banner216
Öne Çıkanlar Berlin Almanya Annenin stresi PKK Hüseyin Bağcı Sivas Kangal

Berlin'de ilklerin mimarı Atalay Özçakır vefat etti

Berlin Türk toplumu değerli bir büyüğünü kaybetti. 1961 yılında 2 seneliğine Almanya’ya ilk işçi kafilesi ile gelen Atalay Özçakır 83 yaşında vefat etti. 

banner197
Berlin'de ilklerin mimarı Atalay Özçakır vefat etti
Berlin'de ilklerin mimarı Atalay Özçakır vefat etti

Berlin Türk toplumu değerli bir büyüğünü kaybetti. 1961 yılında 2 seneliğine Almanya’ya ilk işçi kafilesi ile gelen Atalay Özçakır 83 yaşında vefat etti. 

Berlin`e geldiği ilk günden itibaren ilklerin altına imzasını koyan önemli bir girişimci ve işadamı olarak hizmet sunan Atalay Özçakır, uçak şirketinden medya patronluğuna kadar, sayısız alanda deneyimleri olan önemli bir girişimciydi. 

Merhuma, Allah’tan rahmet kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.



Yaşarken, merhum Atalay Özçakır ile değerli köse yazarımız Rüstü Kam’ın yapmış olduğu röportajı ile muhterem büyüğümüzü yakında tanıma fırsatı bulacaksınız.

1961 yılında 2 seneliğine Almanya’ya ilk işçi kafilesi geldi. Dil, din, örf ve adetlerine yabancı olduğumuz bir ülke Almanya. Kimi vatandaşlarımız işçiliğe devam etti, kazancını yeterli gördü, kimileri iş adamı olma yoluna gitti, kimileri de geriye dönmeyi tercih etti. Atalay Özçakır iş adamı olmayı tercih edenlerden.



1961 yılında 2 seneliğine Almanya’ya ilk işçi kafilesi geldi. Dil, din, örf ve adetlerine yabancı olduğumuz bir ülke Almanya. Kimi vatandaşlarımız işçiliğe devam etti, kazancını yeterli gördü, kimileri iş adamı olma yoluna gitti, kimileri de geriye dönmeyi tercih etti. Atalay Özçakır iş adamı olmayı tercih edenlerden. İlklerin altına imzasını koyan önemli bir girişimci. Uçak şirketinden medya patronluğuna kadar, sayısız alanda deneyimleri olan bir girişimci. Bu röportajda onu tanıtacağız. Karışık kanal denilen özel yayıncıların program yaptığı kanalda 2 saatlik yayın hakkı aldım. TRT ile irtibata geçerek programlarını Almanya’da yayınlama anlaşması yaptım. Anlaşmamız TRT Almanya’da yayına başlayana kadar devam etti. Buradan yerel yayınlar, TRT’den haberler ve belgesellerle başlayan 2 saatlik yayınımız kısa zamanda 4 saate çıktı, derken 6 ve en sonunda 24 saat yayın yapmaya başladık. Böylece bir sene içerisinde TD1 kanalı ortaya çıkmış oldu.



Sizi tanıyabilir miyiz?  

Özçakır:15 Eylül 1934’te Samsun’da doğdum. İlkokulu Samsun’da bitirdikten babamın işi dolayısıyla İstanbul’a geldik. Orta ve lise tahsilimi İstanbul’da tamamladım. Eminönü Halk Evi Çocuk Tiyatrosu'nda görev aldım. Daha sonra yaklaşık 30 filmde başrol oynadım.  “Gelin Ayşem, Beni Mahvettiler, Ali Derler Adıma, Kore Gazileri” oynadığım filmlerden bazıları. Muhterem Nur, Öztürk Serengil, Ayhan Işık gibi sanatçılarla başrol paylaştım. Yeşilçam’da oyunculuk yapmaya devam ederken film setinde tanıştığım bir hanımla evlendim. Bu sırada Almanya’dan bir iş teklifi aldım ve film çekmek üzere 1961’in ocak ayında Hamburg’a geldim. O filmi çekemedik ama evliliğim pekiyi gitmediği için ben bir müddet daha Almanya’da kaldım.  



Almanya’ya geldikten sonra neler yaptınız? 

Özçakır: Stuttgart’ta 2 yıl Fiat fabrikasında çalışıp Türkiye’ye döndüm. 1 yıl Türkiye’de kaldıktan ve birkaç filmin hem başrol oyunculuğunu hem de prodüktörlüğünü yaptıktan sonra tekrar Almanya’ya geldim. Bu kez demiryollarında tercümanlık yapmaya başladım. Aynı zamanda mağazacılık ve otel işletmeciliği yapıyordum. 1975 yılına kadar orada kaldım. Otel binası satılıp işi bırakmak mecburiyetinde kalınca arkadaşlarımın da ısrarıyla Berlin’e gelmeye karar verdim. Çünkü arkadaşlarım benim Berlin’de iş yapabileceğimi düşünüyorlardı.  



Berlin’deki iş hayatınıza havayolu taşımacılığıyla mı başladınız? 

Özçakır: O yıllarda Berlin’den Türkiye’ye uçuş yoktu ve buradaki insanların izne gitmek istediklerinde Hannover’e ya da Hamburg’a gitmek zorundaydılar. Bu sırada işgal kuvvetlerine ait uçaklar eski Tegel Havalimanında bekliyorlardı. Kimse bu uçaklarla şalter uçuş yapmayı düşünmüyordu. Ben birkaç arkadaşımla birlikte Amerikan şirketi Modern Air’le temasa geçtik ve şalter uçuş yapmak için anlaşma yaptık. İşgal kuvvetlerinden başka bir uçak şirketinin Berlin’e girmesine izin verilmiyordu. Bu nedenle Türk Hava Yolları Berlin’e uçuş yapamıyordu. Biz de THY ile koltuk başına anlaşma yaptık ve uçuş müsaadesi aldık. Aktürk firması adı altında, Modern Air’in 149 kişilik uçağıyla İstanbul’a direk uçuşlara başladık. Berlin’deki ilk Tük uçak firmasıdır. Merkezimiz Ansbach caddesindeydi. Kreuzberg’te de şubemiz vardı. Daha sonra buraya taşındık. Modern Air firması Amerika’ya geri dönünce biz de yeni bir arayışa girdik. Amerika, Fransa ve İngiltere dışındaki şirketler burada uçuş yapamadığı için iki arkadaşımla birlikte İngiltere’ye giderek orada bir hava taşımacılık şirketi kurduk. Amacımız buradaki şirketimizin kurduğumuz İngiliz şirketin uçağını kiralayabilmesi idi. Bu şekilde Britisch Kolidonya ile anlaştık ve onlara ait bir uçağı merasimle buraya getirdik. 320 marka her gün Türkiye’ye gidiş geliş yapacaktık. Daha sonra İngilizler bu şekilde yaptığımızı öğrenince uçağı satmaktan vazgeçtiler ve kiralamayı teklif ettiler. Bu kez maliyeti çok yüksek olacağından biz istemedik. İngiliz firmasıyla uçuşlarımızı, ödediğimiz 1 milyon marklık uçuşu tamamlayana kadar sürdürdük. Yolumuza yine bir Amerikan şirketi olan Euroamerika’yla devam ettik. O şirket de bir gün gelip Amerika’ya dönmeye karar verdiğinde biz yeniden uçak arayışına girdik. Son olarak Doğu Almanya havayolu firması olan İnter Flug’la anlaştık ve iki Almanya birleşene kadar uçuşlarımız devam etti. Ancak bu firmayla da işlerimizi Tabi ki doğu şirketi olduğu için sıkıntılar oluyordu. İnsanlar sınırda bir saat bekletiliyordu vs.  


Türkischer Basar’ı nasıl kurdunuz?   

Özçakır: Bir gün büyükelçinin tavsiyesiyle aradığını söyleyen bir Alman iş adamından telefon aldım. Bülow caddesi eski metro istasyonunda bir işletme kurduklarını, henüz faaliyete geçiremediklerini ve bir Türk’le çalışmak istediklerini söylediler. İçinde 40 dükkân ve 500 kişilik bir lokanta olan bu yeri gördüğümde aklıma derhal Kapalıçarşı geldi ve esnafın oturum ve çalışma izinlerini onların alması şartıyla orayı bir Türk çarşısı yapacağımı söyledim. Böylece İstanbul’a gidip Kapalıçarşı esnafı ile görüştük. Daha sonra onları Berlin’e davet ettik ve çalışmalara başladık. İzinlerin alınması bir yıl sürdü. Bu sırada çarşıyı Türk usulü dekore ettik. Epey maliyetli oldu. Sonunda İstanbul’dan halıcılar, kuyumcular Berlin’e geldi. Görkemli bir açılış yaptık. Mehter takımı getirttik ve Kudam’dan Bülow caddesine kadar mehter yürüyüş yaptı. Hatta Hürriyet gazetesi şöyle bir başlık atmıştı: “Dün Viyana kapılarında bugün Berlin’de mehter yürüttük.” Pazar da iki Almanya’nın birleşmesiyle kapadı. Çünkü birleşme olduğu takdirde metro istasyonunun tekrar açılacağı ve yapılan tüm anlaşmaların fes edileceğine dair bir anlaşma maddesi vardı.

Bir de televizyonculuk hayatınız var. Ondan da bahsedebilir misiniz? 

Özçakır: Bir gün gazetede Berlin’de kablolu televizyon kurulacağını okudum. Buradaki Türkler Köln’den yapılan yarım saatlik radyo yayını dinliyorlardı. Neden burada Türklere yönelik bir yayın olmasın, diye düşündüm. Sinema geçmişim de olduğu için bu işe el atmaya karar verdim. Bir Alman ortakla birlikte yayıncılığa başladım. Karışık kanal denilen özel yayıncıların program yaptığı kanalda 2 saatlik yayın hakkı aldım. TRT ile irtibata geçerek programlarını Almanya’da yayınlama anlaşması yaptım. Anlaşmamız TRT Almanya’da yayına başlayana kadar devam etti. Buradan yerel yayınlar, TRT’den haberler ve belgesellerle başlayan 2 saatlik yayınımız kısa zamanda 4 saate çıktı, derken 6 ve en sonunda 24 saat yayın yapmaya başladık. Böylece bir sene içerisinde TD1 kanalı ortaya çıkmış oldu. 2005 yılına kadar yayınlarımızı sürdürdük. Ben artık yorulmuştum ve yayıncılıkta yeni teknolojiyle birlikte yeni atılımlar yapmak gerekiyordu. Ben de kanalı yanımda çalışan arkadaşlara devredip dışarıdan danışmanlık hizmeti vermeye karar verdim. Ancak düşündüğümüz gibi olmadı. Maalesef arkadaşlar kanalı kapatmak zorunda kaldılar.  

Bu macera dolu hayatta şu işi yanlış yaptım, şunu şöyle yapsaydım daha doğru olurdu diyebileceğiniz bir şey var mı? 

Özçakır: Var. Dursun yerine oğluma verseydim, diyorum. Oğluma en büyük günahı işledim. Türkçe bilmiyor diye ona veremedim. Dursun da oğlum gibi yanımda büyüdüğü için ona itimat ettim. Günün birinde oğlumla beraber çalışırlar diye düşündüm. Hâlbuki oğlum bu işi Dursun’dan da hepsinden de çok daha iyi yapardı. Hem teknik hem bilgisayar hem kamera hem prodüksiyon, her şeyi çok iyi bilin biridir. Şu anda da bir televizyon yapsam gene aynı şekilde ona teslim ederim. İmkânım olursa yaparım. O da para meselesi.  

Deniz Olcayto’yla ilişkileriniz nasıldı? 

Özçakır: Deniz benim yanımda çalışıyordu. Başarılı programlar yapıyordu. Hiçbir şikâyetim yoktu Deniz’den. Televizyonculuğu iyi bilen ustalardan bir tanesiydi. TRT’nin yetiştirdiği iyi bir elemandı. Ben Denizle beraber olmaktan büyük bir zevk almışımdır. Allah rahmet eylesin. Allah günahlarını affetsin.  

Ata’yla ilişkileriniz nasıldı? 

Özçakır: Ata TD1’in başlangıcında bana çok yardımcı olmuştur. O zamanlar benim yanımda muhabirlik yapıyordu. Stüdyoda yaptığı programların montajını yapardı. Ben anlamazdım o işlerden. O bana gösterirdi. Abi böyle olacak, böyle yapacağız, diye. Benim hiç kimseyle bir problemim olmadı. Ata, kendisi yıprattı. Alkol onu mahvetti.  

Tevfik Dağdeviren’le birlikte de çalıştınız, onunla ilgili özel bir hatıranız var mıdır? 

Özçakır: Çok hatıram var, hangisini anlatayım. Program yapmaya çok heveslisiydi. Her programda bir şeyler yapmaya kalkardı. Benden zılgıt gelince giderdi. Bunu hep anlatır. Çalışkan bir arkadaştı. Şimdi de Bizim Alem diye bir mecmua çıkartıyor. Devlet adamlarıyla da çok iyi dostluğum vardır. Rahmetli Erbakan’la da büyük dosttu. Rahmetli Avrupa’ya geldiğinde nereye giderse gitsin mutlaka bana bir davetiye gönderirdi. Ben de icabet ederdim. Ben bir kalp krizi geçirmiştim bir keresinde. Hastanede yatıyorum. Rahmetli Erbakan’da mitingi veriyordu. Daha o zaman kendisiyle Mitingden sonra 40 tane arabayla hastaneye geldi, beni odamda ziyaret etti. İlk tanışmamız o şekilde oldu. O yüzden ben kendisini çok severim. Çok hakikatli, çok bilgili bir insandı.

Birçok işte öncülük yapmış biri olarak buradan gençlere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Özçakır: Benim gençlere tavsiyem yapmak istedikleri şey her ne ise onun için bıkmadan usanmadan sonuna kadar çalışmalarıdır. Bu şeyin doğru ya da yanlış olması önemli değil. Sonunda yaptıkları şeyin doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu kendileri görmeliler. Vazgeçmek ve yarım bırakmak en kötüsü.   

Röportaj: Rüştü Kam 
Foto: Mustafa Ekşi 
Bu röportaj Mocca Dergisi’nin 20. sayısında yayınlanmıştır. 
banner201
Anahtar Kelimeler:
Atalay Özçakır

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Şenol Sinamcı 3 ay önce

Allah rahmet eyledin, mekanı Cennet olsun

Avatar
Mesut Yeter 3 ay önce

1985 yılında kısa bir süreliğine kendisiyle çalışan bir gazeteciyim. Hakkım varsa kat be kat helal olsun. Tam bir Istanbul beyefendisiydi. Rabbim günahları nı varsa eğer affetsin.

Avatar
Erkan bayırlı 3 ay önce

Allah rahmet eylesin. Cenazesi ne zaman nereden kalkacak acaba?

Avatar
İLHAN ÖZDİL 3 ay önce

Ruhuna El Fatiha

Avatar
Demet Altan 3 ay önce

1996 da TD1 de staj yapiyordum telefon baglantisi yapmam gerekiyordu ve ben tam anlamamistim canli yayina nasil baglanti kuracagimi teknik idasinda kablolarla ilgili bir sorun cikmisti hayrettin abi canli yayinda telefon bekliyor bende telefonu kapattim sandim Atalay amca kablolardan bahsediyor hayrettin abide evet kablolardan bahsediyorsunuz konusun dedi Atalay amca benim sesim canli yayina mi gitti dedi bana yok dedim cok tatli cok iyi kalpli insandi mekanin cennet olsun Atalay amca

Avatar
Murat Keskin 3 ay önce

Atalay abim bizim büyüklerimizden..bize çok iyilikleri oldu.Allah razı olsun. Peygamberimizin komşusu olsun inşAllah

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir