verdi

CHP Berlin Birliği, Cumhuriyet Bayramı kutlaması çerçevesinde, 12 -18 yaş grubu arası çocuklar ve genç müzisyenlere Cumhuriyet Kültür Ödülleri verdi. 

CHP Berlin Birliği, Cumhuriyetin 94. Yılı kutlamaları çerçevesinde müzik alanında ilk kez kültür ödülleri dağıttı.  Bu yıl 12 – 18 yaşları arasındaki çocuk ve gençlerden herhangi bir müzik enstrümanı çalanlara yönelik olan bu yarışma 29 Ekim Pazar günü Werkstatt der Kulturen, Wissmannstr. 32, 12049 Berlin adresinde gerçekleşti.



Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasının ardından CHP Berlin Birliği Başkanı Kenan Kolat bir açılış konuşması yaptı. 



Başkan Kenan Kolat, “Değerli Cumhuriyet Sevdalıları, Hepinizi CHP Berlin Birliği adına candan selamlıyorum. Özellikle yoğun programı arasında bizi kırmayarak aramızda bulunan değerli sanatçımız Zafer Gündoğdu’yu selamlıyoruz. Hoşgeldiniz!
Cumhuriyet bir ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimidir.

Bu devletin başında belirli bir süre için seçilen cumhurbaşkanı vardır. Cumhuriyet kelimesi sözlük anlamıyla «halk yönetimi» demektir. Eski Yunanlılardan günümüze gelinceye kadar cumhuriyet, İlk Çağ'da Yunan şehir devletleri, Ortaçağ'da Venedik, Cenova, Floransa gibi devletçikler için kullanılan bir deyim olmuştur.



Fakat, yurttaşlarına özgürlük ve eşitlik tanıyan gerçek halk yönetimi, ancak Fransız İhtilali’nden sonra gerçekleşme yoluna girmiştir. Çağımızın cumhuriyeti özgürlük ve eşitlik gibi iki ana kavramdan başka, devlet başkanlığı, yasama, yürütme ve yargı organları gibi temel kurumlara dayanır. Cumhurbaşkanı devletin başkanıdır. Doğrudan doğruya halk oyu ile yahut halkı temsil eden bir meclis tarafından belli bir süre için seçilir.



Yasama organı millet meclisi ve senato gibi halkın seçimiyle gelen ve onu temsil eden bir kurumdur. 

Yürütme organı, devlet veya hükümet başkanının sorumluluğu ve yönetimi altında, meclislere karşı sorumlu kabinenin adıdır. 

Yargı organını ise, ulus adına yargılama hakkını kullanan, bağımsız bütün adli ve idari mahkemeler meydana getirir. Cumhuriyet rejimlerinde bütün bu organların birbirinden ayrılığı ilkesi hakimdir.

Türkiye’de Cumhuriyet ilk olarak Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, Atatürk tarafından 29 Ekim 1923'te kurulmuştur. 1924 Anayasası'nın I. maddesine göre, «Türkiye Devleti bir cumhuriyettir». 



Bu madde, 27 Mayıs 1960 Anayasası'nda aynen yer almış ve aynı anayasanın 9. maddesinde şu şekilde bir hukuksal kesinlik kazanmıştır: «Devlet şekli Cumhuriyet olduğu hakkında anayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez». 

1982 Anayasası başından beri cumhuriyet rejiminin kesinlikle benimsenmiş olduğunu beyanla 1. maddesinde "Türk Devleti bir Cumhuriyettir.", 4. maddesinde de; "Anayasa’nın birinci maddesindeki devletin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. maddesindeki Cumhuriyet’in nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez. Teklif edilemez." hükümlerini vazetmektedir. Ayrıca milletvekilleri (madde 81) ve Cumhurbaşkanı (madde 103) vazifelerine başlarken cumhuriyet ilkesine bağlı kalacaklarına dair ant içerler.



Hemen tüm ülkelerde tek ortak yanı, devlet başkanlığı makamının babadan oğula ya da aile yakınlarına miras kalmamasıdır. 
Aristo, cumhuriyeti; "Umumun menfaatini gözeten halk idaresi" diye tarif eder. Montesquieu ise, cumhuriyet rejiminde üç ana kuvvet (yasama, yürütme, yargı) bulunduğunu; bunların birbirine karşı bağımsız ve denetleme esasına göre işleyen, başında seçimle gelmiş yöneticilerin olduğu siyasi rejim olarak ifade etmiştir.



1789 yılında Fransa’da vuku bulan ihtilalle Avrupa’daki zalim krallık rejimlerine tepki olarak doğmuş bulunan cumhuriyet rejimi, zamanla cumhuriyete tamamen zıt rejimler tarafından, gerçek yüzleri örtmek için kullanılmıştır. 

Demokratik düşünürler cumhuriyetin en ideal şeklini; çok partili bir siyasi hayata, genel seçimlerle işbaşına gelmiş ve bu seçilen kişilerin çıkardığı yasalarla idare edilen, tarafsız ve hiçbir zümreye imtiyaz tanımayan bir idareye sahip, özgür ve demokratik bir devlet şeklinde telakki ederler. 



Türkiye’de, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmiştir; fakat aslında 23 Nisan 1920 tarihinden itibaren, Cumhuriyet yönetiminin alt yapısı atılmaya başlanmıştır. 23 Nisan 1920’de “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu” belirtilmiş ardından bu yeni düzenin kurulması için hızla çalışmalar yapılmıştır. 1922 yılında bu çalışmalar doğrultusunda Padişahlık ve Saltanatlık hukuken kaldırılmıştır. Önce TBMM, 1 Kasım 1922 gecesi almış olduğu karar doğrultusunda, “Halifelik”le “Saltanatı” birbirinden ayırmış ve Saltanatı tamamen kaldırmıştır.



Cumhuriyet’in ilanı edilmesiyle artık halifeliğinde kaldırılması zamanı gelmiş ve bu yönde hazırlıklar başlatılmıştır. Ardından 3 Mart 1924 tarihinde de Halifelik tamamen kaldırılmıştır. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderini bağlayan aşamalardır. Cumhuriyet yönetimi ile Türkiye Hukuk devleti statüsü kazanmıştır. Tabii bugünkü durumun ne olduğunu ne yazık ki hepimiz biliyoruz.



Atatürk ve Müzik

Atatürk’ün Türk müziğine (musikisine) verdiği önem tartışmasız çok büyüktür. Atatürk sanatın her türlüsüne önem verdiği gibi, sanatçılara da ayrı bir değer verir, sanatla uğraşılması gerektiğini her fırsatta dile getirirdi. Ayrıca müzik eşliğinde dans etmeyi de çok severdi.

Bakın neler demiş Mustafa Kemal Atatürk müzikle ilgili:

“Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”

“Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz.”

“Güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.”

“Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”

“Ulusal; ince duyguları, düşünceleri anlatan; yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce, modern müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal müziği yükselip, evrensel müzikte yerini alabilir.”

“Müzik hαyαtın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”

“Sαnαtsız kαlαn bir milletin hαyαt dαmαrlαrındαn birisi kopmuş demektir.’’ 

‘’Efendiler! Hepiniz milletvekili olαbilirsiniz! Bαkαn olαbilirsiniz! Hαttα Cumhurbαşkαnı olαbilirsiniz! Fαkαt sαnαtkαr olαmαzsınız!”

“Güzel sαnαtlαrın hepsinde ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Αncαk bundα en çαbuk, en önde götürülmesi gerekli olαn Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, musikide değişikliği αlαbilmesi, kαvrαyαbilmesidir.”

“Biz Bαtı musikisini sαygıylα dinlediğimiz gibi, bizim musikimiz de bütün dünyαdα sαygıylα dinlenilecek bir hαlde olmαlıdır.”



Atatürk’ün Yaptığı Müzik Çalışmaları

Atatürk, her türlü yenilik ve ilerlemede öncü olma görevini üstlenen bir liderdi. Atatürk, yeni müzik kurumlarımızın açılmasında da öncülük etmeyi sürdürmüştür. Onun sayesinde Osmanlı zamanından kalma mevcut müzik aletlerini iyileştirmiş, modernleştirmiş ve gelişmiştir. 

Bunların yanı sıra, kapatılan kurumların yerine çağdaş uygarlık seviyesine uygun ve ulusal müzik anlayışımıza yakışır yeni müzik kurumları açılmıştır.

