Öne Çıkanlar Berlin Türkiye FETÖ Almanya Marck Rackles terör

Türkiye-AB ilişkilerinin ortaya koyduğu tablo üzüntü verici

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır, "Türkiye-AB ilişkilerinin bugün ortaya koyduğu tablo üzüntü verici. Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor." dedi.

Türkiye-AB ilişkilerinin ortaya koyduğu tablo üzüntü verici

Türkiye-AB ilişkilerinin ortaya koyduğu tablo üzüntü verici

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır, "Türkiye-AB ilişkilerinin bugün ortaya koyduğu tablo üzüntü verici. Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor." dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Türkiye-AB ilişkilerinin bugün ortaya koyduğu tablonun üzüntü verici olduğunu belirterek, "Şimdi yeniden Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmaya çalışılıyor. Önümüzdeki sene daha iyi tabloları göreceğiz." dedi.

Bozkır, "Türkiye'nin AB ve Yunanistan ile ilişkileri" hakkındaki sorularını yanıtladı.

Türkiye-AB ilişkilerinin bugün ortaya koyduğu tablonun üzüntü verici olduğunu belirten Bozkır, "Çünkü Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor. Türk halkının arzusu da böyle bir tablo yönünde değil." dedi.

Bozkır, geçen günlerde yapılan kamuoyu yoklamasında halka iki soru sorulduğunu, "Türkiye'nin AB'ye üye olmasını arzu eder misiniz?" sorusuna yüzde 78,8 "evet", "AB Türkiye'yi üye yapar mı?" sorusuna ise yüzde 30 "evet" yanıtı verildiğini söyledi.
Bu yanıtların hem arzuyu, hem de hüsran duygusunu ifade ettiğine dikkati çeken Bozkır, devletler arası ilişkilerde en önemli unsurun ortak menfaatler olduğunu, "Şu ülke beni seviyor, bu ülke beni sevmiyor", "Bu benim çok iyi arkadaşım, bu benim arkadaşım değil" ifadelerinin siyasette geçerli olmadığını vurguladı.

"Ortak çıkarlar tayin eder"

Bozkır, ülkeler arası siyasette ilişkilerin iyi olmasını ya da olmamasını ortak çıkarların tayin ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye-AB ilişkileri de bugün eğer tamamen kesilmediyse, yaşanan sıkıntıya rağmen ilişki devam edebiliyorsa ortak çıkarlar olduğundandır. AB'nin de çıkarı var, Türkiye'nin de çıkarı var. Nedir bu çıkarlar? AB-Türkiye arasında Gümrük Birliğinden kaynaklanan çok önemli bir ticaret var. 150 milyar dolar ticaret hacminden bahsediyoruz. Gümrük Birliğini güncelleştirdiğimiz zaman, bu ticaret hacmi 300 milyar dolara çıkar. Bugünün dünyasında bu rakam çok önemlidir. Misal vereyim; ABD-AB ticareti 700 milyar dolardır.

Türkiye AB'ye dini, kültürel, tarihi boyutlarıyla renk katar. AB'nin yeknesaklaşması, tek bir din etrafında toplanan kurum olma görüntüsü vermesi ve kendi içindeki sorunlarla mücadele ederken dışarıya bakamadığı bir dönemde, Türkiye, AB'nin bu eksikliğini giderir. AB yıllardan beri Avrupa ordusu kurmaya çalışır. Kurulmak istenilen Avrupa ordusu da 60 bin kişiden ibaret. Ben hep şunu söylerim: Türkiye'yi üye yapın biz size bir-iki ay içinde 60 bin kişilik ordu kurarız, AB ordusu olarak da görev yapar. AB'nin bütün yurt dışı operasyonlarında Türkiye katkı sağlıyor."

Volkan, Bozkır, AB nüfusunun giderek yaşlandığını, Türkiye'nin genç, dinamik, çalışkan, iyi yetişmiş nüfusa sahip olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin bu genç nüfusunun AB'ye çok büyük katkı sağlayacağını ifade eden Bozkır, ayrıca Türkiye'nin, dünya enerji yollarının kilit noktasında yer aldığını, enerji hatlarının Avrupa'ya en güvenli Türkiye üzerinden ulaşıcağını söyledi.

Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır, Türkiye'nin askeri güç, genç nüfus, enerji, ticaret ve ekonomi büyüklüğüyle AB'ye çok büyük katkılarının olacağını bildirdi.

AB sürecinin de Türkiye'ye büyük katkılarının olduğuna işaret eden Bozkır, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen olumlu standartların, AB sayesinde Türkiye'nin gündemine geldiğini belirtti. Bozkır, "Demokratik ve siyasi reformlar, daha iyi bir hava solunması, daha temiz suyun içilmesi, iş kazalarının önlenmesi gibi konular... Türk insanı bütün bunların kendisine daha iyi bir yaşam kalitesi getirdiğini gördü. Bu nedenle 'AB'ye üye olalım' anketlerde daha fazla çıkıyor. Bu ilişki, böyle bir ortak çıkarlar varken devam etmeli." ifadesini kullandı.

"Türkiye için en yapılamayacak şeyi bulup getirdiler"

AB zirvelerine Türkiye davet edilmezken, 5 ayda 3 Türkiye zirvesi yapılabildiğini hatırlatan Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AB Komisyon Başkanı ve AB Başkanı Türkiye'ye 5 ayda 8 kere gelebiliyordu. Türkiye'den başka bir şey konuşulmaz olabiliyor, fasıllar açılabiliyor, 'vize kalkacak' denilebiliyordu. Ama sonra öyle bir noktaya geldik ki hiç konuşulmamış bir noktayı son anda buldular, o da Terörle Mücadele Kanunu değişikliği ve bunu son anda bir şart olarak getirdiler. Ben o zaman AB Bakanıydım. Halbuki 72 kriter içinde hiç görüşülmemiş bir konuydu.

Türkiye'nin o dönem içinde bulunduğu şartlar çok vahimdi. Bazı şehirlerimiz, ilçelerimiz PKK terör örgütünün saldırısı altında iken, 'Terörle Mücadele Kanunu'nu değiştir' demek makul bir talep değildi. Bugün tekrar değerlendirilebilir ama o günün şartlarında Türkiye için en yapılamayacak şeyi bulup, hiç konuşulmamış bir maddeyi gündeme getirmeleri, bir anlamda vize sürecinin de inkıtaya uğramasına neden oldu."

Bozkır, şimdi yeniden Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmaya çalışıldığını belirtti.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin iyi olduğu bir ortamda, AB ilişkilerinde daha iyi mesafe katedilebileceğini dile getiren Bozkır, "Önümüzdeki sene inşallah daha iyi tabloları göreceğiz." dedi.

"Görüşmeler basın önünde değil yüz yüze olmalı"

"Yunanistan ve Ege adaları sorunu" ile ilgili soru üzerine Bozkır, iki ülke ilişkisinin çok hassas olduğunu ifade etti. Bu konularda beyan verecek tüm siyasetçilerin sorumlu davranmasının önemine değinen Bozkır, Yunanistan Savunma Bakanı'nın her beyanatının sorun ortaya çıkarabildiğini, çok sorumlu davranmadığını, hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretinde ülkesinde bulunmayı bile tercih etmediğini söyledi.

Bozkır, "Bizim bu konularda akıllı davranmamız lazım. Haklarımızı sonuna kadar savunuruz. Ama bunu, beyanlarla ve gerginlik yaratacak seviyelere getirerek çözmek yerine, uzun yıllardan beri sürdürdüğümüz istikşafi görüşmeler yoluyla yapmalıyız. Cumhurbaşkanlarının, başbakanların, yetkililerin görüşmesi mümkün olduğu kadar basın önünde değil yüz yüze konuşarak olmalı." sözlerini kullandı.

Türkiye'nin gelecek dönemde, esas unsur olan Türk-Yunan dostluğunu pekiştirecek adımlar atması gerektiğine işaret eden Bozkır, anlaşmalardan doğan haklara zarar getirecek hiçbir şeye izin vermeyeceklerini vurguladı. Bozkır, "Böylece aslında dost olan Türk-Yunan toplumlarını daha çok bir araya getirerek siyaseti etkilemeye çalışmamız doğru bir yöntem olacaktır." dedi.

ha-ber.com

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol