Berlin İftar sofraları

Avusturya’da ilk okul çocuklarına baş örtüsü yasağı getirildi, yarın da Almanya getirebilir. Din özgürlüğünden bahsediyoruz, demokrasiden bahsediyoruz. Katolik rahibelerin başörtüsü yasak değildir. Yahudi çocuklarına kipa yasak değildir. Müslümanlara başörtüsü yasaktır. Bunlar toplumu parçalamak için yapılan uygulamalardır.

Berlin İftar sofraları

Berlin Türk Eğitim Derneği II. İftar sofrasını 17 Mayıs 2019 Cuma günü kurdu. Sofranın misafir hatibi Ahmet Külahçı idi. Ahmet Külahçı, Konya-Derebucaklı. Çocukluğundan beri hep doktor olmak istemiş. 1968 yılında Beyşehir Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversite sınavlarına girmiş, ama Tıp Fakültesi’ne girememiş. Tıp okuyup doktor olmak için 1969 yılında Konya’dan Fransa’ya gitmiş. Tabii babası istememiş Fransa’ya gitmesini. ‘Türkiye’de başka fakülte mi yok, git Ankara’da, İstanbul'da başka bir bölümde oku’ demiş. Ama o kafasına koymuş bir kere Fransa’da tıp okumayı. “İstanbul’a, Ankara’ya giderim, ama okumam sadece senin paranı yerim” demiş. Bunun üzerine Anadolu insanı olan babası “cehennemin dibine git” diye sitem etmiş. Demiş ama yine de parasını vermiş. Ver elini Fransa. Babasının ahı mı tutmuş ne, tıp okuyamamış.

1973 yılında da Almanya’ya geçmiş ve Bochum Ruhr Üniversitesi’nde Komünikasyon Bilimleri, Politik Bilimler ve Genel Dil Bilimleri öğrenimi görmüş. Yani doktor olmaktan vazgeçip gazeteciliğe yönelmiş. 1980 yılında Hürriyet Gazetesi’nin Avrupa merkezi Frankfurt’ta işe başlamış.

1983-1985 yıllarında 22 ay Hürriyet Berlin Temsilcisi olarak çalışmış. Ama bölünmüşlük, Berlin Duvarı onu rahatsız etmiş. Berlin’i bırakıp yeniden Frankfurt’un yolunu tutmuş.

1987-1999 yılları arasında Hürriyet Gazetesi Bonn Temsilcisi olarak çalışmış. Hükümet Bonn’dan Berlin’e taşınınca yıllar sonra yeniden Berlin’e gelip yerleşmiş. Yıllarını Hürriyet Gazetesi’nde çalışarak geçirmiş. Birkaç yıl önce de emekliye ayrılmış, ama köşe yazarı olarak Hürriyet’te yazmaya devam ediyor yine. Duayen bir gazeteci. Benim iki oğlum da gazetecilik konusunda kendisinden çok istifade ettiler. Bir anlamda aile dostumuz.

Telefonumu çevirdim ve alo dedim, karşımda Ahmet Külahçı. “AHMET BEY, Almanya ve Türkiye arasında çok şeyler oluyor Almanya’da. Hatta Almanya’da yaşayan Türkler ve Müslümanlar ile ilgili de olumsuz kararlar alınıyor, Müslümanlar bu mübarek Ramazan gününde hedefe konuluyor; duayen bir gazeteci olarak Türk Eğitim Derneği’nin kurduğu iftar sofrasında bu konularda vatandaşlarımızı aydınlatır mısın?” dedim. Daha sözümü bitirmeden” tabii hocam sen istersin de ben gelmez miyim” dedi ve teşekkür ederek vedalaştık.

