Berlin'de Alevilerden Sivas Katliamı protestosu

Berlin'de Aleviler 3 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde 33 kşinin yakılarak yaşamını kaybettiği katliamı protesto etmek üzere sokağa çıktı.

Berlin'de Alevilerden Sivas Katliamı protestosu

Berlin Alevi Toplumu-Cemevi ve kardeş dernekleri ile Berlin’deki demokratik kitle örgütleri ile sol çevreler Sivas Katliamı’nı kınama yürüyüşünde bir araya geldi.

Berlin’de 30 Haziran Pazar günü 39 dereceyi bulan sıcaklığa rağmen binlerce kişi Hermannplatz’da buluştu. Protesto etkinliği BAT-Cemevi Semah ekibinin döndüğü semah ve İnanç Kurulu Başkanı Pir Burhan Akdemir’in verdiği Gulbang ile başladı.

Berlin Alevi Toplumu-Cemevi Başkanı Numan Emre’nin organizatör kurumlar adına yaptığı açılış konuşmasından sonra sırasıyla Sol Parti (Die Linke) Federal Parlamento Milletvekili Pascal Meiser, Eyalet Parlamentosu Milletvekili Hakan Taş ve SPD Berlin Eyaleti Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Demir birer konuşma yaptı.

Hermannplatz’dan başlayan yürüyüş korteji Oranienplatz’ta sona erdi. Burada yine semah ekibinin döndüğü semah ve BAT-Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Pir Burhan Akdemir’in verdiği Gulbang ve BAT-Cemevi İkinci Başkanı Yemliha Koç’un yaptığı kapanış konuşması ile sona erdi.

Yol boyunca katliamı yapanları lanetleyen sloganlar atan kitleye sanatçı Çağdaş Aslan sazı ve sözü ile eşlik etti. Sunuculuğunu BAT-Cemevi üyelerinden Hüseyin Aktaş’ın yaptığı protesto yürüyüşüne Berlin’de yaz tatili başlamış olmasına ve aşırı sıcaklara rağmen, katılımın beklenin üzerinde olduğu görüldü.

26 yıl önce 2'Temmuz 1993’te Sivas’ta: devletin kurumlarının da içinde bulunduğu ve yönlendirdiği İslami kesimin gerici, şeriatçı çeteleri tarafından güpegündüz Madımak Oteli'nde bir insanlık katliamı gerçekleştirdiler.

Berlin Alevi Toplumu-Cemevi Başkanı Numan Emre konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Tam sekiz saat süren bu katliam Türkiye’nin ve Dünya'nın gözleri önünde yaşandı. 20. yüzyılın sonlarına doğru Türkiye'de insanlık tarihine bir kara leke daha düştü. Bütün Türkiye sinema filmi seyreder gibi seyretti. Devletin kurumları, askeri, polisi, jandarması, valisi, belediye başkanı da aynı filmi izledi, müdahale etmeyip sonunu beklediler.

Nasıl olsa bu filmin senaryosunu kendileri yazmıştılar, neden müdahale etsinler? Sonuç, 33 canımız ile 2 otel çalışanı birlikte yakıldılar. Yüzyıllar önce Pir Sultan'ı Sivas'ta darağacına çeken Hızır Paşalar, onu anmaya gelenleri de yakmaktan çekinmediler. Oysa onlar sanatçılardı, yazarlardı, çocuklardı. Aydınlığa delil tutanlardı! Onlar; Alevilik yolunda, değerlerimiz için katledildiler. Medeniyetin ortasında diri diri yakıldılar! Katledilen canlarımızın hepsi Alevi değildi. Onlar, Alevi olanı olmayanı Hristiyan, inançsızıyla Anadolu ve Mezopotamya'da yeşeren kadim inancımıza, yolumuza sahip çıkıyorlardı.

Çünkü Aleviler bu topraklarda yüzyıllardır asimile edilmeye, yok edilmeye çalışılmış, inancından, kültüründen dolayı asırlardır zulmü görmüştü. Bugün hala Sünni İslam, Alevilere, bizlere tahammül edemiyor etmiyor. Ya benim gibi olacaksın, benim gibi ibadet edip benim gibi yaşayacaksın; ya da seni yok edeceğim diyor.

Yüzyıllardır nasıl ki zulme boyun eğmediysek, bugün de eğmeyeceğiz! Çok gerilere gitmemize gerek yok biz Aleviler, yirminci yüz yıl içinde dahi Koçgiri, Dersim, Zine Gediği, Malatya, Sivas, Maraş, Çorum Sivas- Madımak, Gazi gibi katliamları ve Sürgü saldırısına maruz kaldık, bunlara Roboski, Suruç, Ankara Garı`nı da eklersek görürüz ki Devletin tüm azınlıklara tahammülü yok. Peki suçumuz neydi? Suçumuz Alevi olmaktı. Sünni İslam gibi ibadet etmemek, düşünmemek, yaşamamaktı! Her şeyi kendimizde, insanda görmemizdi suçumuz! Cemlerimizde Dar'a durmak, yüz yüze can cana olmak, birbirimize baktığımızda kadın erkek değil CAN görmemizdi.

Suçumuz, Elimize, belimize, dilimize sahip olabilmek, Pirlerimizin önünde Hakk’a niyaza durmak, Rızalık alıp Rızalık vermek, Müsahip tutmak, hep can cana, yan yana olmak. Osmanlının kuruluşunda büyük rol oynayan Aleviler, Kurtuluş Savaşı’nda da Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına maddi ve manevi büyük destekleri olmuştur. Bugünkü AKP Hükümeti zulüm politikalarına devam ediyor. Ülke nüfusunun üçte birini oluşturan Alevilerin çocukları İmam hatiplere gönderilmeye ve asimile edilmeye çalışılıyor. Devlet kurumlarının üst düzeylerinde Alevi kökenlilere yer verilmemekte Bizler bağımsız bir ülkede özgürce yaşamak istiyoruz. Avrupa ve Almanya da bir inanç olarak kabul görüyoruz.

ha-ber.com / Orhan Önaldı

Fotoğraflar: Sadık Karslı 

Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2019, 22:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yunus Uslu
Yunus Uslu - 3 hafta Önce

Gencligimizi siddet dolu yillarla yasadik. Yurtu terkettik ama kaderden kacamayiz. Yillar once gazetelerden okudugum bu uzucu haber'i olgunca arastirip aydinliga kavusturacak ve toplumu yatistirip baristiracak gazeteciler, yazarlar, dernekler, universite professorleri yetistiremedik hala. Her yil bu haberi okudugumda yasadigim aci dolu yillari hatirliyorum. Baris dolu bir hayat dilerim genclere. Dernekleri ve yetiskinleri bu konuya cozum bulacak bir iletisim ile yaklasmalari cagrimla. Selamlar ederim.

SIRADAKİ HABER

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321