banner269

Son günlerin Aleviler açısından en hararetle tartışılan konusu bu. Acaba, özellikle de Avrupa’da yaşayan Aleviler arasındaki gelişmelere bakarak, tarihsel bir kırılma noktasında olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Hemen baştan söyleyelim. Aleviler bölünmeyecek. Hiç kimse umutlanmasın! Yüzlerce yıldan gelen Alevi refleksi, içindeki yabancı unsurları temizleyerek Yol’una devam edecek.

Buradan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Sayın Hüseyin Mat’a da bir mesaj göndermiş olalım. Hayır, Avrupa’da yaşayan Aleviler de bölünmeyecek. Tersine, büyüyerek, güçlenerek olmaları gereken yerde saf tutacaklar.

Ama, önce eteklerdeki taşları dökelim. Ne diyor, 30 Aralık tarihli (zorunlu değil ama sorunlu) açıklamasında Hüseyin Mat? “Erdoğan AABK için; "Ali'siz Aleviler, Ateistler" diyor.”

Hüseyin Mat ‘Ali’siz Aleviler’ ithamını daha önceki açıklamasında da, sanki yeni ve Tayyip Erdoğan tarafından uydurulmuş, iftira edilmiş gibi sunuyor.

AABF’Yİ HER ELEŞTİREN TAYYİPÇİ Mİ?

Halbuki, gerçekleri gizliyor. Bugünkü ve önceki, yani Turgut Öker yönetimleri ‘Ali’siz Alevicilik’ propagandası yapanlara kucak açmadı mı? Ali’siz Alevilik terimini literatüre sokan Faik Bulut’un dernek dernek konferans vermesini sağlamadı mı? Esat Korkmaz kapı kapı Ali’siz Alevilik propagandası yapan kitaplarını satarken, Turgut Öker ve Hüseyin Mat acaba bundan haberleri mi olmadı? Yoksa, Esat Korkmaz kimlerin evinde misafir edildi, onu mu sorgulayalım?

Hadi, bunları geçtik. AABF’nin “Bildungsbeauftragter” yani eğitimden sorumlu en yetkili kişisinin, yani Yılmaz Kahraman’ın Alman ZDF kanalına verdiği söyleşiden de mi haberi yok? Kaynak da verelim: Alevi-Bektaşi Gemeinde Marl, 18 Ocak 2018 tarihinde Youtube kanalına yüklenen videodan söz ediyoruz.

Yılmaz Kahraman Aleviliğin tarihsel, inançsal bağları hakkında konuşurken ağzından hiçbir şekilde Hz. Ali çıkmıyor! Sadece, Hz. Ali değil, İslâm’ı çağrıştırabilecek tek sözcük etmemeye özen gösteriyor, Kahraman. O kadar ki, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den söz ederken dahi, ‘hacı’ kelimesini atlıyor! Kahraman bununla da kalmıyor. Gazetecinin inanç önderleri ile ilgili sorusunda da, dedelerin ‘Evlad-ı Resul’ olduklarından söz etmiyor. Bunu bilinçli olarak gizliyor! Şimdi, bunu durumu da “kendi görüşüdür” deyip geçecek miyiz?

Bu kişi, Almanya’da Alevi öğrencilere inanç eğitimi vermesi beklenen çalışmanın başı, en yetkili kişisi! Hacı Bektaş Veli’nin ‘Hacı’sını söyleyemeyen bu kişiden mi öğreneceğiz Aleviliği? Dedelerimizin Ehlibeyt soyundan olduklarını, Evlad-ı Resul olduklarını gizleyen bu kişiden mi öğrenecek çocuklarımız Aleviliği? Hadi, söyleyin, bu kişiyi de mi Tayyip Erdoğan o makama getirdi?

AABF’Yİ KİM İTİBARSIZLAŞTIRIYOR?

Hüseyin Mat, kendilerine eleştiri getiren herkesi itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Kim eleştiriyorsa kesin “AKP faşizminin adamı”. Ama, bizzat kendi selefi Turgut Öker 2007’deki Deutsche Islam Konferenz DIK toplantısında “Aleviliğin aslında Hz. Ali ile de alakası yoktur.” demedi mi?

O halde, AABK’yı içerden çökertmeye çalışan Tayyip Erdoğan’ın elemanlarını uzakta aramaya gerek yok. Buyrun, Turgut Öker hakkında ne işlem yapacağınızı merakla bekliyoruz. Aynı şekilde, Yılmaz Kahraman hakkında da ne yapacağınızı merakla bekliyoruz.

Ama, biz okuyucuyu merakta bırakmayalım. Boşuna beklemesinler. Hüseyin Mat bu iki isim hakkında da herhangi bir işlem yapmayacaktır. Çünkü, bunları örneğin, disipline vermek, haklarında soruşturma açtırmak gibi bir gücü yoktur. Turgut Öker bugün dahi Hüseyin Mat’a emir verip, açıklama yapmaya zorlayabilmektedir.

Şimdi toparlayalım: Ali’siz Alevicilik propagandası yapan yazarlar AABK derneklerinde konferanslar veriyor, en iyi şekilde ağırlanıyor, üst düzey yöneticiler evlerini dahi açıyorlar. Örgütün en üst düzey sorumlu ve yetkili kişileri Hz. Ali ile Aleviliğin alakası yok, diye açıkça demeçler veriyorlar. Ama, suçlu kim oluyor? Hüseyin Mat’a göre suçlular belli: “Alevi İslam Toplumu”, “Öze Dönüş Hareketi”, “Akademi çevresi” de, emir almış gibi aynı ağızdan konuşuyor, aynı yöntemlerle AABK'ya saldırıyorlar.”

ALEVİLER BİRLEŞECEK Mİ, BÖLÜNECEK Mİ?

Hüseyin Mat, sosyal medya hesabında bütün bu saldırgan ve Alevi üslubundan uzak tutumunu değiştirme işareti verdiği yeni bir açıklama daha yayınladı. “AABK bir inanç kurumudur” diyen Mat, “Pir Sultan Abdalca, Hacı Bektaşi Velice, Kul Himmetçe, Nesimice, Hallacı Mansurca, Hüseyince, Zeynepçe ve Fatıma Anaca” duruşu önemsediği vurguluyordu.

Durun, hemen ümitlenmeyin! Bütün bu olumlu duygusal girişten sonra Mat ateşkes önerisini şu şekilde tarif ediyor: “AABK içerisinde Türk, Kürt, Arap, Zaza, Balkan ve daha farklı milliyetlerden, Aleviliği İslam içi- İslam dışı gibi farklı yorumlayanlardan, doğulu batılı, her türlü farklı siyasi tercihi olan canlarımız vardır. Bu farklılıkların hiç biri ayrışmamızı, bir birimizi ötekileştirmemizi, bir birimizi dışlamamızı gerektiren bir sebep veya gerekçe değildir.”

Elbette, Aleviler 72 millete aynı nazarla bakar. Kimsenin cinsiyeti, siyasi görüşü, etnik aidiyeti, toplumsal statüsü ile ilgilenmez. İnsanlara yönelik değer yargısını bunlara bakarak oluşturmaz. Ama, “Aleviliği İslam içi- İslam dışı gibi farklı yorumlayanlar”ı neden araya sıkıştırıyor, Mat? Mat bilmiyor mu, Aleviliği İslam dışı olarak tanımlayanların “Pir Sultan Abdalca, Hacı Bektaşi Velice, Kul Himmetçe, Nesimice, Hallacı Mansurca, Hüseyince, Zeynepçe ve Fatıma Anaca” duruşu olmaz!

Hem Alevilik İslam dışıdır diyecek ve hem de Fatıma Ana gibi duruşu onaylayacak, öyle mi?

HALKA BİRLEŞEN YENİLMEZ!

Tekrar başa dönelim. Hüseyin Mat’ın da, diğer Ali’siz Alevicilik propagandalarına izin verenlerin de bilmesi gereken şudur: Alevi toplumunu İslâm dışı söylemleriyle bir yere götüremezsiniz. Olacak olan, sizin Alevi toplumundan tecrit olmanızdır. 60-70 bin öğrenci beklenen Almanya’da Alevilik inanç eğitimi derslerine 3 binin altında katılım bunun kanıtıdır. Topluma güven vermek, toplumun değerleri ile barışık olmakla mümkündür.

2008’de yapılan bir çalışmaya göre, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin yaklaşık % 20’si Alevi olduklarını beyan etmişler. Toplam Müslüman nüfusun % 13’üne denk gelen bu sayı ile Aleviler Almanya’da Sünnilerden sonra ikinci büyük topluluk. Nitekim, Almanya’da kanunla kurulmuş olan Deutsche Islam Konferenz (Alman İslam Konferansı) DIK içerisinde de, diğer Müslüman inançlarla birlikte Aleviler de AABF tarafından temsil ediliyorlar.

Öte yandan, 2003 yılında, Almanya’nın Kuzey-Ren Westalya eyaletinin Eğitim, Gençlik ve Çocuk Bakanlığı tarafından Marburg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ursula Spuler-Stegemann’a bilirkişi sıfatıyla bir rapor hazırlatıldı. Spuler-Stegemann Alman Anayasa’sının 7. Maddesinin 3 bendine göre AABF’nin bir inanç topluluğu olarak tanınması gerektiği yolunda bilirkişi raporunu hazırlayan kişidir. Belki, Hüseyin Mat unutmuştur, hatırlatalım. Prof. Dr. Spuler-Stegemann’ın bilirkişi raporu Alevilerin İslâm içinde mi, yoksa dışında mı bir inanç topluluğu olduğu sorusunu da irdeleyerek şu durumu da tespit ediyordu: “Alevilerin ezici çoğunluğu kendilerini İslâm içinde görüyor … bu nedenle Aleviler İslâm içinde özgün bir topluluktur.”

Demek ki, bölücüler kimmiş? Alevi çoğunluğun inancının, geleneklerinin, kültürünün hilafına onlara “İslâm dışılık” dayatanlar değil mi? Peki, Hüseyin Mat acaba bu bölücülerle beraber yürümeye devam edecek mi? Yoksa, AABF’yi yeniden ait olduğu çizgiye taşıyacak mı?

İşte bunu önümüzdeki aylarda göreceğiz. Halkla birleşen kazanır. Sayısı 100’ü dahi bulmayan, nereye ait olduklarını kendilerinin dahi bilmediği, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin ürünü bir küçük ekibe teslim olan kaybeder.

Ali Rıza Özkan

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner307

banner308

banner309

banner310

banner311

banner312

banner313

banner174

sanalbasin.com üyesidir