Geldi Ahmet Bey, hem de Türk Eğitim Derneğinin rutin okuma saatine geldi. Sohbetimize katıldı. İftardan sonra kararlaştırıldığı gibi konuşmasına başladı. Konu Türkiye Almanya ilişkileri ve Almanya’da yaşayan Müslümanların itibarsızlaştırılmaya çalışılması. Külahçı bu konularda şunları söyledi: “Türkiye Almanya ilişkilerinin çok iyi olduğu dönemler de oldu, kötü olduğu dönemler de. Burada yaşayan Türkler’in Türkiye ile bağlantıları vardır, olacaktır da. Kimse Türklere ‘Türkiye ile bağlarınızı koparınız’ deme hakkına sahip değildir. Olamaz da. Türkler aynı zamanda Müslümandır. Müslümanlıkları ile ilgili konularda da kimsenin dininizi böyle yaşayacaksınız deme hakkı olamaz. Bu konular insan olmamızdan kaynaklanan haklarımız ve hürriyetlerimizdir. Bir hatıramı anlatayım size;

Ben Bonn’da Yabancı Gazetecililer Cemiyet Başkanlığı da yaptım. O zamanlar Helmut Kohl Başbakan’dı. 1998 yılındaki Lüksemburg Zirvesi’nde Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine karşı tutumunu sürdürmüş ve ‘Ben Türklerle aynı masaya oturmam’ demiş. Bu söylem yüzünden Kohl ile dönemin Türk Başbakanı Mesut Yılmaz arasında ciddi bir ‘ağız kavgası’ yaşandı.

Kohl, aynı yıl yabancı gazetecileri Başbakanlık'ta konuk etti. Cemiyet Başkanı ben olduğum için tabii Başbakan Kohl’ün yanında oturdum. Toplantının sonuna doğru ‘siz her ne kadar Türklerle aynı masada oturmak istemesiniz de bu akşam bir Türk'le aynı masada yanyana oturdunuz’ dedim. Sonraları masayı bırakınız, bir Türkle aynı evi, aynı sofrayı bile paylaştı Helmut Kohl. Çünkü oğlu bir Türk kızı ile evlenmişti. Nereden nereye gelindi.

Türkler ve Müslümanlar iç politikaya alet ediliyorlar. Bunlar yanlıştır. Türkiye Cumhurbaşkanı Köln camisini açtı. Almanlar o açılışa katılmadılar. Bu Almanların ayıbıdır, Erdoğan’ın değil.

Avusturya’da ilk okul çocuklarına baş örtüsü yasağı getirildi, yarın da Almanya getirebilir. Din özgürlüğünden bahsediyoruz, demokrasiden bahsediyoruz. Katolik rahibelerin başörtüsü yasak değildir. Yahudi çocuklarına kipa yasak değildir. Müslümanlara başörtüsü yasaktır. Bunlar toplumu parçalamak için yapılan uygulamalardır.

DİTİB imamlarının Türkiye’den getirilmesini yasaklamak istiyorlar. İyi de burada eğitim almış imam statüsünde kaç kişi var? Bu boşluğu altyapıyı oluşturmadan nasıl dolduracaksınız? Yoksa imam yetiştirdiniz de bizim mi haberimiz yok? Okullarda din dersi verilecek diyorlar, öğretmen yetiştirdiniz mi? Bu çalışmalar Müslümanları dışlayıcı çalışmalardır. Toplumu bölmeye yöneliktir.

Liberal Müslümanlık deniliyor. Liberal Müslümanlığı da Berlin’de Seyran Ateş temsil ediyor. Arkadaşlar Müslümanlığın liberalliği olmaz, Müslümanlık Müslümanlıktır. Ancak İslam’ı yanlış uygulayanlar vardır. Her toplumda olduğu gibi Müslüman toplumlarda da böyleleri vardır. Onların da ıslah edilmesi gerekir. “

Sunumdan sonra soru cevap şeklinde devam eden sohbet sona erdi.

Haftaya Cuma’ya aynı yerde ve aynı saatte SPD Federal Milletvekili Dr. Fritz Felgentreu ile iftar sofrasında buluşmak üzere iftar sofrası kaldırıldı.

ha-ber.com/Zülfikar Kam/Berlin

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yunus
Yunus - 4 hafta Önce

Bu haberin ilk fotografina baktim. Uzun yillardir boyle inginc bir fotograf gormedim! Ne soylediler bu insanlara? Selamlarimla.

SIRADAKİ HABER

banner324

banner323

banner320

banner321