Atatürk’ün önderliğinde, müzik alanında yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır:
• Ankara’da ‘’Musiki Muallim Mektebi ‘’kuruldu (1924).
• ’’Mızıka-i Hümayun’’Ankara’ya taşınarak ‘’Riyaset –i Musiki heyeti ‘’adını aldı (1924)
• İstanbul Belediye Konservatuvarı kuruldu (1926).
• Ankara Devlet Konservatuvarı kuruldu (1936).
• Gazi Terbiye Enstitüsü Müzik Bölümü kuruldu (1937)
• Ankara’da Askeri Müzik Okulu öğretime açıldı (1938)

Bu kurumlar, Atatürk’ün düşünceleri ve direktifleri doğrultusunda günümüze kadar gelişerek gelmiştir. Günümüzde çağdaş Türk müziğinin temeli olan bu kuruma, çeşitli senfoni orkestraları konservatuvarlar, üniversitelerin bünyesinde açılan müzik bölümleri, operalar, güzel sanatlar fakülteleri ve liseleri eklenmiştir.

Atatürk döneminde çağdaş Türk müziğinin geliştirilmesi için; ‘’Türk Beşleri’’ diye adlandırılan kişilerden oluşan ve müziğimizin bugünkü çağdaş seviyeye ulaşmasında büyük emeği geçen sanatçılardan Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses devlet bursu ile müzik eğitimi için yurt dışına gönderilmişlerdir. 



Ankara’da Musiki Muallim Mektebinin kurulmasından sonra Avrupa’ya başka öğrenciler de gönderilmeye başlanmıştır. Avrupa’daki eğitimini tamamlayan genç sanatçılar yurda döndükten sonra hem çağdaş anlamda müzik eserleri bestelemiş, hem de çeşitli müzik okullarında öğretmenlik yapmışlardır. 

1934 yılında’’ Milli Musiki ve Temsil Akademisi Kuruluş Kanunu’’ çıkarılmıştır. ‘’Müzik İnkılabı’’nın programını yapmak için bir kurul oluşturulmuş. Bu konu için Avrupa’dan getirilen uzmanlar çalışmalara başlamışlardır. Ankara devlet konservatuvarından çağdaş besteci ve yorumcular yetiştirilmiştir. 

Ayrıca Paul Hindemith ve Bela Bartok gibi büyük müzik adamları da Türkiye’de araştırma ve incelemeler yapmış ve müzik alanında kendilerinden yararlanılmıştır. 

Atatürk’ün sağlığında başlatılan müziğimizin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ölümünden sonra da devam edilmiştir. 



1948 yılında  üstün yetenekli çocukların yurt dışına öğrenim görmeleri için özel bir yasa çıkarılmıştır. Bu yasa doğrultusunda yurt dışına ilk gönderilen sanatçılar  piyanist İdil Biret ve kemancı Suna Kan‘dır. 

İşte bizler böyle bir lidere sahibiz. İşte bizler böyle bir insanın torunlarıyız. 

Bizler demokratik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ‘ni oluşturacak kişileriz. Sanılmasın ki azız. Çığ gibiyiz. Daha da büyüyeceğiz.

Yaşasın Mustafa Kemal, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın laiklik, yaşasın demokratik ve çağdaş Türkiye” dediç




Kültür Ödülleri Jürisinde Türkiye’den gelen bağlama üstadı ve koro şefi sanatçı Zafer Gündoğdu, müzikolog ve yan flüt sanatçısı Deniz Demirci, müzik duayeni Kaya Tığlıoğlu ve CHP Berlin yönetim kurulu üyesi Yıldız Yılmaz yer aldı. 



Herhangi bir müzik enstrümanını çalmak ve bu enstrümanla ile en az iki farklı parça çalarak ilk 10 giren gençlere Nutuk hediye edildi. İlk üçe giren genç müzik öğrenciler de özel ödüller almaya hak kazandılar.

CHP Berlin Birliği Kadınlar kolondan Demet Kılıç’ın sunduğu programda saz, piyano ve yan flüt çalarak ikişer eser sunan gençler büyük alkış aldı. Cumhuriyet Bayramı kutlamasında başarılı olan ve Cumhuriyet Kültür Ödülleri alan gençlerin isimleri söyle:
Bejan Dengiz, Akın Asku, Yiğit Eren Tulhan, Hasan Cem Gürbüz, Feyza Arun, Kardelen Özkan, Sumru Sinem Doğan, Damla Erkan, Arif Canikli, Emirhan Doğan ve Fatma Çevik.



Törenin ardından davetliler Zafer Gündoğdu'dan ezgiler dinledi ve Berlin’in müzik emektarlarından oluşan orkestra ile eğlendi.

ha-ber.com/M. Sefa Doğanay
Fotoğraflar: Mustafa Temel
banner201

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir