banner269
BANKALARIN TOPLUMSAL ETKİLERİ

Yurt içi ve yurt dışı bankacılık deneyimlerimiz eşliğinde, Bankaların ülkeler üzerindeki toplumsal etkilerini, müspet menfi yönleriyle anlatmaya çalışacağız.

Demokrasinin vazgeçilmez unsuru, siyasi partiler olduğu gibi, ticaret ve toplumsal ilişkilerin vazgeçilmez unsuru da bankalardır.

Bankalar halktan (mevduat) ödünç olarak topladığı nakit, değerli maden ve fonları, kıymetli evrak, menkul ve gayrimenkul değerler karşılığında ödünç veren, Havale, EFT para ticareti yapan, yasal teşkilatlanmış para piyasalarıdır.

Bankalar fonksiyonlarına göre sınıflandırılmıştır. En özellikli konumda olan Merkez bankası, Devlet adına para basan, fersude (eski yıpranmış) paraları geri toplayan ve piyasalara para süren, emisyon hacmini, faiz hadlerini kontrol eden para politikalarını uygulayan baklaların bankasıdır. 

Ticari Bankalar; Halktan mevduat olarak topladığı paraları, gerçek ve tüzel kişilere kredi veren, çek, senet, tahsil, tediye, havale işlemleri yapan ticari hayatın anahtarıdır. 

Ziraat ve Halk Bankaları ülkelerin en önemli finansal fonksiyonunu icra eden, Esnaf sanatkâr ve çiftçilere, emek yoğun, dar gelirli kitlelere, ucuz faizli tesis işletme kredileri veren, hükümet politikalarına uygun finansal destekler sağlayan Devlet bankalarıdır.

Bunun dışında, Sanayi, Kalkınma ve Yatırım,  Denizcilik, İhracat Bankaları da kuruluş amaçlarına uygun sektörleri destekleyen, halk ile yoğun ilişkisi olmayan ihtisas bankalarıdır.
1983 yılında, Bakanlar Kurulu kararıyla, Türk lirası ve yabancı para (Döviz) toplama yetkisi verilen Katılım bankaları özellikleri işleyişi farklı bankalar olarak kurulmuştur.

Bankacılık çok eski tarihlerde Amerika kaynaklı bankerlikle başlamış ve giderek uluslar arası boyutta teşkilatlanarak bugün dünyanın vazgeçilmez unsuru haline gelmiştir.

Sermaye piyasalarının oluşumunu sağlayan, ekonomiye yön veren döviz borsa işlemleri çek, senet ödemeleri ve her türlü ödünç para verme işlemleri bankacılık sektörü ile gelişmiştir. Bankacılık sektörü, güçlü ülkelerde büyük sermayelerle, gelişmemiş ülkelerde ise zayıf güçsüz sermayelerle kurulmuş ve ülkelerin kapasitelerine göre ticari sosyal ve ekonomik hayata yön vermektedir.

Şimdi bankaların normal işlevleri dışındaki uygulamalar ile ülkeler üzerinde yarattığı olumlu ve olumsuz etkilerini inceleyecek olursak öncelikle sosyal içerikli fonksiyonlarına bakmak gerekir.

İhtisas Bankalarının ülkemizdeki uygulamalarına ve toplumsal etkilerine baktığımız zaman, 
Sosyal amaçlı, esnaf, sanatkârlar ile tarımı desteklemek amacıyla kurulan Ziraat ve Halk Bankaları özel kanunlarla kurulmuş sermayesi devlet tarafından tahsis edilmiştir. 

Türkiye nüfusunun %29,4 çocuk, kalan 54 milyon yetişkin nüfusun her beş kişiden biri %11 yani 5.58 milyon kişi tarımda çalışmaktadır. 
Ülkemizde vergi kütüğüne kayıtlı 1.785.453 esnaf sanatkâr vardır. Çiftçi, esnaf, sanatkâr toplamı 7.365.000 kişi emek yoğun işlerde çalışan bu iki kesimin yetişkin nüfusa oranı %13.69 dur. 
Eşler dikkate alındığında bu orantıda %27 olmaktadır. 
Bu da Türkiye yetişkin nüfusunun yarısına eşittir. 

Türkiye’nin yetişkin nüfusunun yarısını teşkil eden esnaf sanatkâr ve çiftçiler hem sosyal hem siyasal bakımdan çok önemsenmesi gereken bir kesimdir.
Orta direk dediğimiz bu nüfusun siyasetçiler tarafından çok detaylı incelenmesi ve bu kalkınma çemberinin genişletilmesi halinde ülkelerin refah payı tabana yayılacaktır. 
Çünkü Ülkenin gelişmesi, temel gıda maddelerinin üretimi yapan çiftçinin, mal ve hizmet üreten esnaf ve sanatkârın kalkınmasına bağlıdır.

Demokratik özgürlük çok önemlidir, ama ekonomik özgürlük ise aş, iş, sağlık, adalet, eğitim, kalkınma, gelişme ve büyümenin temelidir.

Bu anlamda bankaların orta direği ucuz, hatta faizsiz finanse etmesinin yaratacağı sosyal fayda cari faizden daha yüksek olacaktır. Neticede sübvansiyonlu faiz uygulamaları, Türk bankacılık sisteminde vardır. Ancak, sağlanan desteklerin yeterli olmadığı bir gerçektir. Siyasiler ve Basında çıkan haberler de bu yöndedir. 

Bu kredilerin dağıtımı Esnaf kefalet ve tarım kredi kooperatifleri aracılığı ile hükümetlerin belirlediği faiz ve miktar politikalarına göre yürütülmektedir. Bu kurumlar halka ne kadar çok yakın, ayrımcı, yandaş koruyucu olmadan, gerçek hak sahiplerinin kredilendirilmesini sağlarsa  mal ve hizmet üretimi de o oranda arttıracak ve daha çok sosyal fayda sağlayacaktır. 
Son bir cümle olarak da ihtisas bankaları genellikle gelişmiş ülkelerde daha çok teşkilatlanmış ve fonksiyonlarını daha iyi icra etmekte olduğunu ilave etmek isteriz.

Bankalar, uluslararası ilişkilerde para transferleri, ithalat ihracat ve ticari işlemlerin garantisidir.
Farklı ülkelerdeki alıcı ve satıcılar, biri birilerini tanımasalar bile bankalar aracılığı ile risksiz vadeli veya kredili işlemler yapabilmektedir.
Teknolojinin çok geliştiği günümüzde, internet üzerinden yapılan e-ticaret işlemlerinde de banka kredi kartları ile ilişkili banka hesapları kullanılmaktadır.
Bankaların toplumsal yaşamı oldukça çok koylaştırdığı bir gerçektir. Hatta bankaların olmaması hayatı durma noktasına getirecek kadar çok önemli işlevleri vardır.

Ancak; olaya bölgesel kalkınma farklılıkları bakımından olaya baktığımız zaman, her bölgede bankaların sağladığı finansal hizmet imkânları eşit derecede dağılmamıştır.

Şöyle ki gelişmiş bir bölgelerde, sanayi ve sosyal hayat da geliştiği için halkın gelir seviyesi harcama ve tasarruf eğilimi de yüksektir. Yani ekonominin büyüdüğü bölgelerde bankaların tasarruf ve kredi hacmi de büyümektedir. 

Bu bölgelerde bankaların halktan topladığı mevduat  %35 iken verdiği kredi  %65 tir. Yani bölgeden çıkan para, giren paradan azdır. 
Bankalar gelişmemiş bölgelerdeki kullanılmayan mevduatı genel merkez kanalıyla ihtiyaç duyulan gelişmiş bölgelere aktarmak suretiyle kaynakları kredi olarak değerlendirmektedir. 

Oysa Bankalar tarım ve kırsal kesimden topladığı mevduatı, aynı bölgede kredi olarak verme imkânı yoktur. Çünkü bu bölgelerde sanayi ticaret gelişmemiş, halkın ödeme gücü düşük ve güvenirlilik zayıf olduğu için kredi kullanımı da düşüktür 

Bu nedenle bankalar gelişmemiş bölgelerden topladığı kaynakları gelişmiş bölgelere sanayi, ticaret, yatırım kredileri olarak kullandırmak zorundadır. Bankalar bu transferleri yapmadığı takdirde maliyetleri artar ve zarar etmeleri mutlak olur. 
Bu metot bölgesel kalkınmaları geciktiren bir göstergedir. Aynı durum gelişmemiş ülkeler için de geçerlidir. 

Gelişmiş ülkeler de, kendi sanayi mallarını satmak için, gelişmemiş ülkelere kendi ürettiği sanayi ürünlerinin satın alınması kaydıyla şartlı kredi vermiştir. 
Buna örnek olarak Türkiye’de 1970 yıllarda Batı menşeli sanayi ürünlerinin satın alınması şartıyla, AİD fonundan makine- demirbaş tesis kredileri Halkbank tarafından kullandırılmıştır.
  
Bankalar fonksiyonlarını icra etmek için, ticari sosyal ekonomik düzeni en iyi organize eden sistemdir. Bu sistem ülkelerin yönetim şekli, siyasi ve iktisadi durumuna göre değişebilir. 
Bu değişikliği bankalar direk olarak kendisi yapamaz. Banka yönetiminin kendine göre usul ve kuralları vardır. Bu kuralları bozarsa kendisi batar. 
O nedenle siyasi iktidarlar, sosyal ekonomik politikaları destekleyen, yatırım istihdam üretim ihracat yaratan, halkın refahını arttıran, bankaların gerçek kredi planlamalara bağlıdır.

Gelişmemişliğin en önemli sebeplerinden biri de mahallen toplanan kaynakların aynı bölgede kullandırılamamasıdır. Bu para erozyonunu yaratan en önemli etken de bankalar sistemindeki para transferlerinden kaynaklanmaktadır. 
Esasında bu para aktarma, para dolaşımını engelleyen banka sistemleri geçmişte Türkiye’de uygulanmıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sermaye çok güçlü olmadığı için mahallen kurulmuş tek veya birkaç şubeli pek çok mahalli bankalar vardı. Bunlar, Bölgesel kaynakları, mahallen kullandırdıkları için bölgesel kalkınmaya katkıları daha fazla oldu. Elazığ İktisat bankası, Denizli İktisat Bankası Eskişehir Bankası, Tütün bank Örnek olarak gösterilebilir. 
Bu mahalli bankalar, zaman içinde milli bankalara dönüştürülerek, kötü yönetim nedeniyle tasfiye olmuşlardır. 

Bu gün Avrupa’da özellikle Almanya’da faaliyette olan tek veya çok şubeli yüze yakın mahalli banka vardır. Buna örnek olarak Sparkasseler, Kreisbank, Nilmayer bank gibi özel, kamu ortaklı yerel bankalar gösterilebilir. Bu bankalar ulusal ve uluslar arası işlemler yapmaya yetkili olmakla birlikte bölgesel uygulamaları ile özel statüleri bulunmaktadır.

Özet olarak bankalar ticari ve sosyal hayatın vazgeçilemez bir unsuru olduğu kadar, Ülkeler ve bölgelerin de en önemli kaynak transferlerini gerçekleştiren, göstergesi hep varlıktan yana olan kurumlardır.
Sonuç olarak ticari, yatırım, kalkınma, katılım, ihracat, ticaret bankalarının adı ne olursa olsun yaptıkları iş para ticaretidir. Paranın getirisi faiz, Gayrimenkulün getirisi Kira, Emeğin getirisi ise Ücrettir. Para birikmiş emektir. En güçlü yatırım ve yaptırım PARA’NIN gücüdür.


Necdet TOR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir